|
28 Mayıs 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin hemen hemen tümünde İngiltere'de imamlık yapan Ebu Hamza el Masri'nin Amerika'nın talebi üzerine evinde gözaltına alınması manşetlere taşınmış.
Times, ABD'nin hakkında 11 ayrı suçlamada bulunarak iadesini talep ettiği Ebu Hamza'nın, ömrünün kalan kısmını hapiste geçirebileceğini yazıyor. Guardian, El Kaide ve Taliban ile ilişkileri olduğu öne sürülen Mısır kökenli imamın, Amerika'ya ancak, idam edilmeyeceği konusunda güvence alınması koşuluyla iade edileceğini belirtiyor. Daily Telegraph, avukatlarının, Ebu Hamza'nın Amerika'ya gönderilmesinin insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle girişim başlattığını anımsatarak "İadesi yıllar alabilir" diyor. Independent ise "Amerika'nın terör danışmanı olarak nitelediği ve yargılamak istediği radikal din adamı, gerçekten tehlikeli bir terörist mi, yoksa siyasi bir piyon mu" diye soruyor. Gazete şöyle devam ediyor: "Sabaha karşı üçte evine baskın yapılarak gözaltına alınan Ebu Hamza, Amerikan istihbaratı tarafından El Kaide'nin Avrupa'daki liderleri arasında gösteriliyor. Hakkında terör kampları kurmaktan, adam kaçırma olaylarına karışmaya kadar pekçok suçlama var. Hatta Amerikan Adalet Bakanı'na göre işlediği suçlar idam cezasını gerektiriyor. Ancak, şimdiye kadar İngiliz istihbaratı Ebu Hamza'yı yargılayacak kadar delil toplayamadı. Ebu Hamza'nın dikkatleri Irak savaşından uzaklaştırmak için gözaltına alındığı kuşkuları var" Irak'ta Amerikan güçlerinin radikal Şii dinadamı Mukteda es Sadr'la anlaşmaya varması da İngiliz gazetelerinde geniş yer bulmuş. Daily Telegraph, Amerikan birliklerinin Mukteda es Sadr'ın anlaşma teklifini kabul etmesiyle Necef'te iki ay sonra, silahların ilk kez sustuğunu belirtiyor. Daily Telegraph, şimdiye kadar Mukteda es Sadr'ın ölü ya da diri ele geçrilmesinde ısrarlı olduğunu açıklayan Amerikalıların geri adım attığını, bu gelişmenin 30 Haziran'da yönetimin Iraklılara devredilmesi öncesinde ülkede sukunetin sağlanmasına katkıda bulunacağı yorumunu yapıyor. Independent ise Mukteda es Sadr'ı yakalamakta başarısız olan Amerika'nın Necef'te "teslim" olduğunu yazıyor. Guardian, Es Sadr'ın anlaşma konusunda samimi olup olmayacağının bugün Kufa'da vereceği cuma vaazında sınanacağına dikkat çekiyor. Gazeteye göre Amerika, vaazın içeriğine ve cuma namazının kılınacağı camide ne kadar silahlı militanının bulunacağına bakacak. Daily Telegraph, Londra'nın Luton bölgesinde okula kara çarşafla gelmesine izin verilmeyen 15 yaşındaki Şebina Begum adlı Bangledeşli kız öğrencinin durumunun Yüksek Mahkeme'de görüşülmeye başlandığını aktarıyor. Gazeteye göre, avukatları Şebina'nın kıyafet nedeniyle okula alınmamasının İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu söylediler. Okul yönetimi ise okuldaki öğrencilerin yüzde 80'inin müslüman olduğunu anımsatarak, Şebina'nın bu kıyafetle derslere gelmekte ısrar ederek diğer öğrencilerin haklarını ihlal ettiğini öne sürdüler. Financial Times, Yunanistan Bayındırlık Bakanı Yorgos Suflias'ın, Atina'da ağustos ayında düzenlenecek olimpiyat oyunlarıyla ilgili olarak, pişmalık belirten açıklamalarını başsayfasına taşımış. Financial Times'a göre, Yunan Bakan Meclis'te yaptığı konuşmada "Olimpiyatlara gerçekten talip olmalı mıydık"diye soruyor. Gazete, Yunanistan Hükümeti'nin olimpiyatlar için 4.6 milyar Euro'luk bir bütçe öngördüğünü, ancak bu rakamın 2 milyar Euro üstüne çıkılacağının hesaplandığını aktarıyor. Financial Times'ta Türkiye ile ilgili olarak yer alan bir haberde ise Avrupa Birliği Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu yetkilisi Günter Verheugen'in "Üyelik kriterlerini tamamen yerine getirmese de Türkiye'ye müzakerelere başlama tarihi verilmeli" şeklindeki açıklaması var. Gazete Verheugen'in bu açıklamasını "Avrupa Birliği Türkiye için müzakerelerde adil olunması çağrısında bulundu" diye yorumluyor. Gazete şöyle devam ediyor: "Verheugen, Türkiye'yi Avrupa Birliği içinde görmek istediklerine dair güçlü bir mesaj verdi. Verheugen, üye ülkelerde bile birçok eksikliğin olduğunu anımsattı ve Türkiye'nin üyeliği konusunun yaklaşılan Avrupa Parlamentosu seçimleri kampanyasında istismar edilmemesini istedi. Komisyon yetkilileri ve Avrupa Birliği diplomatları, bazı üye ülkelerin Türkiye'nin müzakerelere başlamasını geciktirmek için koşullar öne sürmesini beklediklerini söylediler. Hatta bu yetkililere göre, bazı ülkeler, reform sürecinin durması halinde Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması şartını koymaya çalışıyorlar" Avrupa gazetelerinde ise Avrupa Parlamentosu seçimleriyle ilgili haber ve yorumlar öne çıkıyor. Avrupa gazeteleri, iç konuların seçim sonuçlarını nasıl etkileyebileceğini irdeliyor. Fransız Le Monde gazetesi, "İngiltere'nin Süper Perşembesi" başlıklı haberinde bu ülkede 10 Haziran'da Avrupa Parlamentosu seçimleriyle yerel seçimlerin birlikte yapılacağını anımsatıyor. Le Monde, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Avrupa Anayasası konusunda referandum yapılacağı sözü vererek muhalefetin en önemli kozunu elinden aldığını kaydediyor. Gazete, süper perşembenin İngiltere'de 5 Mayıs 2005'te yapılacak genel seçimlerin provası olacağını vurguluyor. Le Monde, "Avrupa Parlamentosu seçimleri Blair için aynı zamanda Irak politikası için de referandum niteliği taşıyacak" diyor. Diğer bir Fransız gazetesi Liberation, benzer bir durumun da Fransa'da yaşanacağını ifade ediyor. Ancak gazeteye göre Fransa'da hükümetin Irak politikası değil, sağlık politikası sınanacak. Hükümetin sağlık sigortası sisteminde yapmayı planladığı değişiklikler tepki çekiyor. Rakip sendikaları bile ortak noktada buluşturan reformlar sadece işverenler tarafından destekleniyor. Halkın büyük bir bölümü, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sağlık politikasındaki memnuniyetsizliği ortaya kayabilir. İspanya'da yayımlanan El Mundo gazetesi ise "Avrupa Parlamentosu seçimleri sanıldığından daha önemli" diyor. Gazeteye göre, seçimlerin sonuçları, Avrupa Anayasası'nın ve dolayısıyla geleceğin Avrupası'nın kaderini belirleyecek. İspanyol El Pais gazetesi de Avrupa parlamentosu seçimleriyle ilgili yorumunda şöyle diyor: "Bu kez 25 üye ülkenin seçmenlerini aynı paydada buluşturan bir nokta var. Avrupa'yı bölen Irak savaşı.... " |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||