|
24 Mayıs 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde bugün de Irak ile haber ve yorumlar öne çıkıyor.
Guardian gazetesinin manşeti "Sizden Hep Nefret Edeceğim"... Profesör İzmirli, Irak'ın, varlığı hala kanıtlanamayan kitle imha silahları programıyla bağlantısı olduğu gerekçesiyle evini tanklarla kuşatan Amerikan askerleri tarafından gözaltına alınmış ve Bağdat Havaalanı'ndaki hapishaneye götürülmüş. Bir süre önce de ailesine öldüğü bildirilmiş. Amerikalı yetkililer, cesede otopsi yapıldığını ve İzmirli'nin bir beyin rahatsızlığından öldüğünü söylemişler. Üç hafta önce hapishanede ziyaret ettikleri İzmirli'nin hiçbir sağlık sorunu olmadığını söyleyen aile bu açıklamayı inandırıcı bulmamış ve Bağdat Hastanesi'nde ikinci bir otopsi yaptırmış. Otopsi raporuna göre İzmirli, başına sert bir cisimle vurulması sonucu aldığı darbelerden ölmüş. Guardian gazetesi, İzmirli'nin Amerikalı yetkililerin hapishanede gizli soruşturmaya başlamasından iki hafta sonra öldüğüne dikkat çekiyor ve kızı Rana İzmirli'nin tepkisine yer veriyor: Her şey çok açık. Amerikalılar babamı öldürdüler ve şimdi bunu gizlemeye çalışıyorlar. Hayatım boyunca Amerikalılardan ve İngilizlerden nefret edeceğim. " Daily Telegraph gazetesinin manşetinde ise başka bir Iraklının sözleri var. Bu Iraklı Amerikan güçlerine karşı Şii direnişinin önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilen Kufa'da, Şii dinadamı Mukteda es Sadr'a bağlı Mehdi Ordusu'nda savaşan bir Iraklının sözleri. Iraklı direnişçi, "10 gün önce iki Amerikalı öldürdüm. Kendimle gurur duyuyorum. Şimdi daha çok Amerikalı öldürmek istiyorum" diyor... Times gazetesi, Amerikan Başkanı George Bush'un televizyonda halka hitap ederek Irak'ta yönetimin Iraklarla devrine beş hafta kala, Irak politikasının başarısızlıkla sonuçlanmayacağı mesajını vermeye çalışacağını yazıyor. Gazete, Bush'un televizyon konuşmasını, kasımdaki başkanlık seçimlerinden önce durumunu kurtarmaya yönelik propaganda kampanyasının ilk adımı olarak değerlendiriyor. Times, Teksas'ta dün bisikletten düşen Bush'un halkın karşısına çenesi ve burnundaki yaralarla çıkacağını ekliyor. Daily Telegraph'a göre, Bush, bu hafta Irak'ta yönetimin devrine ilişkin koşulları ve işgal sonrası Amerika'nın bu ülkedeki rolünü belirleyen bir Birleşmiş Milletler kararı çıkarmak için çaba harcayacak. Independent gazetesi de, yönetimin devrinden sonra koalisyon askerlerinin dokunulmazlıkları olacağını yazıyor. Gazeteye göre, İngiliz ve Amerikan askerleri, kendi ülkelerinin yasalarına tabi olacaklar. Times aynı konuyla ilgili haberinde İngiltere'nin bu yöndeki önerisinin Güvenlik Konseyi kararında yer alacağını ve Konsey üyelerinden buna itiraz gelmesinin beklenmediğini kaydediyor. Guardian Iraklılara yetki devrinde hala büyük belirsizlikler olduğuna dikkat çekiyor. Gazete Iraklıların gerçekten mutlak egemenliğe sahip olup olmayacaklarını soruyor ve "Örneğin, Iraklılara, yetki devrinden sonra, koalisyon güçlerinin askeri operasyonları konusunda veto hakkı verilecek mi?. Ya da Irakların, petrol rezervlerinde ne kadar söz hakkı olacak?" diyor. Times birinci sayfasında, basına sızan bir Dışişleri Bakanlığı bilgi notunda İngilizlerin Amerikalıların Felluce ve Necef'teki operasyonlarından duyulan rahatsızlığın açıkça dile getirildiğini vurguluyor. Times ayrıca, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Irak'a ilave asker gönderilmesi konusunda hem kamuoyu hem de Muhafazar Parti'nin muhalefetiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Gazete, anamuhalefetteki Muhafazakar Parti'nin lideri Michael Howard'ın "Irak'a takviye birlik gönderilmesine onay vermeyebiliriz. Blair'in desteğimizi alabilmesi için gerçekten halkı bu konuda ikna etmesi gerekiyor" şeklindeki sözlerini aktarıyor. Financial Times ise Irak savaşının İngiltere açısından mali boyutunu irdelemiş. Gazete, Irak'ın işgalinin İngiltere için İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en yüksek maliyetli askeri operasyon olduğunu yazıyor. Financial Times, Irak operasyonunun şimdiye kadar İngiltere'ye 3.8 milyar sterline mal olduğunu yazıyor ve bu paranın İngiltere'nin bu yıl sağlığa ya da ulaşıma harcayacağı bütçeden daha fazla olduğuna işaret ediyor. Daily Telegraph, Irak yüzünden halk desteği azalan iktidardaki işçi partisinin bugün seçim olsa muhalefete düşeceğini yazıyor. Gazetenin yaptırdığı bir kamuoyu yoklamasına göre, İngiliz halkının yüzde 36'sı Muhafazakar Parti'ye, yüzde 33'ü de İşçi Partisi'ne oy verecek. Daily Telegraph, bu ankette, iktidara gelmesi halinde İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çekileceği sözünü veren İngiltere Bağımsızlık Partisi'nin oy oranının yüzde 7'lerden yüzde 18'e çıktığına dikkat çekiyor. Independent gazetesi birinci sayfasını tamamen yerküreyi tehdit eden küresel ısınma sorununa ayırmış. Gazete, ünlü bilimadamı James Lovelock'un "Küresel ısınmayı durdurmanın tek yolu nükleer enerji" şeklindeki sözlerini aktarıyor. Lovelock Independent'taki yazısında özetle şunları söylüyor: Küresel ısınma insanlığın önündeki en büyük sorun. Ve durum 2001'deki Birleşmiş Milletler raporunda resmedildiğinden daha vahim. Atmosfer, sandığımızdan daha hızlı ısınıyor. Bu yüzden termik santrallerin yerine, rüzgar veya güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde daha fazla zaman kaybedemeyiz. Nükleer santrallerin hızla devreye girmesi gerekir. Bu santrallerle ilgili güvenlik riski konusu abartılıyor" diyor. Profesör James Lovelock'un görüşleri.... Independent, Lovelock'un bu önerisinin Greenpeace ile Friends of Earth, yani Yeryüzü'nün Dostları adlı çevreci gruplar tarafından tepkiyle karşılandığını belirtiyor. Gazeteye göre, Yeryüzü'nün Dostları'nın Başkanı Tony Juniper, "Hem iklim değişikliği hem de nükleer atıklar insanlık için tehdit oluşturuyor. Bizim görevimiz ikisinden de kaynaklanan riskleri azaltmak. İkisinden biri arasında seçim yapmak değil" diyor. Financial Times gazetesi manşetinde dünyanın en gelişmiş sekiz ülkesinden oluşan G-8'lerin maliye bakanlarının Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği OPEC üyelerine petrol fiyatlarının düşürülmesi için üretimi artırma çağrısı yaptıklarını yazıyor. Guardian da aynı konuyla ilgili haberinde Suudi Arabistan'ın bu konuda güvence vermesinin petrol fiyatlarındaki yükselişin dünya ekonomisine zarar vereceğini söyleyen G-8'leri bir ölçüde rahatlattığını, şimdi diğer petrol ülkelerinin kararının beklendiğini aktarıyor. Guardian, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü'nün Amerikalı yönetmen Michael Moore'un tartışmalar yaratan filmi "Fahrenheit 9/11'e" verilmesini Bush'a yeni bir darbe olarak değerlendiriyor. Gazete, hem Irak savaşını hem de Bush ve El Kaide lideri Usame bin Ladin arasındaki ilişkiyi sorgulayan filmin bu ödülün ardından, kasımdaki başkanlık seçimlerinden önce Amerika'da gösterime girebileceğini yazıyor. Disney şirketi filmin dağıtımını engellemişti. Guardian haberinde 1956'dan beri ilk defa bir belgesel filme Altın Palmiye verildiğini anımsatıyor ve juride Amerikalıların çoğunlukta olduğuna dikkat çekiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||