|
19 Mayıs 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Hindistan'da seçim sonrası hükümet tartışmaları, Irak'taki gelişmeler ve İsrail'in Filistinliler'e ait evleri yıkması gazetelerde öne çıkan konular arasında.
Times, birinci sayfasında Hindistan'da seçimleri kazanan Kongre Partisi lideri Sonya Gandi'nin başbakanlık görevini üstlenmekten vazgeçtiği açıklamasına yer veriyor. Gazete başyazısında da, "Gandi başbakanlığı reddederek akıllıca davrandı" diyor. Times, şu anda halkın desteğine sahip olan Sonya Gandi'nin bir süre başbakanlık yaptıktan sonra bu desteği kaybedebileceğini ve o zaman Gandi ailesinin siyasi mirasını sürdürmesi beklenen oğlu ve kızının politik şansının azalmasına yol açacağını belirtiyor. "Sonya Gandi siyaset sahnesinde yer almakta başından beri gönülsüzdü. Ancak O'nun başbakanlığı reddi, sinirlerinin bozulmasından ya da sorumluluktan korkmasından kaynaklanmıyor. Tam tersine bu O'nun , kendisine muhalif olan siyasi güçlerle ile kendi partisi olan Kongre Partisi içindeki havayı dikkatli bir şekilde değerlendirmesinin sonucudur. Sonya Gandi'nin bu kararında tabi ki bazı kişisel düşünceler de rol oynadı. O hem kayınvalidesinin hem de kocasının suikasta kurban gittiklerine şahit oldu. Çoğunluğu Hindu olan halkı, İtalya doğumlu bir katoliğin idare etmesine karşı olan radikaller O'nu da ölümle tehdit ettiler". Times, iç sayfalarında Irak muhabiri Antony Loyd'un Irak polis güçlerinin Necef ve çevresindeki isyancılar karşısında etkisiz kaldıklarını bildiren haberine yer vermiş. Amerika liderliğindeki koalisyon güçlerinin 30 Haziran'da yönetimin Iraklılar'a devrettikten sonra, Irakın güvenliğini kendisinin sağlamasını istiyor. "Saddam yönetimi kötüydü. Bunu hepimiz biliyoruz. Fakat Saddm'ın devrildiği gün polise olan saygı da sona erdi. İşlerini yitiren Necef halkı fakir ve öfkeli bir halka dönüştü. Amerikalılar sivilleri yaraladı. Mukteda geldi ve isyan başladı. Şimdi halkın yüzde 50-75'i bir dereceye kadar direnişi destekliyor. Biz ne yapabiliriz ki? Bir polis olarak benim bu halkla savaşmak yerine ona hizmet etmem gerekir." Financial Times, Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı Jakob Kellenberger'in "Hiç bir savaş uluslararası hukukun üstünde değildir," başlıklı yazısını yayınlamış. Kellenberger, Iraklı esirlerin işkence ve kötü muameleye tabi tutulmasına da değindiği yazısında, savaş kurallarını düzenleyen Cenevre Sözleşmesi'nin korunmasından sorumlu olan Kızılhaç Komitesi'nin," silahlı çatışmalarda esir düşenlerin haklarının azaltılmasını asla kabul etmeyeceğini" söylüyor. "Irak'taki Ebu Gurayb Hapisanesi'nde bulunan esirlerle ilgili şok edici olaylar, uluslararası hukukun ve değerlerin ihlal edilmesinin örneklerinden yalnızca biridir....Terörizme karşı savaş silahlı bir çatışma noktasına vardığında devletler, güvenlikleri tehlikede olsa bile uluslararası insani hukuk kurallarına uynmakla yükümlüdürler...İnsan hayatı ve haysiyetinin korunmasının herkesin meselesi olduğu ve bunun için harekete geçilmesi gerektiğini anlamak için dünyanın esirlere işkence ve kötü muamele edildiğini gösteren fotoğraflara ihtiyacı olmamalıdır". Guardian da Irakla ilgili olarak Londra Belediye Başkanı Ken Livingston'un "Çekilmeliyiz" başlıklı makalesini yayınlamış. Livingstone, Irak'ta çatışmaların sona ermesinin hem siviller hem de İngiltere askerleri açısından ölüm kalım meselesi olduğunu belirtiyor. Londra Belediye Başkanı'na göre, Amerika ve İngiltere'nin mevcut Irak politikasının başarıya ulaşma şansı yok ve İngiltere birlikleri mümkün olan en kısa sürede Irak'tan çekilmeli. Guardian Irak'a ayırdığı baş yazısında da savaşta hayatını kaybeden Iraklı sivillerin sayısının bilinememesini eleştiriyor. "Ceset saymıyoruz" diyen Amerikalı Komutan General Tommy Franks'ın tersine İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Irak savaşının başlaması ardından üç ay öncesine kadar on bin Iraklı svilin hayatını kaybettiğini tahmin ediyor. Bakan koalisyon güçlerinin sivil kayıpların kaydını tutmamasının garip olduğunu da kabul etti. Bu durum gerçekten de garip. Ne Amerikan ne de İngiltere birlikleri Irak'ta öldürdükleri "düşman" ya da " isyancı" sayılarını açıklamakta hiç bir sıkıntı yaşamıyorlar. Sivil kayıplara ilişkin olarak aynı şeyin yapılmasnını bundan daha zor olması için ise herhangi bir neden yok." Independent ise birinci sayfasını İsrail'in Gazze Şeridi'nde bulunan Refah Mülteci kampındaki Filistinliler'e ait evleri yıkmasına ayırmış. HaberindeCenevre Sözleşmesi'nin bu tür saldırılara ilişkin 53. maddesi ile bir evin yıkıntıları arasında kucağında küçük bir çocukla oturan Filistinli bir kadının fotoğrafına yer veren gazete, " Savaş suçu mu?" diye soruyor. Independant aynı konuya iç sayfalarında da yer vermiş ve İsrail'i savaş suçu işlemekle suçlayan Uluslararası Af Örgütü'nün raporundan bir bölüm yayınlamış. Independent bir başka haberinde Brüksel'deki Avrupa Anayasası görüşmelerinin kitlendiğini yazıyor. Gazeteye göre İngiltere ve Fransa'nın veto hakları konusunsaki anlaşmazlıkları ile Avrupa Birliği'nin daha küçük üyelerinin bir kenara itildiklerinden şikayet etmeleri görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtı. Independent, dört hafta içinde üzerinde uzlaşmaya varılması beklenen anayasa konusunda Avrupa Birliği Dönem Başkanı İrlanda'nın önümüzdeki hafta acil gündemli yeni bir toplantı düzenleyeceğini belirtiyor. Daily Telegraph ise Avrupa Anayasası görüşmelerini konu alan baş yazısında, Dışişleri Bakanı Straw'un, İngiltere halkını anayasa tartışmalarında ülkesinin çıkarlarını koruduğuna inandırmaya çalıştığını ama aslında geri adım attığını söylüyor. Daily Telegraph, Blair hükümetinin aslında adi suç konusunda İngiltere'nin vetosunu kaldırmaya hazırlandığını belirtiyor ve "İngiltere'yi herhangi yabancı bir anayasaya tabi hale getirmek prensip olarak yanlıştır" diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||