|
18 Mayıs 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Gazetelerde Başbakan Tony Blair'in Türkiye ziyaretine ilişkin haber ve yorumların yanı sıra Irak'ın geleceğine ilişkin tartışmalar ön plana çıkmış.
Financial Times, baş yazısında "Avrupa Birliği üyelik görüşmelerine başlamak için Ankara'ya tarih vermeli" diyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önemli adımlar attığını belirten Financial Times, hükümetin yaptığı reformlarla ölüm cezasının kaldırdığını, Kürtlerin haklarını tanıdığını ve ordunun gücünün sınırladığını yazmış. Financial Times, Erdoğan hükümetinin Türkiye'yi Irak savaşının dışında tuttuğunu ve Kıbrıs'ta çözüm için çaba harcayarak adadaki dengeleri değiştirdiğini belirtiyor. "Bu önemli başarılar, Avrupa Birliği'nin kendisine katılmak isteyen ülkeler açısından ne kadar önemli bir itici güç olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği, bu reform sürecini geriye döndürmek istemiyorsa, şimdi vaz geçemez.... Brüksel'in kapılarını kapatmak, Avrupa'nın sırındaki Türkiye'yi yalnızlaştıracak ve öfkelendirecektir. Bu Türkiye'deki batı yanlısı uzlaşmayı parçalar ve Türk sağındaki karanlık güçlerin harakete geçirir. Belki de on yıllık bir süreçte Türkiye'yi birliğe dahil etmek oldukça zor olacaktır ancak bu zorluk O'nu başıboş ve kendi haline bırakma riskinin yaratacağı zorluk kadar büyük değildir". Daily Telegraph da "Türkiye'deki dostlarımız Avrupa Birliği'ne alınmalıdır" başlığı ile yayınladığı baş yazısında Başbakan Blair'in Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini gerçekten destekleyen birkaç Avrupalı liderden biri olduğunu yazıyor. Gazete birlik üyeleri arasında Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkılmasının nedenlerini sıralıyor ve bunlara teker teker karşı çıkyor. Daily Telegraph'a göre Türkiye'nin üyeliği ile igili ırksal ve dinsel bir bağnazlık sergileniyor. "Bazıları Türkiye'nin bulunduğu coğrafya nedeniyle devre dışı bırakıldığı tezini öne sürüyor. Diğerleri, Avrupa Birliği üye ülkelerin nüfusuna dayalı bir oylama sistemi benimseme noktasına gelmişken, kalabalık bir nüfusa sahip olan Türkiye'nin ağırlığının fazla olmasından endişe duyuyor. Başkaları ise hala Türkiye'nin Avrupa'nin demokratik standartlarına ulaşamadığını iddia ediyor. Öyle görünüyor ki, Avrupalı ülkelerden kendi aralarında her iki dünya savaşından kalma düşmanlıkları dönüştürürken Türklerle ilgili eski önyargılarına geri dönmekte bir sakınca görmüyor". Blair'in Türkiye ziyaretine ilişkin olarak gazeteler, kendisinin başbakanlığı bırakmayacağı ve İngiltere'nin Irak'tan çekilmeyeceği şeklinde Ankara'da yaptığı açıklamalara geniş yer vermiş. Daily Telegraph'ın manşetti "Başbakan Downing Street'i ve Irak'ı bırakıp kaçmamak konusunda ısrarlı" . Times ise birinci sayfa haberinde İngiltere'nin önümüzdeki günlerde Irak'a üç bin asker daha göndereceğini yazmış. Times yazarlarından Peter Riddell da makalesinde; "İngiltere'nin Irak'ta açık bir stratejiye ihtiyacı var" diyor. "Tony Blair her zamankinden daha kararlı; "Çabucak çıkmak yok.Bırakıp kaçmak yok. Görev tamamlanıncaya kadar kalacağız," diyor. Blair'ın Ankara'daki açıklamalarının iki anlamı vardı. Birincisi açıkça İngiltere'nin Irak politikasıyla ilgiliydi. İkincisi ise üstü kapalı olarak başbakanlık koltuğunda kalma konusundaki kararlılığı ile. Blair'in hemen yapacağı bir konuşma ile İngiltere'nin Irak stratejisini açıklaması gerekiyor. Blair Washington'a göre daha avantajlı bir konumda. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush'un başı siyasi açıdan dertte ve Blair'in ve İngiltere askerlerinin desteğine her zamankin de fazla ihtiyacı var". Le Figaro gazetesi Irak Geçici Yönetim Konseyi Başkanı İzzeddin Salim'in öldürülmesinin Irak'taki koalisyon güçlerinin konumunu zayıflattığı yorumunu yapmış. Gazete "Egemenliğin Iraklılar'a devrine 43 gün kala Salim'in öldürülmesi koalisyon güçlerinin Irak'a istikrarı getirmekte başarız olduklarını gösteriyor," diyor. Le Monde ise Irak sorunun Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimlerinde belirleyici olacağı görüşünde. "Bu konu Amerikalılar'ın George Bush'a olan güvenlerini o derece etkiliyor ki gözlemciler Bush'un Irak konusunda kaybettiği zemini seçimlerin yapılacağı Kasım ayına kadar geri kazanıp kazanamayacağını merak ediyorlar. Washington'da bundan sonra Irak'ta izlenecek politika konusunda görüş ayrılığı var". Guardian muhafazakar milletvekili Crispin Blunt'ın "Şimdi Irak'taki sorun biziz" başlıklı makalesini yayınlamış. İngiltere Parlamentosu Savunma Seçim Komitesi ile birlikte Irak'a bulunan Blunt, başlangıçta Irak savaşını desteklediğini belirtiyor ancak ekliyor "ülkedeki isyan ancak koalisyon askerlerinin geri çekilmesiyle sona erebilir". Blunt'ın Irak'taki istancıların dışarıdan gelen Cihad savaşçılarının liderliğinde küçük bir azınlık gurup olarak nitelenemeyeceğini söylüyor. "Irak'ta Amerika liderliğinde bulunan koalisyon artık çözümün değil sorunun bir parçası. Biz Saddam sorununu çözdük. Ancak Irak sorununu çözemeyiz... Büyük resime baktığımızda çözüm için Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere açısından gereken Arap dünyası ile ilişkilerimizi geliştirmektir...Herşeyden önemlisi, Blair ve Bush'un İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un kimi isterse yok etme ve bir Filistin devletinin doğmasını engelleme politikalarına yardım ve yataklık ettikleri izlenimi vermemeleri Arap Dünyas'ında siyasi reformların başarılı olmasına yardımcı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri politikasını değiştirme cesaretini göstermelidir". Irak ve Filistin sorunundaki gelişmeler dünya petrol fiyatlarını etkiliyor. Independent, baş yazısında "Petrol fiyatları konusunda endişelenmeyi bırakın ve enerji tasarrufunu düşünmeye başlayın" diyor. Irak'taki kargaşa konusunda kaygı duymanın normal olduğunu yazan gazete Irak savaşının Ortadoğu'ya ve petrol fiyatlarına beklenen istikrarı getirmediğini yazmıış, Gazete, petrol fiyatlarındaki artışın herhangi bir enerji krizinin işareti olmadığını savunuyor. "Şu anda gerçek bir enerji krizi söz konusu değil, ancak ileriki süreçte bu olacaktır. Şu an için dünyanın petrıol kaynakları yeterli görünüyor ve üretilen kadar petrol kullanılıyor. Bu yüzdende petrol fiyatları aslında yirmi sene öncesine göre daha düşük. Ancak bu durum böyle devam etmeyecek...Bunun için de İngiltere de enerji tasarrufu politikasının öncelikle hale getirilmesi gerekiyor. Petrol fiyatlarındaki bu artış bizi ne kadar bilinçli hale getirirse, gelecekte bundan o kadar fazla yararlanırız". |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||