BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 16 Mayıs, 2004 - TSİ 17:07
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
16 Mayıs 2004 Basın Özeti
Observer'ın başyazısı, Hindistan siyasetindeki yeni döneme ayrılmış.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Sonia Ghandi'nin başbakanlığına "Hindistan'ın balans ayarı" yorumu getiren gazete, seçimi kaybeden başbakan Atal Bihari Vajpayee ve partisi BJP'nin, sorunları şimdiye kadar hamasetle örttüğünü anlatıyor.

Dünyada demokrasiyle yönetilen bu en kalabalık ülkenin derin ve eskiye dayanan sorunlarını, sürpriz seçim galibiyetiyle iktidara gelen Kongre Partisi'nin ele almasının umulduğunu aktarıyor.

"Vajpayee iktidarı sırasında dünyaya pazarlanan Hindistan, bilgi-işlem teknolojisi, hisse senedi borsası ve telefonla müşteri hizmetlerinden ibaretti. Ama şimdi Vajpayee de anladı ki, Hintlilerin çoğunun hayatında böyle bir Hindistan yok. BJP Hindistan toplumunu ekonomik açıdan kutuplaştırdı. Kongre Partisi şimdi derin farklılıkları barındıran bir ülkeyi devralacak. Bilgi-işlem sektörlerindeki 1 milyonluk istihdam, 40 milyonu bulan işsiz kitlenin yanında çok ufak kalıyor. Nüfusun üçte ikisinin hayatı tarıma bağımlı."

Hindistan son yıllarda bilgi-işlem teknolojisinin yoğun insan emeğine dayalı program yazma, yazılım alanında çok ileri gitmişti. Bunun yanı sıra, İngilizcenin çok yaygın olması sayesinde İngilizce konuşan zengin ülkelerin şirketlerine yeni bir yatırım alanı açtı. Mesela İngiltere'de bankasıyla telefonda konuşmak isteyen bir müşterinin karşısına, o bankanın Hindistan'da nisbeten ucuza çalıştırdığı bir memur cevap veriyor. Ve böylece Hindistan'da epeyce geniş bir telefonla satış ve hizmet sektörü oluştu.

Ama Observer'a göre, seçimi kaybeden Başbakan Vajpayee, hala nisbeten küçük kalan orta sınıfın sadece bir kısmına hitap eden siyasetinin yeterli olmayacağını gördü.

"Bu sınıfın temsilcisi olan medyanın yorumcuları ve BJP'nin sözcüleri, Bayan Ghandi'nin siyasi hedeflerini ciddiye almıyor, Hindistan'da doğmamış birinin ülkeyi yönetemeyeceğini ileri sürüyor. Eski başbakanlardan Rajiv Ghandi'nin eşi, İtalya doğumlu Sonia Ghandi, ülkenin kurucusu Ghandi-Nehru hanedanının son lideri olarak tabii ki zorlu bir görevle karşı karşıya. Son beş yılda yüzde 5 ila 8 arasında seyreden ekonomik büyüme, yoksulların hayatını düzeltmedi. Şimdi Hindistan'ın solcu ve komünist partileriyle ortaklaşa kuracağı hükümet, bir yandan yoksulların sorunlarına eğilmeye zorlanacak bir yandan da piyasa taraftarlarının hoşuna gitmeyen yatırımlara, mesela yıllardır ihmal edilmiş, tarımda sulama meselesine yönelecek. Böyle bir yöneliş orta sınıfı zenginleştiren yatırımcıları şimdiden korkutuyor."

Observer, bu yeni koalisyon hükümetinin Pakistan'la ilişkileri düzeltme sürecini ilerletmesinin de bekleneceğini belirtiyor. Şimdi yaralarını sarmaya çalışan BJP'nin Vajpayee'nin nisbeten ılımlı çizgisini terk edip, eski Müslüman karşıtı, bölücü köklerine dönebileceği de kaydedilmiş. Sonia Ghandi'yi yabancı diye eleştiren muhaliflerine şöyle sesleniyor İngiliz gazetesi: "Çıkar gruplarının, karşıt kimlik savunucularının derin siperlerinden yürüttükleri mücadele sürerken, ki kendi partisinde de var bunlar, yabancı olmak Hindistan'ın karmaşık sorunlarını çözerken en iyi kozu olabilir."

Blair gidiyor mu?

İngiltere'de Irak meselesiyle ilişkili her tartışma, Tony Blair'in başbakanlığının ne kadar süreceği tahminlerini de gündeme getiriyor. Bugün Sunday Times, "Brown rüya takımını kuruyor" manşetiyle çıkmış. Gordon Brown'dan söz ediyor. Yani Blair'in, İşçi Partisi'ndeki en önemli rakibi olarak gösterilen, Maliye Bakanı.

Tony Blair sonbahardaki parti kongresinde başbakanlığı Brown'a devrederse diye, bu hizbin önde gelenleri hükümet hazırlıklarına başlamış. Gazete, eski bakanlardan Robin Cook'un, Brown'la 20 yıllık rekabetine rağmen kabineye döneceğinden söz ediyor. Cook, Irak savaşına başından beri karşı çıkmıştı ama yazıya göre, bu eleştirilerini yapıcı biçimde sürdürmesi, parti içinde itibarını arttırdı.

Yine Irak savaşını eleştiren, bu yüzden, savaş başlayınca bakanlıktan istifa eden Claire Short ise, Brown'un listesinde yokmuş.

Sunday Times bu ifşaatla birlikte yeni yaptırdığı bir anketi de yayınlıyor. Blair liderliğindeki İşçi Partisi şu anda anamuhalefetteki muhafazakarların üç puan gerisine düşerken, oy oranı yüzde 34 olarak gösteriliyor. Seçmenlerin yüzde 62'si Tony Blair'in Irak savaşı yüzünden ağır zarar gördüğünü savunuyor. Yine ankete göre, Gordon Brown'ın liderliğindeki İşçi Partisi'nin bir yıl sonraki genel seçimleri kazanma ihtimali daha yüksek. Seçmenlerin en az yüzde 42'si genel seçimlerden önce Blair'in istifa edeceğini düşünüyormuş.

Sunday Times dün Başbakan Yardımcısı John Prescott'un bir gazetede yayınlanan makalesine de atıfta bulunuyor. Brown ile Blair arasında hep arabuluculuk yaptığı söylenen Prescott, yazısında siyasette fay hatlarının kaydığını, bakanların da kendilerini, devir sürecine hazırladığını belirtmişti.

Times satır aralarında belirtiyor ama Blair'in bütün bu tartışmalara net bir cevabı var. Observer, bunu manşetten sunuyor:

"Iraklılar hür bir idareye kavuşmadan bırakmam" demiş Blair. Observer başbakanın en azından ocak ayına kadar koltuğunda kalmak istediğini yazıyor. Çünkü Irak'ta ocaktaki seçimlerden sonra gönül rahatlığıyla, düzgün bir miras bıraktığını söyleyebilecekmiş.

Gordon Brown'ın görevi sonbaharda devralacağına dair söylentilerin başkentte yayılmasına Blair'e yakın kaynaklar sert karşılık vermiş ve Başbakan'ın "Irak işine ben bulaştırdım, yarı yolda bırakıp gitmem" dediğini söylemişler. Observer'ın bir notu da var: "Asıl şaşırtıcı olan; kimse artık Blair'in bir beş yıl daha görevde kalacağını söylemiyor."

ABD'ye seyahatin zorlukları

İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Amerikan gümrüklerinde kötü muameleye uğradığını söyleyen 100 vatandaşının şikayetlerini soruşturuyor. Sunday Times'ın haberine göre, turistler veya iş gezisine çıkanlar, Amerikan havaalanlarındaki görevliler tarafından bazen saatlerce sorgulanıyor, bazen kelepçe hatta zincire vuruluyor ve bazıları, haksız yere terörizmle bağlantısı olduğu iddia edilerek sınırdışı ediliyor.

Londra'nın güneyindeki Merton'da oturan 28 yaşındaki kadın Savinder Bual, eğitim amaçlı film çekmeye gittiği Amerika'ya gitmiş, New York'ta JFK havaalanında sorgulanmış. Sekiz yıl önceki ziyaretinde kalış süresini dört gün aştığı gerekçesiyle saatlerce sorgulanmış, kelepçelenmiş, ayakları zincire vurulmuş ve geceyi nezarethanede geçirdikten sonra Londra'ya geri gönderilmiş. Altı yıl önceki ziyaretinde Amerikalı yetkililerin hiç böyle bir şeyi gündeme getirmediklerini söylemesi işe yaramamış. Memurların kabalığından şikayetçi olan Bual evine döndüğünde eski belgelerini karıştırmış ve aslında 1996'daki Amerika gezisini tam da verilen süre içinde bitirdiğini tespit etmiş.

Bir bilgisayar şirketinde yönetici olarak çalışan 33 yaşındaki Neil Forrester, Los Angeles havaalanında Şubat 2003'te göçmenlik dairesi yetkilileri tarafından alıkonulmuş. Onun da 1996'daki ziyaretinden dolayı başı derde girmiş. Üstelik yanında kızı ve hamile eşi de varmış ama bu, yetkilileri durdurmamış. Sekiz yıl önceki Amerika ziyaretinde pasaportu kaybolduğu için, ülkeden çıkışı kayıtlara geçmeyen Neil Forrester, "Son ziyaretinizde verilen süreyi aşmışsınız" denilerek gözaltına alınmış. Fotoğrafı çekilmiş, parmak izi alınmış, eşini veya avukatını aramasına izin verilmemiş, 24 saat içinde sınırdışı edilmiş, 10 yıl Amerika'ya girmesi yasaklanmış.

"Benim karım Amerikalı, dolayısıyla yakınlarımızı ziyaret edemeyeceğimiz için bu yasak bizi çok etkileyecek" diyor.

İngiltere vatandaşı bir Müslüman da Amerikalı memurların muamelesinden şikayetçi. Meksika'da bir ay tatil yaptıktan sonra İngiltere'ye dönerken, Amerika'nın Atlanta şehrinde aktarma yapan Riaz Khan, bavulunda Kuran olduğu için yedi saat sorgulanmış. "Bomba yapmayı biliyor musun, Amerika Birleşik Devletleri'ni bir İslam devleti yapmak istiyor musunuz?" gibi sorulara muhatap olmuş. Riaz Khan, "Usame bin Ladin'in benim amcam olduğunda ısrar ediyorlardı" diye anlatıyor. O da sınırdışı edilmiş.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı her bir şikayet için Amerikalı muhataplarından izahat isteyeceklerini söylüyor. Amerika'yı yılda dört milyon İngiltere vatandaşının ziyaret ettiği belirtiliyor Sunday Times'ın haberinde.

35 milyon sterlinlik uçağın iniş sorunu

Sunday Telegraph'ın haberine göre İngiltere'nin Amerika'dan satın almayı kabul ettiği yeni savaş uçakları çok ağır olduğu için yere rahatça inemiyormuş.

Dünyanın en ileri avcı uçağı diye sunulan ve "Joint Strike Fighter" diye adlandırılan uçakların tanesi 35 milyon sterlin. İngiltere hükümeti bunlardan 150 adet almak üzere anlaşma yapmış. Savunma Bakanlığı uçağın ağırlığından kaynaklanan sorunları 2012 yılına kadar çözmek üzere acil çalışma başlatıldığını bildiriyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik