|
30 Nisan 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği'nin genişlemesi gazetelerin ortak uluslararası konusu...
Alman gazetesi Die Welt 'Hoşgeldin Avrupa' başlığı altında, on yeni üyenin Avrupa Birliği'ne girişinin kutlamaya değer bir şey olduğunu yazıyor. Gazeteye göre bu adımın önemi, birliğin coğrafi olarak genişlemesinden ibaret değil; 'en önemlisi sonunda Avrupa'daki bölünmeyi bir kenara atıyoruz' diyen gazete, bir çok Almanın yeni Avrupa'yı kuşku ve kayıtsızlıkla karşılamasını garip bulduğunu belirtiyor. Berliner Zeitung'a göre, Almanların genişlemeye ilişkin kaygılarının temelinde, Alman ekonomisinin sorunları var. 'Kutlamaya değer bir gün-ama kimin için' başlıklı yazıda, Alman halkının genişleme ardından rekabet ve suç oranlarında artıştan duydukları kaygının, 'dinamizmini yitirmiş bir toplumun kendine ilişkin kuşkuları nedeniyle iyice pekiştiği' yorumu yapılıyor. Gazete Almanların, başka ülkelerin ekonomik alanda rekabet kapasitesinden çekindiğinin altını çiziyor. Diğer bir Alman gazetesi, Frankfurter Allgemeine'ye göre, tüm kaygı ve çekincelere karşın, genişleme 'büyük bir adım'. Gazete, 'Avrupa Hitler ve Stalin'in gölgesinden kurtuluyor' diyor. Bir bütün olarak bakıldığında, Avrupa'nın birleşmesinin şu ana kadar başarılı şekilde yürütüldüğünü savunan gazete, eski düşmanlıkların giderildiğini, genç demokrasilerin istikrara kavuşturulduğunu ve batı Avrupa'nın eskiden fakir olan kesimlerinin fakirlikten kurtulduğunu belirtiyor. Avusturya gazetesi Die Presse de '1 Mayıs'ın hem yeni üyeler hem de Avusturya için, kesinlikle kutlanması gereken bir gün olduğunu' yazıyor. Ancak gazete, Avrupa Birliği'nin bir çok sorunla karşı karşıya olduğu uyarısında da bulunuyor. Gazete göre bu sorunların kökeninde, 'sosyal-ütopyacı, kökten-çevreci aşırı bürokrasi' var... Çek gazetesi Hospodarske Hoviny de, Avrupa Birliği'ne girişin 'bir dönüm noktası değil, ileriye doğru hayati bir adım' olduğu kanısında. Gazete, 'bu adımın bizi ne kadar ileri götüreceği, Avrupa Birliği'nin bundan sonra nasıl gelişeceğine ve Çeklerin bunda oynayacağı role bağlı' diyor. Gazeteye göre, Çek Cumhuriyeti'nin başarısını belirleyen de, Brüksel değil, başkent Prag başta olmak üzere, Çek kentleri ve köyleri olacak... Fransız gazeteleri Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Avrupa Birliği'nin genişlemesi konusunda düzenlediği basın toplantısını değerlendiriyor... Le Figaro, Chirac'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusunda yaptığı açıklamada, NATO'nun önemli ve sadık bir üyesi olarak nitelediği Türkiye'nin 'Avrupa'ya emeğinin geçtiği' yorumunu aktarıyor. Gazeteye göre, bu yorumla Chirac, kendi partisinin resmi çizgisi olan, Türkiye'nin üyeliğine muhalefetle arasına mesafe koydu. Gazete, parti çizgisinin Fransa halkının çoğunluğu tarafından da paylaşıldığını belirtiyor. Alman Sueddeutsche Zeitung da, Chirac'ın Türkiye hakkında soruları yanıtlamaya istekli göründüğünü belirtiyor ve Fransa cumhurbaşkanının kendi partisiyle aksi yönde yorumlar yaptığına dikkat çekiyor. Gazete, Chirac'ın 'Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişinin, en azından uzun dönemli, arzulanır bir şey olduğunu' söylediğini aktarıyor. Gazete, Fransa'nın zayıf bir hükümet ve zayıf bir başbakana sahip olduğu bir dönemde, özellikle dış politika ve savunma politikasında otoritesini kullandığını belirtiyor. Avrupa Birliği'nin genişlemesi İngiliz gazetelerinin de ortak konusu... Times makaleler sayfasında Başbakan Tony Blair'in bir yazısını yayınlıyor. 'On yeni üye Avrupa'yı değiştirmemize nasıl yardımcı olabilir' başlıklı yazıda, 'genişleme liberal ekonomileri ve Amerika ile ittifakı güçlendirmeli' deniyor. Başbakan Blair'e göre, 'Avrupa Amerika'nın rakibi veya uşağı olduğunda değil, ortağı olduğunda en güçlü halde olur'. İngiltere başbakanına göre yeni üyeler Avrupa Birliği'nin bu yönde ilerlemesine katkıda bulunacak. Daily Telegraph'ın manşeti ise 'Avrupa: ne bilirim, ne umursarım', şeklinde. Gazete, Başbakan Blair'in Avrupa anayasasını İngiltere'de referanduma sunma kararı ardından yaptırdığı son kamuoyu araştırmasının sonuçlarını duyuruyor. Araştırmaya göre halkın yüzde 52'i referandumda 'hayır' oyu kullanacak, 'evet' diyenlerin oranı sadece yüzde 23, yüzde 21'de 'kararsız'... Gazeteye göre, Blair İngiltere halkının Avrupa anayasası konusundaki derin kuşku ve cehaleti karşısında, büyük bir kumar oynuyor. Financial Times, Kıbrıs'ın güney kesiminde Annan planına verilen 'hayır' oyunun adalıları boşlukta bıraktığını yazıyor. Habere eşlik eden fotoğrafta, Rumca, İngilizce ve Türkçe olarak '1 Mayıs 2004'e kadar kalan günler' yazan bir levha ve üzerinde, Avrupa Birliği yıldızları arasında bir sayaç var; önünde de bir Kıbrıslı ellerini havaya kaldırmış şekilde duruyor. Gazete, güney Kıbrıslı politikacıların planı reddettikleri için cezalandırılmaktan korktuklarını belirtiyor. İngiliz gazetelerinin bir diğer ortak uluslararası konusu, Amerikan askerlerinin Iraklı esirlere yönelik kötü muamele ve tacizlerine ilişkin fotoğrafların yarattığı tartışma... Guardian manşetten verdiği habere eşlik eden fotoğrafta, bir Iraklı başına kukuleta geçirilmiş ve üzerinde çuvaldan kesilmişe benzer bir örtü ile bir karton kutunun üzerinde duruyor. Parmak uçlarına ise teller bağlanmış, teller de duvarın üst kesimlerine uzanıyor. Habere göre, Amerikan askerleri Iraklı esire, kutudan inmeye kalkacak veya düşecek olursa, elektrik çarpacağını söylemiş. Times'daki bir fotoğrafta ise, çırılçıplak halde üstüste balık istifi yapılmış Iraklıların yanında, iki Amerikalı asker ağızları kulaklarında poz veriyor. Independent'taki fotoğrafta da, kafalarına kese kağıdı geçirilmiş ve vücutlarının gerisi çıplak haldeki Iraklılar bir duvar dibine dizilmiş dururken, ağzında sigara ile gülümseyen bir Amerikalı elleriyle onlara ateş eder gibi poz vermiş. Gazete, Amerikan televizyon kanallarında yayınlanan bu görüntüler ardından, ordunun konuya ilişkin soruşturma başlattığını bildiriyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||