BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 28 Nisan, 2004 - TSİ 07:48
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
28 Nisan 2004 Basın Özeti
İngiliz gazetelerinden Financial Times'ta Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilgili bir değerlendirme dikkat çekiyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Vincent Boland imzalı yazının başlığı; "Kıtanın kıyısında sonsuz bekleyiş". Hiçbir ülkenin Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye'ninki kadar tartışma yaratmadığını söyledikten sonra şöyle devam ediyor yazar.

"Ankara, bekleme odasına 1963'te girdi, hala orada. Beklemeye alışan Türkler, bir süre daha beklemek zorunda olacaklarını düşünüyor. Zira, bazı Avrupalılar'ın yanı sıra, bir kısım Türkler de, Türkiye'nin Avrupalı olup olmadığını tartışıyor".

"Topraklarının büyük bölümü Asya'da bulunan, nüfusunun 50 yıl içinde 100 milyonu bulması beklenen ve dünyanın en istikrarsız bölgesi ile sınırları olan bu müslüman ülke, Avrupa Birliği'nin daha homojen bir birlik hedefini ciddi şekilde zorluyor".

Financial Times'ın Türkiye yorumunda, Cumhuriyet'in, kılıfk kıyafet devrimi, latin alfabesine geçiş gibi kazanımları hatırlatılıyor, ülkenin NATO, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Konseyi üyesi olduğu vurgulanıyor.

Ancak ekliyor gazete; "Buna rağmen Türkiye'nin yakın tarihi Avrupalı değerlere sahip olup olmadığıyla ilgili soru işaretleri doğuruyor".

"Türkiye'de silahlı kuvvetler geçmişte bir çok kez demokratik sürece müdahale etti. Ordu, kendine biçtiği Kemalizmin savunuculuğu rolüyle farklı görüşlerin ortaya çıkmasını engelliyor".

"Ekonomide ise yanlış politikalar daha önce sayısız kriz üretti. Eğitim ve adalet sistemi darmadağın. Polis gücüne kimse güvenmiyor. Kişi başına milli gelir ise Avrupa Birliği ortalamasının dörtte biri kadar. Türk halkının yüzde 70'inin Avrupa Birliği üyeliğinden yana olmasının ardında işte bu sorunlar bulunuyor".

Financial Times'ın Türkiye yorumundan, Kıbrıs yorumuna geçiyoruz. Kudüs Üniversitesi Siyaset Profesörü Shlomo Avineri imzalı yazının başlığı; "Kıbrıs'taki hayalkırıklığının ardındaki gerçekler".

Annan Planı'nın dünya medyasında adil bir plan olarak sunulduğunu, ancak Rumlar'ın bunu, 1974'ün sonuçlarını meşrulaştırma girişim olarak gördüğünü yazar, gerekçelerini şöyle sıralıyor.

"Türk işgali altındaki bazı yerler, Rumların yönetimine bırakılırken, Türk yönetiminin sınırları hala 1974 sınırlarını gösteriyor. 200 bin Rum mültecinin sadece yarısı topraklarına dönebilecek. Gerisi ise bu haktan mahrum kalacak ya da tazminatla yetinecek".

"Kuzeye Türkiye'den gelerek yerleşenlerin çoğunluğu burada kalıcı olacak. Türk askeri de Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği gerçekleşene kadar burada kalacak. İsrail'in Batı Şeria'yı işgali ve Yahudi yerleşimlerine haklı olarak karşı çıkan Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, iş Kıbrıs'a gelince, Türk işgalci ve yerleşimcileri ödüllendirmişe benziyorlar"

Financial Times Kıbrıs yorumunda, Avrupa Birliği'ni Kıbrıslı Rumların kararına saygılı olmaya çağırıyor ve ekliyor; "Bu yeni üyeye kin gütmek, hem siyasi, hem etik açıdan büyük bir hata olur". Gazetenin Rumlara uyarıları ise şöyle.

"Rumlar bir muzaffer edası takınmamalı. Özellikle Avrupa Birliği üyeliklerini, Türkiye'nin üyeliğinin önünü kesmek için bir araç olarak görmemeliler. Tam tersine, Yunan hükümetinin yaptığı gibi, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemeliler".

"Bu soylu bir davranış olmanın yanı sıra, Kıbrıs'ın ileride, hem Rumların kabul edebileceği, hem de uluslararası normlara uygun bir şekilde yeniden birleşmesinin tek yoludur".

Avrupa Birliği'nin 25 üyeye çıkmasına 3 gün kala, konu İngiliz gazetelerinde canlı bir tartışma başlığı. Independent gazetesinde, Hamish McRae imzasıyla çıkan yazıda; "Demir perdenin nihayet yıkılmakta olduğuna sevinmek yerine, endişelenip sızlanıyoruz" deniliyor.

Özellikle Doğu ve Orta Avrupa'dan göçmenlerle ilgili kaygıların öne çıktığını hatırlatan yazar, bu kaygıların anlaşılabilir olduğu kadar yanlış olduğunu, bundan on yıl sonra Avrupa ekonomisinin bu genişleme sayesinde şaha kalkacağını şu gerekçelerle anlatıyor.

"Akılcı ekonomik politikalar neticesinde Orta ve Doğu Avrupa yılda yüzde 4 oranında, istikrarlı bir şekilde büyüyor. Bu Avrupa Birliği'ndeki oranın tam iki katı. Bunun yanında yeni üyeler, yeni fikirler demektir".

"İskandinav ülkelerinin, Avrupa'nın, Amerika ve Doğu Asya ile telekomünikasyon alanındaki rekabetine nasıl yardımcı olduğunu düşünün. Yeni üyeler de, Avrupa Birliği'ne, planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçiş tecrübelerini getirecekler".

"Bu ülkeler, inişe geçen sanayi kollarının nasıl yeniden yapılandırılacağını, esnek işgücü piyasasının nasıl yaratılacağını yaşayarak öğrendiler. Son derece hevesliler ve hızla büyüyorlar. Bizim de buna ihtiyacımız var".

"Zira Avrupa'nın büyük bölümünde ekonomik durgunluk gözleniyor. Dolayısıyla vıdı vıdı etmeyi ve patronluk taslamayı bırakıp, en önemlisi korkmaktan vazgeçip, çatılara çıkarak, 'hoşgeldiniz' diye haykırmalı, genişlemeyi havai fişeklerle kutlamalıyız".

Guardian gazetesi ise o kadar iyimser değil. Ian Black imzalı analiz yazısında, genişlemenin, Avrupa Birliği'nin dünya sahnesinde, askeri açıdan daha büyük bir rol alma hayalini daha da güçleştireceği yorumu yapılıyor. Gazetenin öne sürdüğü gerekçeler ise şöyle.

"1 Mayıs'taki genişlemenin önemli bir özelliği, tüm yeni üyelerin NATO üyesi olması. Birliğe 2007'de katılacak Romanya ve Bulgaristan da öyle. Dolayısıyla güvenlik ve savunma konusunda gözleri NATO'da olacaktır".

"Sınırlı kaynakları da, Paris ve Berlin'in istediği gibi Avrupa Birliği'nin yeni yetme savunma politikasına değil, NATO'ya akacaktır. Ayrıca Doğu Avrupalılar daha çok kendi arka bahçeleriyle ilgilenecek ve Belarus ve Moldova'da seçimlerin güvenliğini sağlamayı, Afrika'daki eski İngiliz ve Fransız kolonilerinde barışı koruma misyonlarına tercih edeceklerdir".

"Eski Varşova Paktı ülkelerini kucaklayacak olan Avrupa Birliği'nin bir başka zorluğu da, bu genişlemeden hiç de hoşnut olmayan Rusya'ya karşı ortak bir strateji belirlenmesi olacaktır".

"Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilere gelince. Yeni üyeler bu konuda ortak bir tutumları olmadığı izlenimi veriyor ve Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasında bir tercih yapmaktan kaçınacakları anlaşılıyor".

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik