|
21 Nisan 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de bütün gazetelerin sayfaları iki temel meseleye ayrılmış. Biri, Başbakan Tony Blair'in, dün Avam Kamarası'nda Avrupa anayasasını referanduma sunma kararını açıklaması ve buna bağlı yorumlar... İkincisi ise Goldman Sachs bankasındaki bir sekreterin, patronlarından milyonlarca sterlin çalmaktan mahkum olması...
Financial Times, daha birkaç hafta öncesine kadar Avrupa Birliği'nin yeni anayasasını referanduma sunmayacağında ısrar eden Blair'in yeni kararını, "siyasi zayıflığının yansıması" olarak görüyor ve "kayıp liderin çaresizce oynadığı kumar" diye nitelendiriyor. Blair'in referandum konusundaki u-dönüşünü ikna edici biçimde izah edemediğini savunan Financial Times, Başbakan'ın yeni anayasanın, Avrupa Birliği ile üye ülkelerin hükümetleri arasındaki ilişkiyi temelden değiştirmediğini itiraf ettiğini belirtmiş. Referanduma mecbur kalması, yazıya göre, Blair'in sağlık, eğitim gibi alanlarda reform yapamamasından, Irak'ta Amerika Başkanı Bush'la ittifak edip işgale katılmasından dolayı siyaseten zayıf kalmasından kaynaklanıyor. Artık Amerikan yönetiminin Orta Doğu'da daha tarafsız bir tutum almasını sağlayacağı vaadini de yerine getiremeyen Blair'in, Bush'un, Ariel Şaron'a geçen hafta verdiği tavizler yüzünden zarar gördüğünü vurguluyor. Financial Times, referanduma razı olması sayesinde Haziran'daki Avrupa Parlamentosu seçimleri ile bir yıl sonraki genel seçimlerde rahatlayacağını düşünen Blair'i, fırsatçılıkla suçluyor. Gazete, Blair'i Avrupa Birliği anayasasının parlamento onayıyla yürürlüğe girmesini artık savunamayacak duruma geldiği için eleştiriyor. Gerçi Muhafazakar Parti ile Avrupa Birliği karşıtı basın organlarının parlamentodaki anayasa oylamasında hükümeti epey zorlayacağını da itiraf ediyor. Bir başka Avrupa Birliği taraftarı gazete Independent'ta bir köşe yazarı, referandumun o kadar da kötü bir şey olmadığı görüşünde. Bu sayede Avrupa taraftarlarının, Murdoch'un yalanlarını çürütme şansı yakalayacağını belirtiyor. Rupert Murdoch'tan bahsediyor yazar. Yani dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi İngiltere'de de çeşitli gazetelere, televizyonlara sahip olan medya patronu. Onun gazetelerinden biri de Times. Bugün onun birinci sayfası ise, diğer gazetelerden hayli farklı bir konuya ayrılmış. Blair'in referandum kararına değiniyor ama manşete, Anglikan Kilisesi lideri Başpiskopos Rowan Williams'ın, hükümete yönelik şiddetli eleştirilerini yerleştirmiş. Times'ın bildirdiğine göre, Dr. Williams, aldatıcı resmi açıklamaların, halkın demokrasiye güvenini ve saygısını artık iyice tehlikeye düşürdüğünü, sivil itaatsizlik boyutunda bir tepkiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. Times Avrupa anayasasına başyazısında değinmiş. Tony Blair'in yeni anayasayı komplo gibi sunanları eleştirdiğini, bunun bir ortaklık projesi olduğunu söylediğini aktarıyor ve buna cevap veriyor Times. Yeni anayasanın İngiltere hükümetinin 20 alandaki veto gücünü elinden alacağını, dolayısıyla, yetkilerin, mali kaynakların ve istihdamın Brüksel'e aktarılmakta olduğunu ileri sürüyor. Kıta Avrupasındaki gazeteler bugün de konuyla epeyce ilgili. Fransa'da Le Figaro, Blair'in u-dönüşü yüzünden başka üye ülkelerde de hükümetlerin anayasayı referanduma götürmek zorunda kalabileceğini, bunun da büyük bir kumar olacağını belirtiyor. İsviçre'de Le Temps, Blair'in, bu referandumu parlamentodaki oyalamalar sayesinde mümkün olan en geç tarihte düzenlemeye çalışacağını, yani gelecek yılki genel seçimlerin ertesine sarkıtacağını ileri sürüyor. Bu gazeteye göre Blair o zaman hem muhalefetin küçük partisi Liberal Demokratlar hem de anamuhalefetteki Muhafazakarların Avrupa yanlılarını da safına katıp, güçlü bir "evet" kampanyası başlatacak. Ama Le Temps sonuçtan kuşkulu. Şöyle yazmış: "Kamuoyu ile medyanın çoğu Avrupa karşıtı iken, itibarı Irak savaşında küle dönmüşken, Tony Blair çok büyük bir kumar oynuyor." Avusturya'da Die Presse, Birleşik Krallık'ta Avrupa Birliği konusundaki bir referandumun düzgün yapılınca kazanılmasının mümkün olmayacağını yazıyor. Üye ülkelerden başka birinin İngiltere'den önce anayasayı reddetmesi ihtimaline Blair'in umut bağlamış olabileceğini de yazan gazete, "Her iki seçenek de, Avrupa'nın çöküşüne yol açar" diyor. İngiltere gazetelerinde en geniş biçimde işlenen ikinci konuya gelince... Joyti De-Laurey dün suçlu bulundu, hakim, cezasının açıklanacağı hazirana kadar kefaletle serbest kalmasına izin vermedi. 35 yaşındaki eski sekreter, Goldman Sachs bankasının Londra temsilciliğinde milyoner patronlarına hizmet veriyordu. Independent anlatıyor: "Milyarlarca dolarlık yatırım ve ortaklık anlaşmalarını tamamlamaya çalışan patronları meşgulken, o, evlerindeki faturaları ödedi, doğum günü partileri düzenledi, çocuklarına piyano dersleri ayarladı, hatta söylediğine göre, bir defasında, bir patronunun yasak aşkının duyulmamasını sağladı. Art arda hizmet ettiği üç patronundan biri, onu övecek söz bulamadığını söylüyordu. Ama dün mahkeme jürisi De-Laurey'nin başka bir kabiliyeti daha olduğuna, patronlarının şahsi hesaplarından, hiç farkettirmeden, 4 milyon 303 bin sterlin çaldığına hükmetti." En fazla zarara uğrayan son patronu Scott Mead, 120 milyon sterlin serveti olduğu söylenen Goldman Sachs hissedarı. İmzasını taklit eden sekreterinin toplam üç buçuk milyon sterlin çaldığını, Kıbrıs'taki kendi hesaplarına aktardığını, hiç fark etmemiş. Savunma avukatı, Guardian'ın yazdığına göre, "O parayı kaybetmenin hayatına hiçbir etkisi olmazdı, onun için, cep harçlığıydı sadece" demiş mahkemede. "Tarikat şeyhleri direnişe çağırıyor" Financial Times'tan Irak'la ilgili bir haber... Felluce'deki çarpışmalardan sonra Kadirî şeyhlerinin, halkı direnişe katılmaya çağırdığını anlatıyor gazete. Irak'ta en fazla müridi olan, en eski tarikat. Kökü Abdülkadir Geylanî'ye dayanıyor. Amerikan işgaline tepki göstermeye başlayan tarikat şeyhleri şimdi yüzbinlerce müridi seferber etmeye çalışıyormuş. Gazetenin haberine göre bu şeyhlerden Muhammed İsevî, bulduğu kalabalıklara şöyle sesleniyormuş: Selefilerle tarihe dayanan rekabeti bir kenara bırakan Sufilerin şimdi toplumu direnişe çağırması, Financial Times'ın bildirdiğine göre Amerikalı yönetici Paul Bremer'ın dikkatinden kaçmamış ve Bağdat'ta bir tekkeye yapılan baskında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 35 kişi bulunmuş. Bunların Felluce'den kaçarak buraya sığındığı belirtiliyor. Burada silah bulamamışlar ama, Amerikalılar, biri 70 yaşındaki türbedar olmak üzere iki erkeği tutuklamışlar. Tekkenin şeyhi, "Her baskında düşmanlarının sayısını arttırıyor bu Amerikalılar" demiş ve karşılaştığı küstahlıkları, 1920'lerdeki İngiliz işgal idaresinin tutumunun tam zıddı olduğunu anlatmış. O tarihlerde Kadiri Şeyhi, İngilizler tarafından Irak'ın ilk başbakanı olarak tayin edilmiş. Bir Iraklı gazeteci, Financial Times'a, Sufilerin Saddam Hüseyin rejimiyle de yakın ilişkisi olduğunu, hatta Amerikalıların yakalanması için 10 milyon dolar ödül vaat ettiği eski Başkan Yardımcısı İzeddin el Duri'nin tarikat ehli olduğunu anlatmış. Duri, savaş öncesinde Bağdat'ta Abdülkadir Geylani ile Nakşibendi'lerin benimsediği 8. yüzyıl şeyhi Şeyh Maruf'un türbelerini onarmış. IMF'nin yeni patronu İspanyol Uluslararası Para Fonu IMF'nin başkanlığına eski İspanya Maliye Bakanı Rodrigo Rato'nun getirilmesi ihtimalinin iyice arttığını belirten Financial Times, kurumun yeni yöneticisinin büyük sınavları aşması gerekeceğini, bağımsız analiz gücünden taviz vermeden, özellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük hissedarlara acı gerçekleri söylemekten çekinmemeleri gerektiğini yazmış. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||