|
14 Nisan 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde Irak'ın geleceğine ilişkin tartışmalar ve rehine kriziyle ilgili gelişmeler bugün de öne çıkıyor.
Guardian, birçok ülkenin kaçırma olaylarından sonra Irak'taki vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yaptığını anımsatıyor. Gazete, birçok şirketin de Irak'tan ayrılmaya başladığını belirterek bunun ülkenin yeniden inşası çabalarına önemli bir darbe indireceğine işaret ediyor. Daily Telegraph, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin Irak politikasında ciddi görüş ayrılıkları olduğunu yazıyor. Gazetede Irak'taki Geçici Koalisyon İdaresi'nin eski üyelerinden Micheal Rubin'le yapılmış özel bir mülakat var. İngilizler ayrıca Irak'taki varlıklarını, İngiltere'nin uzun vadeli çıkarlarına hizmet edecek kazanımlar için kullanıyorlar. Michael Rubin Daily Telegraph'taki mülakatında şöyle devam ediyor: "İngiltere, Irak üzerinden, Amerika'nın en büyük düşmanlarından biri olan İran'la ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Yani Irak'ı İran'la yakınlaşmak için sıçrama taşı olarak kullanıyor. Beyaz Saray, Basra'nın İngiltere'nin nüfuz alanı olmasını istemiyor" Daily Telegraph bu konuyla ilgili olarak başyazısında ise koalisyon güçlerinin geçtiğimiz yıl Mart ayındaki işgalden bu yana en zor günlerini yaşadığına dikkat çekiyor. Başyazıda özetle şöyle deniyor: Felluce'deki durum, Şii dinadamı Mukteda es Sadr'ın terör çağrısı ve İran'ın, güneyde nüfuzunu artırma girişimi müreffeh ve demokratik bir Irak yaratılması çabalarına tehdit oluşturuyor. "Gerginliğin arttığı bir dönemde koalisyon ortakları Amerika ve İngiltere'nin arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkması kaçınılmazdı. Aslında bu ayrılıkların temelinde kültür çatışması yatıyor. Amerikalılar'ın Orta Doğu için uzun vadeli, radikal bir vizyonları var. İngiltere ise her zaman daha ihtiyatlı bir politika izlenmesinden yana." Daily Telegraph'ın başyazısından aktardık. Independent gazetesi ise İngiltere'nin Amerikan Başkanı George Bush'a desteğinin ülkenin uluslararası imajına zarar verdiğini vurguluyor. Gazeteye göre, İşçi partisinin kıdemli milletvekilleri, yarın Washington'a gidecek Başbakan Tony Blair'e, Bush'la arasına mesafa koyması çağrısında bulundular. Milletvekilleri, Blair'den, Bush'la yakınlığını İngiliz dış politikasının temel ekseni haline getirmemesini istediler. Kamu Politikası Araştırmaları Enstitüsü adlı bir kuruluş da Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'taki uygulamalarına sessiz kalan İngiltere'nin insan hakları konusunda üçüncü ülkeler nezdinde inandırıcılığını kaybettiğini ve Londra'yı dünyanın diğer bölgelerindeki insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmaya zorladığını belirtti. Rapora göre, Bush'un politikalarına verilen destek Avrupa Birliği, Arap ve diğer İslam ülkeleriyle ilişkileri de baltalıyor. Financial Times'a göre Birleşmiş Milletler Irak'ta yetki devrinden sonra ülkedeki ayaklanmanın etkisini yitireceği görüşünde. Gazete, Birleşmiş Milletler Sözcüsü Ahmed Fevzi'nin "Sınırlı yetkilere sahip olsa da Irak'ta egemenliğin devrinden sonra kurulacak yönetimin muhalefeti azaltacağını umuyoruz"dediğini aktarıyor. Gazeteye göre Cezayir eski Dışişleri Bakanı Lahdar İbrahimi başkanlığındaki bir Birleşmiş Milletler heyeti, egemenliğin Iraklılara devri aşamasında izlenmesi gereken politika konusunda Amerikalılara tavsiyelerde bulunmaya hazırlanıyor. Yine Financial Times'ta yer alan bir habere göre, İranlı liderler, şii dinadamı Mukteda es Sadr'la yakınlıklarını yalanlama çabasına girdiler. İranlı yetkililer, Mukteda es Sadr'a sığınma hakkı verecekleri yolundaki iddiaları reddederken Şii dinadamıyla aralarında hiçbir siyasi bağ olmadığını söylediler. Amerikan yönetimi, Es Sadr'ın milis güçlerinin İran tarafından finanse ediliğini öne sürmüş, Ortadoğu'daki Amerikalı birliklerin komutanı John Abizaid de açıkça İran'ı bölgede karışıklık yaratmaya çalışmakla suçlamıştı. Daily Telegraph, "Amerikan tanklarından Şii lidere isyanı durdurması için son şans" başlıklı haberinde, Iraklı arabulucular Sadr kentinde ateşkes için görüşmeler yaparken, Amerikan tanklarının Necef'i kuşattığını yazdı. Gazeteye göre görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde Amerikan birlikleri harekete geçecek. Daily Telegraph ayrıca, Mukteda es Sadr'ın Lübnan televizyonuna çıkarak halka "Ölümümden sonra özgürlük savaşından vazgeçmeyin" çağrısında bulunduğunu aktarıyor. Gazete, Sadr kentinde ise halkın Şii dinadamına büyük öfke duyduğunu yazıyor. Kentte özellikle ılımlı Şiiler, Mukteda es Sadr'ın kendilerini temsil etmediğini öne sürüyorlar. Bir coğrafya öğretmeni Mukteda es Sadr için şunları söylüyor: "Ölüm ve şiddeti savunan Mukteda'ya nasıl saygı gösterebiliriz. Halk, kendisini yok olmanın eşiğine getiren bir adama nasıl destek verir." Irak'tan İngiliz gazetelerinde yer alan diğer haber ve yorumlara geçiyoruz. Financial Times'ın Avrupa sayfasında Fransa Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğine desteğinin muğlaklaştığını bildiriyor. Gazeteye göre, Fransa'da İktidar partisinin haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimleri için yapılacak kampanyada Türkiye'nin birlikle müzakerelere başlamasına karşı çıkacağını açıklaması, Chirac'ın Türkiye'ye karşı bekle-gör politikasından vazgeçmesi anlamına gelebilir. Bazı Fransız gözlemciler ise, iktidar partisinin geçen ay yapılan bölgesel seçimlerde yenilgiye uğramasından sonra, Chirac yönetimi seçimlere yönelik kısa vadeli bir belirsizlik politikasına başvurmuş olabilir. Financial Times'ın dış haberler sayfasında yer alan başka bir haber ise "Kıbrıs Rum partisi, Birleşmiş Milletler'in adayı birleştirme planını mahvedebilir" başlığını taşıyor. Lefkoşa ve Atina mahreçli haberde, halkın üçte birinin desteğine sahip olan, Güney Kıbrıs'ın en büyük partisi AKEL'in bugün referandumun ertelenmesi talebi konusunda son sözünü söyleyeceği belirtiliyor. Parti merkez komitesi, 24 Nisan'da yapılması kararlaştırılan referandumun ertelenmesi için Birleşmiş Milletler'e çağrı yapılmasını önermişti. Bu öneri bugün parti kurultayında oylanacak. Financial Times, AKEL'in daha önce Annan planına destek verdiğini ancak parti lideri Dimitris Hristofyas'ın parti içindeki bölünmeleri engellemek için politika değiştirdiğini yazıyor. Gazete, anmuhalefetteki Demokratik Seferberlik partisi DİSİ'nin de refertandum konusundaki tavrını yarın açıklayacağını hatırlatıyor. Independent gazetesinin manşetinde Kanada'da hükümetin izniyle yapılan son 50 yılın en büyük fok balığı avı var. "Kanlı hasat" başlığının altında kana bulanmış buzul parçaları üzerinde öldürülen fok balıklarını toplayan avcıların fotoğrafı yer alıyor. Başka bir fotoğrafta ise yavru bir fok balığını elindeki ucu keskin bir sopayla öldürmeye hazırlanan avcı var. Gazete, haberinde okyanustaki diğer canlı türlerini tehdit ettiği gerekçesiyle dünyanın en büyük hayvan katliamlarından birinin gerçekleştirildiğini belirtiyor. Mayıs ayına kadar Kanada'da 300 bin fok balığı öldürülecek. Independent'ta Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov'la ilgili bir haber dikkat çekiyor. Haberde, sakalı yasaklayan, halkı karpuz festivaline katılmaya özendirmek için resmi tatil ilan eden ve son olarak Türkmenlere, ülkede çok yaygın olan altın dişlerini çıkarma tavsiyesinde bulunan Niyazov, dünyanın en çılgın dikatatörü olarak niteleniyor. Independent'taki haberde Niyazov'un cadde isimlerini numaralarla değiştirdiği, tüm ülkeyi kendi heykelleriyle donattığı, kendisini ömür boyu başkan ilan ettiği ve bakanlarını 36 kilometrelik sağlık koşusuna zorladığı anlatılıyor ve insan hakları gruplarının eleştirilerine yer veriliyor. Bu gruplar, "Türkmenistan malesef, hep Niyazov'un garip uygulmalarıyla uluslarası medyanın gündeminde. Oysa bu çılgın uygulamaların arkasında baskıcı bir rejim var"diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||