|
12 Nisan 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde Irak'taki çatışmalar ve bir hafta önce Irak'ın Nasıriye kentinde kaçırılan İngiliz rehine Gary Teeley'nin serbest bırakılmasıyla ilgili haberler ağırlıkta.
Times gazetesi, Teeley'nin serbest bırakılmasının diğer yabancı rehinelerin aileleri için umut ışığı olduğunu, ancak üç Japon ve bir Amerikalı rehinenin durumunun belirsizliğini koruduğunu yazıyor. Daily Telegraph, Japon rehineler için verilen sürenin dün dolduğunu ve Iraklı milislerin Japonya'nın Irak'taki birliklerini çekmeye başlamaması halinde rehinlerin 12'şer saat arayla diri diri yakacakları tehdidinde bulunduklarını belirtiyor. Independent'a göre, Japonya'da hükümete Iraklı milislerin dediklerinin yapılmasını talep eden 130 bin imzalı bir dilekçe sunuldu. Gazeteye göre, yaklaşan seçimler öncesinde rehine krizi yüzünden zor durumda kalan Japonya Başbakanı Koizumi, geri adım atmamakta kararlı. Bugün Tokyo'da Koizumi'yle görüşecek olan Amerikan Başkan Yardımcısı Dick Cheney de Japonya'nın birliklerini çekmeyeceği yolunda güvence almak istiyor. Ancak Japonya'da yapılan bir ankete göre halkın yüzde 80'i Japon rehinelerin öldürülmesi halinde sorumluluğun başbakanda olacağını söylüyor. Japon rehinelerin televizyon ekranlarındaki görüntüleri, Irak'a asker gönderilmesine başından beri karşı çıkan halkın öfkesini artırıyor. Financial Times gazetesi rehine krizinin Irak'ın yeniden inşası çabalarına büyük darbe indirdiğine dikkat çekiyor. Gazeteye göre personelinin kaçırılmasından korkan birçok şirket faaliyetlerini askıya aldı. Gazete manşetinde ise Iraklı birliklerin Felluce'de savaşmayı reddettiğini yazıyor. Financial Times'a göre, 620 kişilik Irak birliği "Iraklılara karşı savaşmayız" diyerek Felluce'deki operasyonlara katılmaya direndi. Gazete bu durumun Amerika'nın Irak'taki güvenlik politikası açısından büyük bir sorun oluşturduğu yorumunu yaptı. Guardian gazetesi manşet haberinde bir hafta boyunca şiddetli çarpışmaların yaşandığı Felluce'deki ölü sayısının 600 olduğunu yazıyor. Gazeteye göre, bu rakama dört hastaneden alınan bilgilerle ulaşıldı. Ancak Felluce'de birçok Iraklı hastanelere getirilmeden gömüldü. Bu yüzden ölü sayısı daha fazla olabilir. Guardian bir Amerikalı yarbayın ölen Iraklıların yüzde 95'ini meşru hedef olarak nitelediğini aktarıyor. Gazeteye göre Amerikalı yarbay şunları söylüyor: "Çatışmalarda ölen Iraklıların yüzde 95'inin askerlik yaşındaki erkekler olduğunu görürsünüz. Amerikan deniz piyadeleri hedeflerinde çok titizler. Ve işlerini iyi yapıyorlar." Guardian'ın yazarlarından Naomi Klein, Felluce'deki çatışmaları Iraklıların intifadası olarak tanımlıyor. Yazar, Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in direnişçileri bir "avuç haydut ve terörist" olarak nitelediğini anımsatıyor, fakat gerçek durumun böyle olmadığını, Irak halkının işgale karşı gerçek bir savaş verdiğini belirtiyor. Independent yazarı Charles Glass ise Amerikalıların Irak'a artık Iraklıların gözüyle bakması gerektiğini görüşünde: "Amerikalılar, Iraklıların kendilerine niçin ateş ettiğini anlamak istiyorlarsa kendilerini Iraklıların yerlerine koymalılar. Iraklılar için Amerikalılar yabancıdır. Iraklılar geçmişi unutmadılar. Iraklılar, Amerika'nın 30 yıl boyunca Saddam'ı desteklediğini unutmadılar." "Iraklı Şiiler, Iraklı Sünnileri kendilerine Amerikalılardan daha yakın görüyorlar. Iraklı Şiilerin Lübnanlı Şiilerle güçlü bağları var. Irak'taki Araplar Filistin'deki Arapları unutmadı. Irak'ta yabancıları rehin alan bir milis grubun adı İsrail'in geçen ay öldürdüğü Şeyh Yasin'in adını taşıyor. Ve Iraklılar, şimdi İsrail'in Filistinlilere yaptıklarını Amerikalıların kendilerine yapmaya başladığını düşünüyorlar" Times gazetesi de "Şii ve Sünni gerillalar Amerika'ya karşı birleşti" başlıklı haberinde, Mukteda es Sadr'a bağlı Şii milislerle "Felluce Ordusu" adlı Sünni milislerin dün Bağdat'ta ortak imzalı bildiriler dağıtarak halkı "Amerikan araçlarına yaklaşmamaları" konusunda uyardığını yazdı. Daily Telegraph, Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'taki krizden ancak Birleşmiş Milletler'in yardımıyla kurtulabileceğine dikkat çekerken, Independent, "Irak'ta tarihi bir mücadele içindeyiz. Geri adım atamayız" diyen İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Birleşmiş Milletler'in devreye sokulması konusunda muhalefetin baskısı altında olduğunu belirtiyor. Guardian yazarı: AB Türkiye'ye 'hayır' derse mahcup olacak Guardian'da Türkiye ile ilgili bir yorum yer alıyor. Gazetenin köşe yazarlarından Peter Preston, Kıbrıs meselesini dünyanın gündemindeki Irak ve İslam-Batı ilişkileri açısından değerlendiriyor. Yazar, Kıbrıs'taki iki lider Papadopulos ile Denktaş'ın Annan planına 'hayır' dediklerini, Türkler kabul etse de Rumların referandumda 'evet' oyu vermesi ihtimalinin iyice zayıfladığını anlatıyor. Guardian yazarı Preston, Kıbrıs'ın birleşmeden Avrupa Birliği'ne girmesinin, sadece Kıbrıslıları ilgilendiren bir kriz olmayacağını vurguluyor. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın, bütün gayretini, bütün prestijini bu çözüm yolunda harcadığını, Denktaş'ı kenara itip, askerlerle karşı karşıya gelmeyi göze aldığını ve Birleşmiş Milletler'in planını kabul ettiğini sıralıyor. Yazar, Tayyip Erdoğan'ın çok daha yüksek bir ödülü hakettiğini savunuyor. Preston, İslamcı bir partinin, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne sokmak için ateşli bir mücadeleye giriştiğini, bütün üye ülkelerin liderlerinin Türkiye'nin üyeliğini ilke olarak kabul ettiğini anlatıyor. "70 milyon kapımızı çalıyor" diyen yazar, AKP hükümetinin geçen yıl alamadığı müzakere tarihini bu yıl elde edebilmek için verilen söze inandığını, demokratik reformlar gerçekleştirdiğini ama geçen hafta Fransa Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'nin bu umudunu sona erdirecek sözler ettiğini hatırlatıyor. Kıbrıslı Rumlar da referandumda 'hayır' derse Türkiye'nin üyelik şansının iyice zayıflayacağını, çünkü adada çözüm olmayacağı için, tam üye olmuş Güney Kıbrıs veya Yunanistan'ın, Türkiye'ye karşı veto silahına başvurması ihtimalinin yüksek olduğunu vurguluyor. Guardian yazarı, Avrupa kamuoylarında Türkiye'nin üyeliğinin de pek sıcak karşılanmayacağı yorumunda da bulunuyor ve Türkiye'ye üyelik için verilen sözlerin unutulduğunu belirtip, bunu sert dille eleştiriyor. "Tabii ki Türkiye'nin üyeliği kolay değil, bu hep böyleydi. Tabii ki kamuoyları aleyhte olabilir. Ama şu sembolizm çok ağır basıyor" diyen yazar şöyle bitirmiş değerlendirmesini: "Papadopulos Türklere güvenilemeyeceğini söylüyor. Aksine, onlar sözlerini yerine getiriyor. Verdiği sözleri hemen unutan, yumuşak sözlerin altına zorlu tercihler dayatan, samimiyetsizliğini ortaya seren bir birliğe katılmak istiyorlar. Biz Irak'ta ne inşa ediyorduk? Güya bir İslam ülkesi, Batı'nın demokratik değerlerinin ışığı olacaktı, niye? Ama Erdoğan bu yolu çoktan kat etti. Tarihi bir mücadeleci, kendisi bir ışık. Onu hayalkırıklığına uğratırsak, mahcup olan biz olacağız…" Financial Times'ta ise Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin özel mülakatı var. Serdengeçti mülakatında Türkiye'nin önümüzdeki yıl enflasyonu tek haneli rakama indirme hedefini anlatıyor. Serdengeçti "Enflasyonda büyük düşüşler kaydettik. Ancak tüm hedeflerimize ulaşmadık. Tek haneli enflasyon için bir yıla ihtiyacımız var. Bu yüzden şimdiden bayram yapmıyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilir büyüme menziline girdik" diyor. Ve son haberimiz Times gazetesinden... Times'a göre Real Madrid'de oynayan 28 yaşındaki ünlü İngiliz futbolcu David Beckham, sözleşmesi dolmadan ülkesine dönebilir. Futbol kulislerinde, bir hafta içinde iki kadının Beckham'la ilişkisinin olduğunu iddia etmesi üzerine zor durumda kalan iki çocuk babası futbolcunun, evliliğini kurtarmak için 2005 yazını beklemeden bu yıl sonunda İngiltere'ye geleceği konuşuluyor. 30 milyon sterlin değerindeki futbolcuya Chelsea kulübünün göz diktiği belirtiliyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||