BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 11 Nisan, 2004 - TSİ 15:48
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
11 Nisan 2004 Basın Özeti
Sunday Telgraph'ın haberine göre İngiltere'nin Irak'taki üst düzey komutanları, Amerikan ordusunun uyguladığı taktikleri ağır ve aşırı buluyor.

Gazeteye mülakat veren ve isminin açıklanmasını istemeyen İngiltere'den bir üst düzey subay, Irak'taki koalisyonun komuta kademesinde Amerikalılarla anlaşmazlıkların başgösterdiğini, İngiltere'nin üst düzey komutanlarının rahatsızlığın arttığını belirtti.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Bu komutan, gazetenin bildirdiğine göre, sorunun kısmen, Amerikalıların Iraklılara bakışından kaynaklandığını söylüyor ve bunu "untermenshcen" ifadesiyle dile getiriyor. Bu tabiri, Naziler kendilerinden alt düzeyde gördükleri topluluklar için kullanıyordu.

Irak'ın güneyindeki karargâhında Sunday Telegraph muhabirine mülakat veren İngiliz komutan, Amerikalıların aşırı, tehdidin boyutlarıyla orantılı olmayan derecede kuvvete başvurduğunu, bundan, İngiltere silahlı kuvvetlerinin bütün üst kademesinde rahatsızlık duyulduğunu belirtti.

Telegraph'taki habere göre İngiliz komutan şunları söylüyor:
"Irak halkını bizim gördüğümüz gözle görmüyorlar. Untermenschen olarak görüyorlar. Iraklıların ölmesine, İngilizlerin duyduğu oranda kaygı duymuyorlar. Iraklılara karşı tutumları trajik, korkunç. Amerikan askerleri olayları çok basit görüyor. Irak'ta kimin neyi desteklediğine, kimin desteklemediğine dair ayrıntıları göz önüne almak onlar için çok zor görünüyor. Bütün Iraklıları "kötü adamlar" olarak görmek askerlerin kolayına geliyor. Onların gözünde Irak bütünüyle bir haydutlar ülkesi ve herkes onları öldürmek amacında."

Telegraph "untermenschen" kelimesinin Adolf Hitler'in "Kavgam" adlı kitabında ilk kez gündeme geldiğini bildiriyor. Irk olarak alt düzeyde gördüğü insanları, Yahudileri, Slavları ve çingeneleri böyle tanımladığını hatırlatıyor.

İngiliz subaylardan, söz konusu komutanın anlattığına göre, bu konuda bir resmi şikayet gelmemiş ama Londra hükümetinin, komutanların kaygı ve korkularından haberdar olduğu da belirtiliyor.

İngiltere ordusunun yürürlükteki savaş kurallarının, Amerikalıların iskan alanına saldırı helikopterleriyle gerçekleştirdiği taarruzu uygulamasına izin vermeyeceğini belirten komutan, sadece ateş açılırsa cevap verilmesine, belirlenmiş bir hedefe karşı asgari ateş gücünün kullanılmasına izin verildiğini vurgulamış.

"Teröristleri öldürmüş olabilirler ama aynı zamanda bir sürü sivili de öldürüp sakat bırakmışlardır. Amerikan askerleri önce ateş açıyor sonra soru soruyor. Zayiat vermekten çok korkuyorlar ve zaman zaman İngiltere askerlerine bile silahlarını doğrulttukları oldu."

"Zor zaman, zor tercihler" başlığı altında Sunday Times, Irak'ta anarşinin eşiğine gelindiğini bildiriyor. Gazetenin başyazısında, koalisyon güçlerinin dört ayrı güçle mücadele ettiği belirtiliyor. Bunları, gazete, Saddam'a sadık Sünniler, Muktada es Sadr'ın radikal Şiileri, Büyük Şeytan'la çarpışmak için Irak'a sızan yabancı teröristler ve kaostan beslenen eşkiya diye sıralıyor.

Bunun sonucu olarak Irak'ta kanun ve düzen hakimiyetinin kalmadığını, Irak'taki çoğunluğun demokrasi ve istikrar umudunun darbe aldığını belirtiyor.

Sunday Times'a göre, Sünnilerle Şiilerin birbirlerine karşı düşmanlıklarını şimdi rafa kaldırmaları, Amerikalılar için kaygı verici bir gelişme. Bu ikinci cephenin ittifak için yeni tehlikelerin kapısını açtığını belirtiyor.

Saddam Hüseyin'den kurtuldukları için işgale kucak açan, Irak'ta çoğunluğu oluşturan Şiilerin içinde Amerikalılarla savaşmak isteyenlerin şimdiye kadar azınlıkta kaldığını vurguluyor. Ama şimdiye kadar umursamaz görünen Şiiler içindeki çoğunluğun artık radikalleşmesi ve isyancılara destek vermesi tehlikesinin başgösterdiğini yazıyor.

Sunday Times'a göre, bir yıl ardından bugün gelinen noktada Amerikalı yöneticilerin de katkısı olduğu görüşünde. Savaşta büyük başarı gösterseler de, Amerikalıların barışı nasıl kazanacaklarını bilmediklerini belirtiyor. Yeniden inşa faaliyetlerinin bürokraside tıkandığını, "prokonsül" diye yani Irak'taki genel vali olarak andığı Paul Bremer'ın, hayatın düzeldiğini en iyi gösterecek temel kamu hizmetlerini sağlamayı başaramadığını bildiriyor.

Sunday Times "Özgürlük tabii ki, Saddam'ın acımasız baskı rejiminden daha iyi ama elektrik, içme suyu, akaryakıtla birlikte gelmesi daha da iyi olurdu " diye yazmış.

Bu hafta Başbakan Tony Blair ile Amerika Başkanı Bush'un bir araya geldiklerinde, ikilemle karşı karşıya olacaklarını vurguluyor. Times'a göre, direnişe fazla sert karşılık vermek durumu kötüleştirir, yumuşak karşılık vermek ise Irak içindeki müttefiklerini korkutur. En azından Muktada es Sadr'ın milislerini ortadan kaldırmanın şart olduğunu, sonra da kamu hizmetlerinin ve kanun hakimiyetinin sağlanması gerektiğini vurguluyor. Sonra da Irak halkına onların iyiliği için yapılanları gösterecek bir halkla ilişkiler kampanyası yapılmasını savunan Times, Malezya ve Umman gibi eski sömürgelerde İngilizlerin yerli halkın kalbini böyle kazandığını anlatıyor.

Independent on Sunday, "Amerika'dan biraz sağduyu görmemizi sağlayın" diyor başyazısında. Savaşa karşı çıkan kesimlerin şimdi Amerikalıların askerlerini çekmesini savunamayacağını belirtiyor. Kanundışı bir işgale girişmiş olsalar da şimdi İngiltere ve Amerika'nın askerlerini çekmesinin, Irak halkına büyük ihanet olacağını, eşkiya, derebeyi ve özel dini orduların insafına, bir iç savaşa terk edilemeyeceklerini belirtiyor.

Şu aşamadaki tek gerçekçi çözümün Amerikalı seçmenlerin Demokrat aday John Kerry'yi başkan seçmesi olacağını belirten Independent, Irak'ta güvenliği Birleşmiş Milletler'in sorumluluğuna devretmenin de çözüm olmayacağını, Genel Sekreter Kofi Annan'ın bunu görecek kadar akıllı olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre, işgal askerlerinin başına mavi bere giydirmek, fark getirmeyecek, ayrıca başka ülkeler de asker göndermeye yanaşmayacak.

"Amerikalılar kendi kendilerine buna bulaştı, şimdi kendi kendilerine ve onurlarından geriye ne kaldıysa onunla bundan sıyrılmalılar" diyen Independent öncelikle çok fazla kritik konuda çok fazla yanlış kararlar alan Paul Bremer'ın gitmesi gerektiğini belirtiyor.

Her başkaldırıya ezici bir kuvvetler karşılık verme ilkesini Amerikalıların terk etmesini savunan Independent üçüncü olarak, Başkan Bush'un, Birleşmiş Milletler nezdinden mümkün olduğu kadar çok ülkeyle işbirliği araması gerektiğini vurguluyor.

Independent on Sunday'in yazdığına göre, cuma günü Bush'la göreşecek olan Başbakan Blair, Amerikan halkını ikna edecek güçteki tek yabancı lider. Ve Amerikan yönetimini ılımlılaştıran güç olarak sunulan Blair'in artık bu tanımı hakettiğini göstermesi zamanının geldiğini belirtiyor.

Rusya'dan Katar'a baskı

Sunday Telegraph'ta Katar'dan bir haber var. Basra Körfezi'ndeki küçük ama petrol zengini bir ülke. Rusya, bütün gücüyle iki ajanını idamdan kurtarmaya çalışıyormuş. Bu iki Rus, Cahar Dudayev'den sonra bir dönem Çeçenistan'ın liderliğine getirilen Selimhan Yandarbiyev'in Katar'da öldürülmesinden yargılanıyor. Yandarbiyev, şubat ayında başkent Doha'da, arabasına yerleştirilen bombalarla hayatını kaybetmişti.

Habere göre uzmanlar bu iki sanığın suçlu bulunmaları halinde idama cezası almalarına neredeyse kesin gözüyle bakıyor.

Bu sanıkların yakalanmasından çok kısa süre sonra yürürlüğe giren bir yasa, terörizm tanımına uyan ve ölüme yol açan bütün saldırıların faillerine idam cezası getirmiş. Katar Dışişleri Bakanı'nın, bu kişilerin bu yasa uyarınca yargılanıp yargılanmayacağına mahkemenin karar vereceğini vurguladığı aktarılıyor.

Telegraph, Rusya'nın iade talebine rağmen, Yandarbiyev'in üç yıldır Katar'da yaşadığını, Çeçen ayrılıkçılara bağış topladığına inanıldığını bildiriyor.

Rusya, yakalanan iki ajanın, Yandarbiyev'in arabasına yerleştirilen bombayla ilgileri olmadığını, El Kaide'nin para kaynaklarını araştırmak üzere Katar'a giden bu kişilerin uluslararası yasalara aykırı bir iş yapmadıklarını savunuyor.

Katar güvenlik güçleri sanıkları yakalamak için Rusya'ya ait bir diplomatik konuta baskın düzenlemişler. Rusya buna sert tepki göstermiş. Amerikalılar bu konuda Katar makamlarına küçük teknik yardımda bulunduklarını itiraf etmişler. Bu kişilerin saldırıyla bağlantısına dair, iki tanığın ifadesine dayanan Katar yetkilileri ayrıca, patlayıcılarda yer alan elektrik kablolarının tıpkısını Rusların kullandığı bir otomobilde ele geçirmişler.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik