|
26 Mart 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin ortak manşeti Başbakan Tony Blair'in Libya ziyareti.
Yarım asrı aşkın süredir, İngiltere'den Libya'ya başbakan düzeyinde ilk ziyareti gazeteler farklı yönleriyle değerlendiriyor. Başlıklar şöyle... Financial Times: 'Blair Libya ziyaretinde yeni bir müttefik buldu'. Daily Telegraph ise manşet konusunu, İngiltere Kilisesi'nin eski başı Lord Carey'nin islama yönelik eleştirilerine ayırıyor. Gazete eski başpiskoposun, 'islam kültürü yüzyıllardır, uygarlığa pek az katkıda bulundu' dediğini aktarıyor. Ilımlı müslümanların intihar saldırılarını, kayıtsız şartsız kınamamasını eleştiren Lord Carey, müslüman ülkelerde demokrasi eksikliklerine dikkat çekiyor. Gazete, islam kültürünün otoriter, katı ve başarısız olduğunu söyleyen Carey'nin konuşmasının, inançlar arası hassas ilişkilere darbe vuracağı yorumunu yapıyor. Blair'in Libya ziyareti... Times konuya ilişkin başmakalesinde, 'Thatcher Gorbaçov'la iş yapabileceğini söylediğinde, kimse bunu Sovyet komünizmine karşı düşmanlığının azalması olarak yorumlamamıştı' diyor. Gazeteye göre, Blair Kaddafi'yle özenle belirlenmiş amaçlara yönelik bir ortaklığın temelini attı, Libya liderini 'bir dost gibi kucaklamadı'. Independent ise, iki ülke arasındaki yakınlaşmanın önemini vurgulamak isteyen İngiliz diplomatların, daha şimdiden Libya ile, Kuzey Afrika'daki Usame bin Ladin bağlantılı gruplar hakkında istihbarat paylaşımına başlandığını söylediklerini aktarıyor. Gazete, İngiliz şirketlerinin de şimdiden, Libya'nın milyarlarca dolarlık petrol ve doğalgaz kaynakları için harekete geçmiş olduklarını vurguluyor. Blair'in Libya ziyareti diğer Avrupa gazetelerinde de ele alınıyor... Alman Berliner Zeitung gezinin arkasında hem siyasi hem de ekonomik hesapların olduğu yorumunu yapıyor. Gazete Kaddafi ile ilişkilerin, Irak savaşını meşrulaştırma çabaları çerçevesinde kavranabileceğini yazıyor. Gazete, 'Libya'nın attığı adımlar Irak savaşının olumlu sonuçları da olduğunun bir kanıtı' diyor. Ancak, gazeteye göre, Libya'ya yönelik tavrın değişmesinin asıl nedeni, Amerikan ve İngiliz şirketlerinin uzun süredir yeniden Libya'da iş yapmaya başlama arzuları. Diğer bir Alman gazetesi Der Tagesspiegel de, 'Tony Blair, eli aralarında İngiliz vatandaşları da olan, bir çok kişinin kanına bulaşmış biriyle gerçekten de tokalaştı mı?' diye soruyor. Gazeteye göre, kitle imha silahlarından vazgeçme teşekkürü olarak, İngiltere'nin Libya'ya bir özel elçi göndermesi yeterliydi. Ama, diyor gazete, eğer başbakanın niyeti 'Batı karşıtı islami cepheyi' bölmekse, o zaman gezi mazur görülebilir. Gazete, 'bu riskli bir iş ama böyle bir riski almanın zamanı geldi' diyor. İsviçre gazetesi Le Temps, Başbakan Blair'in Libya lideri ile ortak basın toplantısı yapmamasına dikkat çekiyor ve 'bedevi çadırında albayla el sıkışmak yetti de arttı bile' diyor. Gazeteye göre, buna rağmen Libya ile karşılıklı güven esaslı bir ilişki kurulabilmesinin, İngiltere için büyük başarı olacağı yorumunu yapıyor. Gazete, böyle bir gelişmenin 'terörle mücadelede bir müttefik kazanma ve dünyaya Anglo-Amerikan kampla dostluğun avantajlarını göstermek bir yana, ticaret ve batı teknolojisine aç, petrol zengini bir piyasayı dışa açacağını' yazıyor. Avusturya gazetesi Der Standard ise bir yandan, gezinin, 'ekonomik çıkarlar söz konusu oldu mu, ahlaki standartlar batılı politikacılar için lüks haline gelir', önyargısını doğruladığını yazıyor, diğer yandan da 'terörle mücadelede her yeni müttefiğe kucak açılmalı' diyor. Terör göndermeli çeşitli tartışmalar Avrupa gazetelerinde yer almaya devam ediyor... Fransız Nouvel Observateur, Madrid saldırılarının siyasi yan etkilerinden birinin olumlu olduğunu yazıyor. Gazeteye göre, sanki terör tehdidi Avrupa Birliği'ni uzun bir uykudan uyandırdı. Gazete, sekiz Avrupa ülkesinin Bush'un politikalarına destek vererek, Irak savaşını reddeden Fransız-Alman ittifakına darbe vuran mektubu yayınladıkları geçen yıldan bu yana, rüzgarın yönünün değiştiği yorumunu yapıyor. Gazeteye göre, 'Avrupa yeniden kendisini bulurken, Amerika zorlu günler yaşıyor'. Portekiz gazetesi Expresso ise, ülkenin en saygın devlet adamlarından, eski cumhurbaşkanı Mario Soares'in El Kaide ile pazarlık teklifini 'düşüncesiz ve kabul edilemez bir düşünce' olarak niteliyor. Gazete, Soares'in daha sonra 'aklının başına geldiğini' ve 'diyalog kurmak, birbirini anlamaya çalışmak, görüşmek teslimiyet demek değildir' dediğini aktarıyor. Gazete, Soares'in sözlerinin arkasında 'Bush karşıtlığı saplantısı' olduğunu ve eski cumhurbaşkanının Bush'u, El Kaide'den daha şer bir güç olarak gördüğünü belirtiyor. İsviçre'de süren Kıbrıs görüşmeleri İngiliz gazetelerinde yer alan uluslararası konulardan biri... Guardian adadaki bölünmeye çözüm bulunacağına dair umudun yüksek olmadığını yazıyor. 30 yıldır süren Kıbrıs açmazının bir başarısızlık sembolü haline geldiği yorumu yapılan yazıda, şimdi konunun Avrupa Birliği'nin başarılı şekilde genişlemesine ilişkin kilit bir sınav olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin belli başlı anlaşmazlıkların özetlendiğini yazıda, 'bütün dış baskılara karşın bu haftasonu bir anlaşmaya varma olasılığının düşük görünmesi boşuna değil', deniyor. Yazı, 'ama bir ihtimal, Kıbrıs hem kendisini hem de dünyayı şaşırtıverir' satırıyla sona eriyor. Daily Telegraph ise daha iyimser; gazete, 'otuz yıllık sürtüşme ardından Kıbrıs birleşmenin eşiğinde' diyor. Fatma Hüseyin adlı bir Kıbrıslı Türk'ün 'Türk askerlerinin adayı terketmesi beni korkutur, Rumlara güvenmiyorum' sözlerini aktaran gazete, on yıllardır süren çözüm arayışlarında, Avrupa Birliği'nin müdahelesi ile herşeyin değiştirdiği ve şu anda çözüme çok yakın olunduğu yorumunu yapıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||