|
24 Mart 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin başlıca iki uluslararası konusu, Hamas'in dini lideri Şeyh Yasin'e yönelik İsrail suikastının yankıları ve Bush yönetiminin El Kaide tehdidine ne kadar hazırlıklı olduğu tartışması...
Independent manşetini bu konuya ayırmış; başlık: '11 Eylül: gizli anlaşmalar, kaçırılan şanslar ve ölümcül yargı hatalarının şaşırtıcı kanıtları' şeklinde... Gazete, zamanın Amerikan başkanı Bill Clinton'ın, kendilerini hedef alan terör saldırılarının arkasında Usame bin Ladin'in olduğunu 1995 yılında tespit ettiğini, ancak Amerika'nın harekete geçmesinin altı yıl aldığını yazıyor. Gazeteye göre Amerikan yönetimi Usame bin Ladin ve teşkilatını barındıran Taleban'ı devirme stratejisi üzerinde 10 Eylül 2001'de, yani New York ve Washington'a yönelik saldırılardan bir gün önce, anlaşmaya varıyor. Independent, bu gelişmelerden çok önce, Suudi Arabistan istihbarat şefi Prens Türki bin Faysal'ın Taleban lideri Molla Ömer'i 'rüşvet ve tehditlerle' bin Ladin'i teslim etmeye ikna ettiğini, ancak 1998 yılı eylül ayında Pakistan istihbaratının başının da bulunduğu bir toplantıda, Molla Ömer'in Suudi yönetimine verip veriştirmeye başlaması üzerine toplantının sonuçsuz kaldığını da aktarıyor. Guardian ise birinci sayfasından verdiği bir haberde, El Kaide'nin Avrupa'daki kilit isimlerinden biri olmakla suçlanan Ebu Katada'nın, İngiliz iç istihbarat servisine radikal islamcılar hakkında muhbirlik teklif ettiği ileri sürülüyor. Habere göre, 1993 yılında İngiltere'ye gelen ve on aylık arama ardından, geçen yıldan bu yana yargısız gözaltında tutulan Ebu Katada, İngiliz istihbarat yetkililerine, islamcı çevreler üzerindeki nüfuzunu kullanarak Londra'yı terör saldırılarından koruyabileceğini söylemiş. Haberde, Ebu Katada'nın 11 Eylül saldırıları ardından tutum değiştirdiği ve terör eylemlerini desteklemeye başladığı kaydediliyor. Guardian'ın manşet haberi ise, İsrail'in bütün Hamas liderlerini ortadan kaldırma tehdidi... Şeyh Yasin'e yapılan suikastın yankılarına, Times da geniş yer ayırıyor. Birinci sayfadan verilen bir habere göre, 'bir Yasin ölürken, beş Yasin doğdu'. Habere göre, İsrail saldırısı ardından Şeyh Yasin'in cesedinin götürüldüğü Gazze Şifa Hastanesi yetkilileri, suikastten sonraki bir kaç saat içinde doğan beş bebeğe Hamas liderinin isminin verildiğini söylüyor. Haberde bu çocuklardan birinin annesinin, 'bir Ahmet Yasin gittiyse bir Ahmet Yasin geldi' dediği aktarılıyor; çocuğun babası ise 'oğlumu davaya feda etmekten şeref duyarım' diyor. Bu sabahki Avrupa gazetelerinde öne çıkan bir konu da, Avrupa Birliği liderlerinin yarınki zirvesi öncesinde gündeme gelen tartışmalar... Financial Times, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesinin, Birlik'in islam dünyasıyla ilişkileri açısından kilit önemde olduğunu söylediğini aktarıyor. Gazeteye göre İngiliz bakan, Avrupa'nın Türkiye'nin birliğe üyelik umutlarına yönelik tutumunun, islamla çatışmaya mahkum olduğu mitini yıkma kapasitesini sınavdan geçireceğini söylüyor. Gazete, İngiltere dışişleri bakanının, 'Türkiye'ye verdiğimiz sözleri tutmalıyız, Türkiye'ye diğer aday ülkelere nasıl muamele ettiysek, öyle muamele etmeliyiz' dediğini aktarıyor. Diğer bir İngiliz gazetesi Daily Telegraph ise Avrupa Birliği anayasası konusunda uzlaşma ihtimalinin belirdiğini bildiriyor. Gazeteye göre, yakın geçmişte anayasa görüşmelerini tıkayan Polonya ile haziran ayına sonuna kadar anlaşmaya varılabilir. Gazete, Polonya başbakanının, Almanya başbakanı ile Varşova'da yaptığı görüşme ardından, 'şu anda ödün vermenin sadece bir ihtimal değil, aynı zamanda zorunluluk olduğuna inanıyoruz' dediğini aktarıyor. Daily Telegraph'ın gelişmeleri değerlendiren uzmanı, üç ay önceki Brüksel zirvesi ardından ölmüş gözüyle bakılan anayasanın yeniden hayat kazandığını belirtiyor. Yazıda, Avrupalı diplomatların, Polonya başbakanının dün yaptığı açıklamalardan sonra, anayasa konusunda anlaşmaya varmanın önünde hiç bir ciddi engel kalmadığını söyledikleri, aktarılıyor. Alman gazetesi Der Tagesspiegel da, haziran sonuna kadar Avrupa Birliği anayasası üzerinde anlaşmaya varılmasından umutlu. Polonya'nın, kendilerine nüfus oranlarının üzerinde oy hakkı tanıyan, Nice anlaşmasının artık anmadığını belirten gazete, 17 Haziran'daki Avrupa Birliği zirvesi sonunda, 'Avrupa'nın artık bir anayasası var' demenin mümkün olacağı umudunu dile getiriyor. Avusturya gazetesi Der Standard, dün Varşova'da Polonya ve Almanya başbakanlarının yaptığı görüşme ardından, anayasa konusunda anlaşmaya varılacağına kesin gözüyle bakıyor. Gazete, görüşmeler ardından Almanya başbakanının gözle görülür biçimde rahatlamış olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre Polonya anayasanın önünü tıkayan tutumundan vazgeçecek, Almanya da bir kaç konu da ödün verecek. Gazete, 11 Mart'ta Madrid'te yapılan saldırıların, Avrupa'da birlik ve Amerika ile güven esaslı bir ilişkiye aciliyet kazandırdığı, Polonya-Almanya ekseninin bu her iki açıdan da kilit önemde olduğu, yorumunu yapıyor. Alman gazetesi Berliner Zeitung ise Varşova görüşmelerinden çıkan sonucun o kadar da önemli olmadığı kanısında. İki liderin görüşme ardından umuttan başka bir şey dile getirmediğine dikkat çeken gazete, anayasanın nasıl bir şekil alacağının hala belirsiz olduğunu yazıyor. Avrupa Birliği liderlerine Polonya'dan tutumunu netleştirmesini istemeleri çağrısı yapan gazeteye göre 'Polonya'da, hükümet organının derinlerine kadar varan, yaygın bir Avrupa korkusu var'. Gazete bu korkunun, ancak Polonya'nın Avrupa'nın bütünleşmesine eksiksiz biçimde ve gönülden katılması durumunda giderilebileceği yorumunu yapıyor. Die Welt'e göre de, Polonya başbakanı ödün vermeye istekli çünkü yurtiçi politikada eli zayıflıyor. Ancak, diyor gazete, Polonya hükümeti bir güvenoylamasını kaybederse, herşey çok daha zorlaşır çünkü muhafazakar muhalefet, Nice anlaşmasını savunmak ve anayasaya karşı çıkmak için 'ölümüne' savaşma sözü veriyor.... |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||