|
18 Mart 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de açıklanan 'seçim bütçesi'; Suriye'de 'tanklar devrede'; Kosova'da sönen etnik barış umudu; İspanya, askerlerini geri çeksin mi?; ve Alman basınından Müslümanlara bir eleştiri.
Kırmızı çantalı bakan Madrid saldırıları ve İspanya seçimlerinin yankıları bir haftadır İngiliz basınında manşetlerden inmiyordu, ama bu sabah durum farklı. Zira yılda bir gün İngiliz medyasının dikkati mart ayı geldi mi, meşhur bir kırmızı çantaya kilitlenir. Çantayı tutan el ise, maliye bakanınındır. Yıllık bütçenin açıklandığı gündü dün. Ve geleneklerden sapma yok. Maliye Bakanı Gordon Brown, elinde geleneksel kırmızı çanta, bütçeyi açıklamadan önce her yıl olduğu üzere, gazetecilere uzun uzun poz vermiş. Peki kırmızı çantadan ne mi çıktı? Sayfalarca analizle dolu bütün gazetelerin ortak yargısı, manşetlere yansıyor. Örneğin, Independent'ın ön sayfası: 'Oy peşindeki bütçe'. Independent ekliyor, 'seçim kampanyasına girilmiştir'. Kamu harcamalarını artırma sözü veren hükümetin, 'bir kumar oynadığını' düşünen Times, 'herşey 14 ay sonraki genel seçimler için ayarlanmış' diye yazıyor. Bu noktada Guardian da aynı kanıda: İri puntolar, 'oy sandığı bütçesi' diyor. Guardian'a göre, temel hizmetlere milyarlarca sterlin akıtan, kamu açığındaki büyümeden kaygı duyanları eleştiren, ve muhalefetin vergi kesintisi vaadiyle dalga geçen Maliye Bakanı, açıkça şu mesajı verdi; 'seçimler geliyor'. Bürokrasiye budama Financial Times, vergilerde ufak tefek değişikliğe giden bütçenin dikkat çekici bir yönü olarak, bakanlıklarda çalışan yaklaşık 40 bin devlet memurunun işine son verileceğini vurguluyor. Gazeteye göre son 200 yıldır İngiltere'de bürokrasiyi hedefleyen böyle bir budama harekatına girilmemişti. Financial Times, iş çevrelerinin memnuniyetini; ama memurların ana sendikasının ise, 'gelişi güzel işten çıkarmalar olacak' şeklindeki eleştirilerini aktarıyor. Daily Telegraph, 'siyasi' diye nitelediği bütçeden rahatsız. 'Vergilerin acısı, sadece ertelendi', diye yazmış. Dış haber sayfalarında ise Daily Telegraph, Bağdat'ın merkezinde dün koca bir krater oluşturan bombanın tüyler ürperten fotoğrafı yanında, otellerin Irak'ın başkentinde giderek artan biçimde saldırılara hedef olduğuna dikkat çekiyor. Çok sayıda kişinin enkaz altında kaldığını bildiren Telegraph, cesetleri çıkarmaya çalışan iki Amerikalı askerin çevredeki öfkeli Iraklılar tarafından geri itildiğini yazıyor. 'Tanklar devreye girdi' Daily Telegraph'ın bu sabah da takip ettiği bir gelişme, Suriye'deki Kürt ayaklanması: 'Ayaklanmanın 5'inci gününde, polis Kürtlere ateş açtı' Bu başlık altında, giderek şiddetlenen olaylarda en az 30 kişinin öldüğünü yazan Daily Telegraph, 'Türkiye sınırı yakınındaki Kamışlı kasabasının sokaklarında tankların görüldüğü bildiriliyor' diye aktarıyor. Gazetenin konuştuğu Kürt İnsan Hakları Projesi'nin Londra temsilcine göre, 'Türkiye Kürtlerinin sınırı geçerek ayaklanmalara destek olmaması için, Türk Silahlı Kuvvetleri tankları da sınırın öte yakasında konuşlanıyor.' Daily Telegraph, hem Suriye hem de Türkiye hükümetinin, Saddam Hüseyin'in devrilişini kaygıyla izlediğini; çünkü kendi Kürt toplumlarının Kuzey Irak'ta yeni haklar kazanan Kürtlerden cesaretlenmesini istemediklerini belirtiyor. Kosova yeniden gergin Guardian, Kosova'da yeniden patlak veren şiddet olaylarını, 'etnik çatışma tekrar alevlendi' başlığıyla duyuruyor. Gazetenin de dikkat çektiği gibi, 1999'da Kosova savaşının bitişinden bu yana tanık olunan en ciddi etnik şiddet olaylarında 6 kişi ölürken, Birleşmiş Milletler ve Nato çatışmaları yatıştırmaya uğraşıyor. Guardian, yakın zaman önce Sırp ve Arnavut liderler arasında ekonomik ve sosyal konularda diyaloğu amaçlayan nadir bir görüşmeye rağmen, eski düşmanlığın aniden alevleniverdiğini belirtiyor. Avusturya basınından Die Presse, Kosova'da durumun halen ne kadar hassas olduğunun gözler önüne serildiği görüşünde. Barış umudu yok mu? Die Presse, Kosovalı Arnavut ve Sırp toplumlar arasında barış umudunun çok zayıf olmasından endişeli. 'Sadece kartlar mı el değiştirdi?' diye sormuş. Gazete, şimdi bölgede çok sayıda Arnavut'un, Kosova Sırplarına 'yok edilmesi gereken yabancılar' gözüyle baktığını yazıyor. Die Presse'ye göre, Birleşmiş Milletler'in savaştan sonra Kosova'dan kaçan Sırpları evlerine geri yerleştirme planı, 'bir hayal gibi' duruyor. Korku mu, öfke mi? İspanya'daki seçim sonuçları, birçok Avrupa gazetesinin gündeminde halen tartışma konusu. Irak'tan İspanyol askerlerini geri çekeceğini söyleyen muhalefet, sürpriz seçim zaferini neye borçlu? Madrid saldırılarının kamuoyunda uyandırdığı korku mu, yoksa eski hükümete duyulan öfke mi? Fransız basınından Le Monde, ikinci şıkta karar kılıyor. Le Monde'a göre, Amerikan ve İngiliz medyasında bolca dile getirilen 'teröre taviz' yorumu, İspanyol halkına büyük haksızlık ediyor. Le Monde, İspanya kamuoyunun, derhal Eta'yı suçlayarak seçim sonuçlarını etkilemeye çalışan Aznar hükümetinin, gazetenin ifadesiyle, 'yalanlarına' artık daha fazla dayanamayarak, oyunu muhalefet partisine attığını yazıyor. Le Monde'a göre, eski Başbakan Aznar, kendi kuyusunu kendisi kazdı. 'Medeniyet tehdit altında' Fakat, Almanya basınından Die Welt bugünkü başyazısında, İspanya'nın Irak koalisyonundan geri çekilme olasılığını kaygıyla karşılıyor. Die Welt, 'sadece Orta Doğu'nun değil, dünya medeniyetinin güvenliği ve saygınlığı tehdit altında' diyor. Gazeteye göre, savaşın haklılığı tartışmasını bir yana bırakıp, Irak'ta en kısa sürede istikrarı sağlamak üzerinde odaklanmalı. Die Welt, 'şayet Amerika liderlik rolü paylaşmaya hazırsa, İspanya'nın da koalisyonu bozmayacağından' umutlu. 'Müslümanlar nerede?' Almanya basınından bir başka gazete, Frankfurter Allgemeine Zeitung, son gelişmeler karşısında Müslümanların tepkisinin zayıf kaldığından şikayetçi. Gazeteye göre Müslümanlar, İslam adına işlenen terör saldırılarıyla aralarına mesafe koyduklarını daha belirgin biçimde ifade etmeli. 'Müslümanlar bu saldırıları başkalarına oranla daha çok kınamak zorunda değil' diye not düşen Alman gazetesi, 'ancak' diye eklemiş: 'Ancak artık göz ardı edilemez bir gerçek var ki, camilerdeki vaazlarda, Kuran kurslarında, evlerde çocuklara öğretilenlerde, bütün dünya Müslümanlarının bir sorumluluk payı var.' Alman gazetesine göre, bir grup olma bilinci Hristiyanlara nispeten çok daha keskin olmasına karşın, 'aramızda fanatiklerin yetişmesine izin vermeyiz' şeklinde kollektif bir tepkinin Müslümanlardan gelmeyişi, kayda değer bir nokta. Gazete, 'oysa 90'lı yıllarda göçmenlere yönelik saldırıları kınamak için çok sayıda Alman sokaklara dökülmüştü' diye yazıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||