|
16 Mart 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Madrid'den Tony Blair'e 'meydan okuma', savaş koalisyonu dağılıyor mu?, Suriyeli Kürtlerin ayaklanması; ve yeni gezegen Sedna'ya 'merhaba'.
İttifakta çatlak İspanya seçimlerinin şok dalgası İngiliz gazetelerinin manşetlerinde yerini bu sabah da koruyor. Daily Telegraph, İspanya seçimlerinin galibi Zapatero'nun fotoğrafı üzerine, iri puntolarla yazmış: 'Savaş ittifakını terkeden İspanya' Financial Times, biraz daha temkinli. Madrid'deki yeni liderin, -şayet Birleşmiş Milletler Irak'ta devreye girmezse- asker çekme tehdidinde bulunduğunu yazıyor. Fakat, sonuçta bütün gazetelerin vardığı ortak kanı, Financial Times'ın bu sabahki manşeti: 'Tony Blair'e Madrid'den meydan okuma' Times'ın tanısı ise, 'Blair için en azından bir baş ağrısı'. Nedenini tahmin etmek zor olmasa gerek; işte Guardian'ın ön sayfası: 'İspanyol lider, Tony Blair ve George Bush'u, Irak savaşında yalan söylemekle suçladı.' Peki Bush ve Blair ne mi yapıyor? Times'a göre, 'yalvarıyorlar'. 'Amerikalı ve İngiliz liderler Irak'ta kurdukları koalisyonun dağılmaması için dün bir kavga veriyordu. İki lider, İspanyol askerlerini Irak'tan geri çekmemesi için Zapatero'ya yalvardı.' İspanyol 'dersleri' Bütün gazeteler, Blair ve Bush'un İspanya deneyiminden çıkartması gereken dersler olduğu inancında. Elbette, yelpazenin neresinde durduklarına göre, çıkartılan dersler de değişiyor. Önce, Guardian'daki bir yorum yazısı: 'İspanyollar, dünyaya şu mesajı gönderdi: Rejim değişikliği için en iyi yöntem, seçim sandıklarından geçer. Ve şiddetin galip gelmesine asla izin verilmemelidir. Dev sokak gösterileri ve bunun hemen ardından pazar günkü seçimlerde kaydedilen yüksek katılım oranı, İspanya'nın cesur, sağlam ve kendine güvenen demokrasisini gözler önüne serdi. Siyasetçilere verdikleri bir ders ise şuydu: Eski Başbakan Aznar'ın Irak savaşı konusunda yaptığı gibi, kamuoyunun sesini ciddiye almayanlar, bunun bedelini pahalıya öder.' Ama Daily Telegraph'ta çok daha farklı düşüncede yorum yazıları var. Örneğin bir başlıkta, 'İspanyollar verdikleri şehitlere haksızlık ediyor' diye okuyoruz. Gazete, başyazısında da, Amerika'yla dayanışma çağrısı yapıyor: 'İngiltere Irak'ta ve Afganistan'daki görevlerini hemen şu an terketmiş olsa, daha güvenlikte olmayacağız. Biz, artık bir ada ulusu değiliz. Herşeyden evvel, düşman artık aramızda yaşıyor. Radikal İslamcılar, çoktan burada yaşıyorlar.' Ya sıra Londra'da ise? Daily Telegraph, İspanya'nın geri çekilişini, teröre bir taviz olarak görüyor. Ama, hemen hemen bütün gazetelerin kafasını kurcalayan bir soru var. İspanya'daki değişim, 200'ü aşkın ölüme neden olan saldırıları izledi. Ya aynı patlamalar ve ölü sayısı, İngiltere'yi vurursa? Guardian'ın görüş aldığı İngiliz siyasetçiler, 'benzer saldırıların İngiltere'de seçmenleri tek ve güçlü bir lider etrafında toplanmaya itebileceğini' söylüyor. Bu noktada, Financial Times'a kulak verelim: 'İspanya'da Aznar hükümetinin savaşa desteği, İngiltere'ye kıyasla çok daha büyük bir kamuoyu tepkisine hedef olmuştu. Siyasi yelpaze, Irak savaşına destek verenler ve vermeyenler olarak ayrı iki kampa bölünmüştü. Oysa İngiltere'de ana muhalefetteki muhafazakarlar seçmene böyle bir seçenek tanımıyor çünkü Saddam Hüseyin'e müdahale edilmesine muhafazakarlar da destek verdi.' Metro yolcuları korkulu Siyasi dengeleri nasıl etkileyeceği bilinmez ama İngiliz yetkililerin güvenlik konusunda yeni önlem arayışına girdiğini gene Financial Times'dan aktaralım: 'Londra polisi ile emniyet amirleri arasında düzenlenen görüşmeler ardından, ana tren istasyonlarında çantaların aranmaya başlayabileceği açıklandı.' Londra metrosunda yeni asılan 'sahipsiz çantalara dikkat' panoları da cabası. Times, bu artan önlemlerin kaçınılmaz bir sonucunu haber veriyor: 'Madrid'dekine benzer saldırılardan duyulan korkuyla yanlış alarm veren yolcular dün Londra metrosunun 4 hattında trenlerin durdurulmasına neden oldu.' Suriye'de 'Kürt ayaklanması' Irak savaşı, İngiliz gazetelerinde şu an en çok İspanya seçimleri ekseninde tartışılıyor ama yalnız bununla sınırlı değil tabii. Financial Times, hafta sonu Suriye'de 19 kişinin ölümüyle sonuçlanan Kürt-Arap çatışmasını sayfalarında değerlendiriyor. 'Hafta sonu Kürt bölgelerinde çıkan ayaklanmalar ardından Suriyeli yetkililer onlarca Kürdü göz altına aldı.' Financial Times'ın ifadesiyle, 'Baas partisinin sıkı kontrolü altındaki Suriye'de on yıllardır böyle bir huzursuzluk boy göstermemişti.' 'Hafta sonu Kürt bölgelerinde meydana gelen şiddet olayları, Suriyeli Kürtlerin giderek artan mutsuzluğuna işaret etmenin yanısıra, yeni bir gelişmenin daha habercisi olabilir. Kimi gözlemcilere göre Suriye'de çok sayıda kişi, 'Irak'ta Baas rejiminin yenilgisi ardından belirsizliklerle dolu bir döneme giren ve artan Amerikan baskısıyla yüz yüze gelen Şam hükümetine artık meydan okunabilir' diye düşünüyor.' Financial Times, Kuzey Iraklı Kürtlerin, Suriye'dekileri cesaretlendirmiş olabileceği görüşüne de yer veriyor: 'Geçici anayasanın imzalanması ile Iraklı Kürtler haklarına kavuştu. Kürtçe, Irak'ın resmi dillerinden biri olarak kabul edildi.' Financial Times'ın konuştuğu Suriyeli bir Kürt, Şam hükümetinin kendilerine hiçbir özel hak tanımamasından üzüntü duyduğunu söylüyor. Gazete, Kürtlerin Suriye'deki durumunu şöyle değerlendiriyor: 'İktidardaki Baas partisinin Arap birliğini savunan ideolojisi doğrultusunda, Suriye, ülke nüfusunun yüzde 8'ini oluşturan Kürtlere hiçbir özel hak vermiyor. 1 milyon 800 bin Kürdün yaklaşık 200 bini, Suriye vatandaşı da değil. Bu azınlık, askerlik yapmak zorunda olsa da, hükümete bağlı işlerde çalışamıyor; oy veremiyor ve mülkiyet haklarına da sahip değil.' Sedna gelirken, Pluton'a elveda mı? Basın turumuzun sonuna yaklaşmışken, epey uzaklara uğrayacağız. Bu sabah gazetelerin ortak bir kahramanı varsa, 'Sedna' olmalı. 'Buz ve kayadan parlak kırmızı bir kütle' Daily Telegraph, güneş sisteminin 10'uncu gezegeni olduğu düşünülen uzay cismini, böyle duyuruyor. Sedna, gökbilimcilerin takdığı ad. Eskimo folklorunda, okyanus tanrıçası demek. Times, başyazılarından birini, 'Sedna'ya merhaba' demeye ayırmış. Ama bir gezegene merhaba derken, eski bir dosta veda etmek de var. Times'dan aktaralım: 'Uzun yıllardır çok sayıda gökbilimci, Pluton'u gezegen klubünden atmak gerektiğini düşünüyor. Çok küçük olduğunu, yörüngesinin de gezegen olmayı hak etmeyecek kadar düzensiz bir yol izlediğini söylüyorlar.' Bu durumda, bütün okullarda gezegen modellerini yenilemek yerine, Pluton'un tahtına Sedna'nın geçmesine izin vermeyi konuşuyor kimi bilimadamları. Böylece Sedna, güneş sisteminin en uzak 9'uncu üyesi olabilir belki. Ama Guardian, henüz hiçbir şeyin tam olarak kesinleşmediğini yazıyor. Bazı gökbilimciler, Sedna'nın uzaklarda bir kuyrukluyıldız olabileceği kanısında. Sedna üzerinde kafa yoranlar, sadece bilimadamları da değil. İşin içinde müzisyenler de var: 'Gustav Holst'un Gezegenler süitine Pluton için bir parça besteleyip ekleyen müzisyen Colin Matthews, Sedna için piyanonun başına koşmayacağını söyledi. Matthews, 'bu iş sonsuza dek sürebilir, ben sınırı Pluton'da çekiyorum' diye konuştu.' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||