|
14 Mart 2004 Basın özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İspanya'da Perşembe günü meydana gelen saldırıların yankıları İngiltere'deki tüm Pazar gazetelerinde geniş biçimde ele alınıyor. Gazeteler Madrid'de İçişleri Bakanı Angel Acebes'in geceyarısı halka yaptığı açıklamadan sonra haber manşetlerini değiştirerek yeniden baskıya girdi.
Sunday Times gazetesi, "Madrid katliamlarıyla ilintili olarak Müslümanlar gözaltında" başlığıyla haberleri sunuyor. Sunday Telegraph "El Kaide: Madrid'deki katliamın arkasında biz varız" başlığını atmış. Sunday Telegraph gazetesi, İspanya İçişleri Bakanı'nın, ellerine geçen bir video bandında, Arap kıyafeti içinde, Fas aksanıyla Arapça konuşan bir adamın Madrid'deki bombalı saldırının sorumluluğunu üstlendiğini açıklarken, saldırı nedeni olarak, İspanya Hükümeti'nin, Bush ve müttefikleriyle işbirliği yapmasının gösterildiğini açıkladığını duyuruyor. Independent on Sunday gazetesi de, "El Kaide bağlantısı" başlıklı haberinde, Faslı ve Hintli beş kişinin dün saldırıyla ilintili olarak gözaltına alınmasını açıkladığı basın toplantısının ardından geceyarısından sonra yeniden bir açıklama yapan İçişleri Bakanı'nın anlattığına göre, Arapça konuşan bir kişi bir Madrid televizyon istasyonuna telefon ederek video bandını içeren kasetin kentteki bir çöp kutusunda bulunabileceğini haber verdi. Independent on Sunday gazetesi, bu açıklama öncesinde Madrid'de gözaltına alınan kişilerin Bask ayrılıkçı örgütü ETA'nın üyeleri değil de aşırı İslamcılar olmasının, bugün İspanya'da yapılan genel seçimi etkileyebileceğini yazıyor. Geçen Mayıs ayında 45 kişinin öldüğü Fas'ın Kazablanka kentinde meydana gelen saldırıdan El Kaide'yle ilintisi olan bir kişi sorumlu tutulmuştu. Gazete, Perşembe günkü saldırı gerçekten el Kaide tarafından gerçekleştirildiyse, 11 Eylül 2001 den bu yana ilk kez Batı'da başarılı bir saldırı yapılmış olacağını yazıyor. Independent on Sunday, İngiltere'de bir terörle mücadele yetkilisinin,"Madrid bize ders oldu. İspanya yetkililerinin aldığı bütün önlemlere rağmen teröristler saldırmayı başardı." dediğini aktarıyor. Gazete, İngiltere'de yaklaşık 20 bin km uzunluğunda demiryolunu ve iki bin beş yüzden fazla istasyonu koruma görevinin kolay olmadığını, Metro sistemi dahil her gün trenlerde beş milyon yolcunun seyahat ettiğini belirtiyor. Guantanamo tutsaklarının öyküsü Observer gazetesinde Madrid'deki saldırılar ve yankılarıyla birlikte ilk sayfayı paylaşan Guantanamo'daki tutukluların anlattıklarına ilişkin bir haber var... Observer, dünya ölçeğinde bir özel haber yaptığını ilan ederken, Afganistan'da El Kaide örgütüyle ilintili oldukları için tutuklanarak Küba'da, Guantanamo'daki Amerikan askeri üssüne götürülen ve geride bıraktığımız hafta İngiltere'ye gönderilene kadar kampta tutulan İngiltere vatandaşlarının öyküsünü yayımlıyor. İngiltere'de Tipton kasabasından geldikleri için Tipton Üçlüsü diye adlandırılan Ruhal Ahmed, Asıf İkbal ve Şafik Rasul adlı İngiltere vatandaşlarının hala 650 kişinin Amerikalılar tarafından gözaltında tutulduğu kampta gördükleri muamele, gazetenin iç sayfalarında ayrıntılarıyla aktarılıyor. İngiltere'ye döndükten iki gün sonra, polis tarafından sorgulamaları tamamlanarak serbest bırakılan Tipton Üçlüsü'nün İngiltere'de aşırı sağcıların misillemesinden korkarak İngiltere'nin güneyinde gizlendiklerini de yazıyor gazete. Söz konusu üç kişiyle mülakat yapan Observer gazetesi muhabiri David Rose, günün birinde Guantanamo Üssü'ne ilişkin bir soruşturma yapılana kadar, bu eski tutukluların anlattıklarının doğrulanamayacağını vurguluyor. Ancak başlarına tabanca dayayarak yapılan sorgulamalardan tutun da da gelişigüzel gaddarca eylemlere kadar bir çok iddiayı serbest bırakılan başka tutukluların da ileri sürdüğünü yazan Observer muhabiri, kamptaki koşulları başka Amerikalı yetkililerin ağzından da duyduğunu ekliyor. Guantanamo Üssü'nün ana bölümü Camp Delta'dan başka, Observer gazetesinin deyişiyle "süper-maksimum güvenlik tesisi" diye tanımlanabilecek Camp Echo tesislerinde tutuklular günde 24 saat süreyle minicik hücrelerde tek başlarına tutuluyor. Her hücrenin önünde askeri polis bekliyor. Eski tutuklular ayrıca Camp Delta içinde de üç ay hücre hapsinden yattıklarını söylüyor. Bu eski tutukluların iddialarına göre, bir hafta yanlarındaki hücrelerde bulunanlarla konuşmaları bile yasak. Çok küçük porsiyon yemek verildiği, zaman zaman gaddarca dövüldükleri, haftada iki üç kere yirmişer dakika yürümelerine ve duş yapmalarına izin verildiği de iddialar arasında. Guantanamo'daki tutuklular içinde esas terör elebaşılarının olmadığını, bu kişilerin başka yerlerde Amerikalılar tarafından gizlice tutulduğunu da iddia ediyor Tipton Üçlüsü. "Doğu'nun Devleri Rusya'nın petrolünü ele geçirmek için yarışıyor" Sunday Times gazetesinde bu başlıkla yer alan haberde, Çin ile Japonya'nın, Sibirya'dan Büyük Okyanus kıyılarına uzanan petrol boru hattı inşa etmek için nasıl yarış ettiği anlatılıyor. Sunday Times muhabiri Michael Sheridan, Sibirya'nın doğalgaz ve petrol zenginlikleri üzerinde bir oyun oynandığını yazarken, bugün Rusya'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarının, dengeyi Japonya'nın lehine çevirebileceği inancında. Japonya, boru hattını inşa etmek ve yeni petrol ve doğalgaz rezervleri bulmak için Rusya'ya yaklaşık 4 milyar sterlinlik kredi ve yatırım vaadetti. Ancak Çin liderleri de ülkenin kuzeyinde Mao döneminden kalma Daking sanayi tesislerini besleyecek bir boruhattının peşinde. Geçen yıl Çin devlet başkanının Moskova'yı ziyareti sırasında bu konuda anlaşmaya varıldığı sanılıyor. Sunday Times gazetesi, Rusya'nın açısından bu boru hattı inşasının aslında büyük bir sakıncası olduğunu, çünkü kendi topraklarından geçecek bu boru hattının denetimin de tamamen Çin'in elinde olacağını yazıyor. Oysa Japonlar boru hattının Rusya'ya ait Nakhodka limanına uzanmasını, oradan da kısa bir tanker seferiyle petrolün Japonya'nın kuzeyine ulaştırılabileceğini düşünüyor. Japonya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Rusya'nın yanlız Japonya'ya değil Çin, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri ve tüm bölgeye petrol ve doğalgaz ihracatı yapabileceğini söylüyor. Putin bugün yeniden cumhurbaşkanı seçilirse Tokyo'da saki bardaklarını tokuşturup kutlamaya başlayabilirler diye yazan Sunday Times gazetesi, geçen Mayıs ayında Japonya Başbakanıyla doruk toplantısında Putin'in, bu ihracatı Asya Pasifik bölgesine uzatmanın önemini vurguladığını anımsatıyor. Uzmanlara göre Sibirya'daki yatakların hem Çin hem Japonya'yı tatmin etmesi mümkün değil. Onun için birinden birini seçmek gerekecek. Rusya geçen yıl günde 8 milyon varil petrol üretti. On yıl içinde bunu iki katına çıkarması mümkün görülüyor. Hem Çin hem Japonya Irak'la petrol anlaşmaları peşinde. Çin ayrıca Kazakistan'dan uzanan bir petrol boruhattıyla meşgul. Çinliler Avustralya, Endonezya ve Türkmenistan'dan da çok miktarda doğalgaz peşinde. Japonya'ya gelince... Sunday Times gazetesinin belirttiğine göre 2002'de ham petrolünün yüzde 86'sını Orta Doğu'dan aldı. Japonya Dışişleri Bakanlığı, Sibirya boruhattı gerçekleşirse, bu rakamın yüzde 20 oranında düşeceğini ve başka enerji projelerine kapıyı aralayacağını düşünüyor. Beckham 'dublör'ünü reklamlarda oynatan şirketi dava edecek David Beckham adı dünyanın hemen her köşesinde biliniyor. Bu İngiliz futbolcunun resmini görünce tanımayanların da sayısı az olsa gerek. Bu varsayımlardan yola çıkan bir Rus içecek şirketinin bugünlerde başı derde girecek gibi görünüyor. Nedeni, David Beckham'ın Happyland Drinks adlı şirketi mahkemeye vermeye hazırlanması. Sunday Telegraph gazetesinin aktardığı habere göre Beckham, kendisine çok benzeyen bir modelin resmiyle reklamı yapılan Manchester Gin ve Tonik içkisinin satışlarının hızla artmasından sonra avukatlarını devreye sokmak üzere. Rusya'daki şirketin halka ilişkiler dairesi başkanı Svetlana Drozd, Beckham'a çok benzeyen bir modeli kullanmadan önce ne Manchester United takımından ne de şimdi Real Madrid takımına geçmiş olan David Beckham'dan izin almadıklarını söylüyor. "Biz sadece Manchester Gin'in İngiliz geleneklerini ve kültürünü yansıtmasını istedik" demekle yetiniyor. Ancak Rus şirketini dava etmenin olumsuz yanları da olabileceğini yazan Sunday Telegraph gazetesi, Beckham'ın geçen yaz Real Madrid'e transferinin temelinde bu ünlü futbolcünün görüntü haklarının pazarlama fiyatının da bulunduğunu anımsatıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||