|
10 Mart 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin tümünün ilk sayfalarında, Amerikan ordusunun, Küba'daki Guantanamo üssünde tuttuğu dokuz İngiltere vatandaşından beşini iade etmesi yer alıyor.
Daily Telegraph, tutsaklardan Manchesterlı Cemaleddin El Harith'in kız kardeşi Maxine Fidler'ın sözlerini öne çıkarmış. "Amerika Birleşik Devletleri'ne teşekkür edemiyorum. Onlara teşekkür borçlu değilim. Onu çok uzun süre orada tuttular" diyor Fidler. Guardian ise, konu ile ilgili başyazısına; "Guantanamo'da, iki yılı aşkın süredir hukuktan mahrum olarak yaşayan 9 İngiliz tutsaktan 5'i eve döndü" ifadesiyle başlamış. Amerikan ordusunun uygulamasını, "utanç verici" ve "yasa dışı" sıfatlarıyla tanımlayan Guardian, Uluslararası Kızılhaç Örgütü'nün yorumuna da yer vermiş; "işkence denemez, ama ona çok yakın". Yazıda, tutsakların, 2 yılın ardından iadesi memnuniyetle karşılanırken, İngiltere hükümeti geç kalmakla eleştiriliyor. "Sevinç ve keder; iki babanın hikayesi". Independent'ın manşetinin altında, birinin oğlu eve dönen, ötekinin oğluysa hala Guantanamo'da tutulan iki babanın fotoğrafları yer alıyor. X-Ray adlı kampta geçirdiği 790 günün ardından dün İngiltere'ye ayak basan 23 yaşındaki Rhuhel Ahmed'in babası şöyle diyor; "Oğluma hayvan muamelesi yaptılar. Küba'da iki yıl boyunca bir kafeste tutuldu. Ama sonunda eve döndü işte". Independent, Guantanamo'da kalan 5 İngiliz tutsaktan biri; Moazzam Begg'in babasının ise şu sözlerine yer vermiş; "Oğlum çaresiz durumda. Merhamet değil, adalet istiyorum". Times gazetesi ise olayın farklı bir boyutunu ele almış. Eve dönen 5 İngiliz tutsağın, anılarının yayın hakkı karşılığında zengin olma ihtimaline dikkat çeken gazete, şöyle diyor; "Tarık Dergouls'un bir Taliban turisti olarak Tora Bora dağlarında başlayan macerası, onu Guantanamo'daki bir hücreye götürdü. Şimdi ise ünlülerin halkla ilişkiler danışmanı Max Clifford'ın kollarına taşıyor". Dergouls'un, Guantanamo beşlisi arasındaki en esrarengiz isim olduğunu, şimdiye kadar basında fotoğrafının yer almadığını ve ailesinin röportaj vermediğini hatırlatan Times, bu nedenle en büyük parayı onun kazanacağı yorumunu yapıyor. Financial Times'ın, Türk - Yunan ilişkileri ve Kıbrıs üzerine dikkat çekici bir haberi var sırada. Yunanistan'ın yeni Başbakanı Kostas Karamanlis'in kurduğu kabineyi mercek altına alan gazete şöyle diyor; "Karamanlis, dışişleri bakanlığına, Türkiye ve Kıbrıs konularında şahin tutumuyla bilinen, 75 yaşındaki Petros Molyviatis'i getirerek, Kıbrıs politikasında değişim sinyali verdi". Financial Times'a göre, bu görevlendirme, Karamanlis'in, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için gereken esnekliği gösterip göstermeyeceği konusunda şüphe uyandırıyor. Yazıda, Molyviatis'in, Pasok hükümetinin Türkiye ile yakınlaşma politikasının en ateşli muhaliflerinden olduğu da hatırlatılmış. Financial Times'ın bu haberinin hemen yanında ise "Bay hayır için rota değiştirme zamanı geldi" başlığı dikkati çekiyor. Kastedilen isim, Kıbrıs Türk toplumu lideri Rauf Denktaş. Haberde, Denktaş'ın, Kıbrıs'ı birleştirme çabalarını her zaman engellediği, ancak artık bu gücünün zayıfladığı yorumu yapılmış. Şöyle diyor Financial Times; 'Halkının bir kısmı tarafından "Bay Hayır" diye adlandırılan Denktaş, artık "hayır"ın bir seçenek olmadığını görüyor. Kıbrıs Türk toplumunun görüşleriyle onunkiler artık uyuşmuyor. Kamuoyu yoklamaları, halkın çoğunluğunun birleşmiş bir Kıbrıs'tan yana olduğunu gösteriyor. Denktaş'a desteğin azalması ve giderek yalnızlığa sürüklenmesi nedeniyle, şu andaki Kıbrıs görüşmeleri diplomasi sahnesindeki son rolü olabilir" Irak'taki gelişmelerin, İngiliz gazetelerine yansıyan dikkat çekici ayrıntıları var sırada. Daily Telegraph, Tikrit mahreçli haberinde, "Saddam'ın hemşehrileri savaşı bir kenara bırakıp, iş bulmak istiyorlar" başlığını kullanmış. Gazete, devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in doğum yeri olarak anılmanın, Tikrit'in kaderi olduğunu söylüyor, ancak bölgedeki dikkat çekici bir gelişmeyi de hemen ekliyor. "Saddam Hüseyin, Aralık ayında, şehrin yakınlarındaki bir çiftliğin bahçesindeki delikte yakalandığında, saldırılar azalmaya başladı. Şimdi Tikritliler, yeni Irak'ta çetin bir yaşam mücadelesine hazırlanıyor". Haberde görüşlerine yer verilen, Selahaddin eyaleti valisi Falah el Nakib, saldırıların, Saddam Hüseyin tarafından finanse edildiğini söylüyor ve ekliyor; "Saddam Hüseyin'in yakalanması, bu saldırıların arkasındaki kişileri mali destekten mahrum bıraktı. Onun bir gün geri döneceğini umanlar da hayal kırıklığına uğradılar. Saldırıları destekleyen bazı dini liderler de vardı. Bunlarla konuştuk ve bunun Irak'a bir fayda sağlamayacağını anladılar. Şimdi bu din ve aşiret liderleri ülkenin yeniden imarı için birlikte çalışıyor." Daily Telegraph, Selahaddin valisinin şu uyarısına da yer vermiş; "bu iyileşme ancak, işsizliğe çözüm bulunur ve yönetim söz verilen tarihte Iraklılara devredilirse devam edebilir" Irak'ın geleceği ile ilgili ciddi bir uyarı da Financial Times'ın başyazısından. Yönetimin 30 Haziran'da Iraklılara devrine zemin hazırlayacak anayasa metninin imzalanmasına değinen gazete, "güvenlik olmadan anayasanın yapabileceği fazla bir şey yok" diyor. Yazıda, anayasanın, tarafların çok ciddi çekincelerine rağmen imzalandığına, ancak bunun yine de cok önemli bir adım olduğuna işaret ediliyor. Iraklıların bu konudaki sorunları zaman içinde hallebileceğine dikkat çeken Financial Times, asıl önemli olanın, bu geçiş sürecinde işgal güçlerinin güvenliği sağlaması olduğunu vurguluyor. İngiliz gazetelerindeki haber turumuzun son durağında Daily Telegraph'ın BBC ile ilgili haberi var. İlk sayfadan verilen haberin başlığı; "fazla entellektüel olduğu için kovulan radyo sunucusu BBC'yi hedef aldı". Siyah radyo sunucusu Henry Bonsu, BBC'yi, Afrika ve Karayip kökenlilerin sorunlarını entellektüel bir şekilde tartışmaktan kaçmakla suçluyor ve şöyle diyor; "BBC, siyah dinleyiciyi çekmenin tek yolunu getto ağzı kullanmak olarak görüyor. Rating uğruna popülist davranıyor. BBC'nin siyah müzik radyosuna bakın mesela. Arsenalli oyuncuları bile rap stili konuşturmuşlar." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||