|
5 Mart 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de Independent, Hans Blix'le yapılan bir mülakatı manşete taşımış. Birleşmiş Milletler'in kitle imha silahlarını denetleyen kurumunun eski başkanı Blix'in, 'Irak savaşı yasadışıydı' sözleri başlıkta.
Independent'a demecinde Blix, İngiltere Adalet Bakanı'nın, Irak'a açılan savaşın yasal olduğuna dair verdiği mütalaanın yasalara dayanan bir meşruiyeti olmadığını söylüyor. Blix, savaşın yasal olması için, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin özellikle askeri müdahaleyi öngören yeni bir karar alması gerektiğini belirtiyor. Kıbrıs pazarlığı İngiliz gazeteleri Kıbrıs pazarlığıyla ilgili gelişmelere de yer ayırıyor. Rauf Denktaş'ın, 1 Mayıs'tan önce anlaşma umudu taşımadığını açıklaması gözden kaçmamış.. Bunun yanı sıra, İngiltere'nin Kıbrıs'taki askeri üslerinin çevresindeki toprakların yarısını anlaşma uğruna feda edeceğini açıklaması da gazetelerin gündeminde. Aslında İngiltere'nin bu jesti geçen yıl gündeme gelmişti. Bugün Financial Times'ın haberine göre İngiltere hükümetinden yetkililer, bu toprak vaadinin anlaşmanın parçası olacağını bildiriyor. Gazetenin haberinde İngiltere'nin Kıbrıs'ın bağımsızlığına kavuşması sırasında 1960'ta edindiği bu stratejik üslerde üç bin beş yüz asker bulundurduğu ve barış anlaşmasının Türk ve Rum kesimlerine cazip gelmesi için bu vaatte bulundukları anlatılıyor. İngiltere, habere göre, üslerin çevresindeki "50 milkarelik" bir araziyi veriyor ama tesisleri elinde tutmaya devam edecek. Ancak Tony Blair hükümetinin bu tavizi kendi parlamentosunda onaylatması gerekecek. Financial Times'ın bildirdiğine göre anamuhalefet konumundaki Muhafazakar Parti'nin gölge dışişleri bakanı Michael Ancram, "Toprak tavizinin ulusal çıkarlarımıza hizmet edeceğini hükümetin parlamentoda iyi anlatması lazım" diyerek uyarıda bulunuyor. Guardian'a mülakat veren ismi açıklanmayan bir İngiliz yetkili, "Barış planını ne kadar cazip hale getirirseniz, kabul edilmesi de o kadar kolaylaşır" diyerek üslerin etrafındaki toprakların verilmesi planını savunuyor. Öte yandan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un bir Türk televizyonunda Rumları uyarması da gazetelerin gündeminde. Straw, "Referandumlarda, Türkler barış planını kabul eder de, Rumlar reddederse, Rum yönetiminin adanın tamamını temsil yetkisi sorgulanır" demişti. Bu açıklamanın Kıbrıs Rum hükümetinden sert tepki aldığı da belirtiliyor. Guardian, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yakovu'nun, "Straw söylediklerine dikkat etsin" dediğini aktarıyor. Gazete, Straw'un, "Kıbrıs Rumları Avrupa Birliği üyesi olursa, adanın sadece güneyini temsil ederler, çünkü ada fiilen bölünmüş durumda" dediğini de aktarıyor. Straw, gazeteye göre, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Türklerinin tecritine devam etmekten yana olmayacağını ima ediyordu. Financial Times ise Türkiye Türklerinin, Kıbrıs Türklerinin kendilerine bakışına dair kuşkuları olduğundan söz ediyor. Ankara'da sıradan insanlarla sohbet etmiş gazetenin muhabiri. Ali Cihan adlı 52 yaşındaki bir işadamının şu sözleri aktarılıyor: "Kıbrıslı Türklere Türk olup olmadıkları sorulunca hep 'Ben Kıbrıs Türküyüm' diyorlar. Tek ortak yanımız Türk kelimesi... Sadece ihtiyaç duyunca Türkiye'yi hatırlıyorlar." Habere göre, Türkiye Türklerinin Kıbrıslı Türklere bakışındaki bu karışıklık, Birleşmiş Milletler'in hâmisi olduğu barış görüşmeleri sırasında olağandışı düzeylere çıkmış. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerlemesi için Kıbrıs'ta çözüm gerektiğini, Türk seçkinlerinin bu yüzden adayı birleştirecek anlaşmayı savunduğu anlatılıyor. Avrupa Birliği'ne karşı kuşkulu kesimler ve ordunun bazı bölümlerinin ise, Avrupa'dan üyelik konusunda güvence almadan Kıbrıs'ta taviz verilmesine karşı çıktığı işaret ediliyor. Her şeye rağmen devletin tüm kesimlerini barış pazarlığının yeniden başlaması konusunda ortak tutum almaya ikna ettiği için Başbakan Erdoğan'ın övüldüğü anlatılıyor. IMF'ye yeni patron Guardian'ın manşeti, Uluslararası Para Fonu IMF yönetiminde beklenen değişikle ilgili... Şimdiki Genel Müdür Horst Köhler, Almanya Cumhurbaşkanı olma beklentisiyle görevi terk ediyormuş. Yerine gelecek adaylar arasında İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown'ın adı geçiyor, Guardian'a göre... Ama Brown'ın böyle bir göreve gelmesi, İngiliz siyasetini doğrudan etkileyecek çünkü, gazetenin de hatırlattığı üzere, İşçi Partisi'nde Tony Blair'den sonra liderliği üstlenecek yegane aday olarak görülüyor Brown. Guardian, Brown'ın bu ihtimali değerlendirdiğini, hemen reddetmeyeceğini, ismini açıklamadığı bir kaynağa dayanarak bildiriyor. Guardian, 53 yaşındaki Brown beş yıllık görevi kabul ederse, İngiltere siyasetiyle ilgili heveslerini de nihai olarak terkedeceği görüşünde. Brown'ın zaten IMF'nin aldığı kararlarda güçlü bir role sahip olduğu, Fon'un en önemli karar organı Uluslararası Para ve Maliye Komitesi başkanı olduğu vurgulanıyor. Guardian'a göre Gordon Brown, IMF'nin başına gelirse, şahsi ideallerini gerçekleştirmek için iyi bir fırsat da bulacak. Brown'ın en önemli amacının küresel yoksullukla mücadele etmek, yardım ve borç iptallerinde yoksul ülkelere daha iyi imkanlar sunmak olduğu vurgulanıyor. Ama Financial Times, Brown'ın iç siyasetteki hedeflerini takip edeceği öngörüsüne dayanarak, IMF'nin başına geçeceği ihtimalini zayıf görüyor. Financial Times'ın adını andığı iki aday daha var. Biri eski İtalya Başbakanı Giuliano Amato, diğeri de IMF'nin eski genel müdür vekili Stanley Fischer. IMF'deki görev değişikliğine yol açan mesele, yukarıda bahsettiğimiz gibi Almanya'da cumhurbaşkanı seçimi... Ve Almanya'da bazı gazeteler IMF Genel Müdürü Kohler'i aday olarak belirleyen muhalefet partilerinin tavrını eleştiriyor. Die Welt, Köhler'in parlamentodaki seçimi kazanmasını neredeyse kesin görüyor. Ama Hıristiyan Demokrat lider Angela Merkel'in, onu en iyi tercih değil de, üzerinde uzlaşma imkanı olabilecek en iyi ikinci aday gibi sunmasını, katıksız pragmatizm olarak yorumluyor. Suddeutsche Zeitung daha da kızgın... Devletin başkanını önemsiz bulduklarını gösteren muhalefet politikacılarının tek derdinin belirlenecek cumhurbaşkanının kendi siyasi tasarımlarına uygun olmasından başka dertleri olmadığını belirtiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||