|
18 Şubat 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa gazeteleri, İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin bugün Berlin'deki zirve toplantısını geniş bir şekilde değerlendiriyor.
Independent gazetesi "Avrupa birinci ve ikinci sınıf olarak ikiye ayrılamaz" başlığı ile yayınladığı yorum yazısında zirveye davetli olmayan üye ülkelerle, yeni üye olacakların, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in zirve toplantısına tepki gösterdiğine dikkat çekiyor. Times gazetesi de zirve toplantısıyla ilgili yorum yazısında şunları söylüyor: "Her şeyin ötesinde üç lider, anayasanın enkazı ile yüzyüzeler. Bu yılın başında hiç bir devlet dönüp de geçen yıl yaşanan hezimete bakmak istememişti. Avrupa Birliği'nin şimdiki dönem başkanı İrlanda Başbakanı Bertie Ahern ve İrlanda dışişleri bakanı ise bu konuyla ilgili olarak 24 ülkeyle toplantılar yapıp duruyorlar. İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin bu akşam yiyecekleri yemek, bu üç ülke arasında anayasa konusunda yeni bir girişim için gerekli olan asgari isteğin bulunup bulunmadığını gösterecek." Berlin'deki zirve, İngiltere'nin Fransız - Alman klübüne dahil edilmesi olarak görülüyor. Almanya'nın Der Tagesspiegel gazetesi bu zirve sayesinde, "Schröder-Chirac ikilisi"nin yarattığı güvensizlik duygularının yatışacağını yazıyor. Berlin zirvesi tarzındaki toplantıların Avrupa'nın birleşmesi davasının daha da ileriye görülenilmesi için gerekli olduğunu savunan gazetenin yazısı şöyle devam ediyor: "Eğer onbeşler arasında bir uzlaşma sağlamaya çalışırsanız, hiç bir zaman ilerleme sağlayamazsınız. Fakat eğer Almanya daha az sayıda Avrupa Birliği üyesi ile bir girişim başlatırsa, bu girişime dahil olmayanlar feryat etmeye başlar." Irak savaşı sonrası Avrupa ülkelerinin farklı politikalar izlediğine ve Avrupa Birliği'nin genişlemesine ise çok az vakit kaldığına işaret eden Fransa'nın Liberation gazetesi ise, Avrupa'nın üç büyük ülkesinin birlik projesinin daha ileriye götürülebilmesi için ortak hareket etmeleri gerektiğini söylüyor. Liberation, zirveye ilişkin yorumunda; "Bunu başarmak için, ağır toplar yumurta kabuklarının üzerinden yürümek zorunda" diyor. Blair, Chirac ve Schröder'in Berlin'de buluşması, bu buluşmanın dışında kalan ülkeleri endişelendirmişe benziyor. Çek gazetesi Lidove Noviny, yarınki zirveden ekonomi, eğitim ya da savunma politikaları konusunda çıkacak tavsiyelerin, İngiltere, Almanya ve Fransa'nın kendi isteklerini Avrupa Birliği'ne kabul ettirmeye çalıştıkları konusundaki tartışmalar kadar uzun ömürlü olmayacağını yazıyor. Avrupa Birliği tarihindeki en büyük genişlemeye adım adım yaklaşırken İngiltere'de hükümet Mayıs ayında on yeni üyenin katılmasının ardından Doğu Avrupa'dan göçmen akını kontrol altına almak amacıyla önlemler almaya hazırlanıyor. Daily Telegraph gazetesi, "Blair'in göçmen akınından kurtulma çabası" başlığı ile yayınladığı haberde şöyle diyor: Yalnızca İngiltere ve İrlanda 1 Mayıs'tan itibaren, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Litvanya gibi ülkelerden 73 milyon kişiye sınırsız çalışma izni verecek. Fakat Blair muhalefetteki muhafazakarların lideri Michael Howard'dan baskı görüyor. Muhalefet, hükümetin, bazı başka Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yaptığı gibi, yeni üye olacak ülkelerin vatandaşlarına İngiltere'de çalışma ve devlet yardımı konularında geçici bir süre sınırlama getirmesini istiyor. Guardian gazetesi dış haberler sayfalarında yayınladığı bir haberde Kuzey Irak'taki Kürt gurupların peşmerge adıyla bilinen askeri birliklerini dağıtmayı reddetiklerini ve Irak ordusunun kendi topraklarında konuşlanmasını veto etmeye hazırlandıklarını yazıyor. Kuzey Irak'taki Kürtlerin daha fazla özerklik planlarının Irak'taki Sünni ve Şii liderlerin yanı sıra komşuları Türkiye İran ve Suriye'nin de muhalefetiyle karşılaştığına işaret eden haberden kısa bir alıntı yapalım: "Kürtler'in bu tavrı, Irakın farklı milis güçlerini dağıtmak istediklerini söyleyen Amerikalı ve İngiliz yetkilileri de rahatsız etti... Eğer Kürtlerin peşmerge kuvvetlerine izin verilirse, bu durum pek azı Amerikan yanlısı olan başka silahlı gurupların da aynı muameleyi talep etmelerine yol açabilir." Dünya gündemini en az Irak kadar meşgul eden bir başka konu da Pakistan'ın nükleer sırlarını başka ülkelere sızdırılmasıyla patlak veren skandal. Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, Financial Times gazetesine verdiği özel mülakatta ülkesinde nükleer bombanın babası olarak bilinen Abdül Kadir Han'ın bu sırları başka ülkeler sızdırdığının ortaya çıkmasıyla çok zor durumda kaldığını itiraf ediyor. Müşerref, mülakatında, Pakistan'ın kapılarını nükleer denetçilere açmama nedenini şu sözlerle anlatıyor: Pakistan'ın askeri bir darbeyle göreve gelen Devlet Başkanı Pervez Müşerref, nükleer denetçilerin hiç bir koşulda ülkesinin sivil ya da askeri nükleer tesislerini denetleyemeyeceğini söyledi. Müşerref 'Bu çok hassas bir konu. Bir başka nükleer güç kendi tesislerinin denetlenmesine izin verir miydi? Neden Pakistan'ın denetleme yapacak kişilere izin verilmesi bekleniyor?' dedi. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||