BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 12 Şubat, 2004 - TSİ 04:53
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
12 Şubat 2004 Basın özeti
Daily Telegraph gazetesinin 'Irak'ın gözleri dönmüş haydutları' başlıklı başyazısında, Irak'ta son günlerde yeniden tırmanışa geçen saldırılar ele alınmış.

Gazete Şubat ayının, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un Irak'ta savaşın bitişini ilan ettiği geçen mayıstan bu yana en kanlı ay olduğunu, ülkede 11 günde 200'den fazla kişinin öldüğünü belirtiyor.

İngiltere'de yayîmlanan gazeteler

Daily Telegraph'a göre müttefikler, Irak'ın diktatörünü devirmeyi başardılar ama hala ülkedeki farklı grupları ortak bir amaç etrafında birleştiremediler.

"İngilizlerin Birinci Dünya Savaşı sonrası fark ettiği gibi, Irak gerçekten yönetilmesi çok zor bir ülke. Kürtler Körfez Savaşı'ndan bu yana özerkliklerini korumaya çalışıyor, Şiiler sonunda çoğunluğu oluşturdukları ülkede güçlerini gösteriyor, Sünniler de bu güç gösterisine direniyor.

Tüm bunlar Irak'ın toprak bütünlüğünü zayıflatmış olabilir. Bu durum karşısında Amerikalılar bu bütünlüğün korunması için kararlılıkla haraket etmeli. Ülkelerinin İran ve Türkiye'nin etki alanında kalmamasını isteyen Iraklılar da vatanseverliklerini ortaya koymalı. Ancak bu durumda, bombalı saldırılar, gözleri dönmüş haydutların son çabaları olarak görülecektir."

Times gazetesinin Dış Haberler Editörü Bronwen Maddox'ın aynı konudaki yazısıysa 'Bombalar Irak seçimlerini hedef alıyor' başlığını taşıyor. Bronwen Maddox, Irak'ta bu şartlar altında seçim yapılmasının çok zor olduğu ve ülkede iç savaş çıkabileceği görüşünde.

"Eğer Bağdat'in kuzeyindeki Sünni üçgende seçim yapılması inandırıcı değilse, ülkenin büyük kısmında seçimleri planlamanın da hiçbir anlamı yok demektir. Belki Amerikalıların iç savaştan bahsetmeleri için henüz vakit erken ancak bu kaygı önemli bir sorundan kaynaklanıyor. Zira Irak'ta egemenliğin devrine yönelik planlarla ilgili sorunlar henüz çözülmedi.

Yıllarca Irak'ı yöneten Sünniler, çoğunluktaki Şiiler tarafından yönetilmeye razı mı? Eğer bu soruya yanıt hayırsa, o zaman başka bir soru gündeme geliyor. Muhalefet ülkede bir iç savaşı sürdürebilir mi? Irak'taki son bombalı saldırılar bunun mümkün olduğunu gösteriyor."

Independent gazetesinin bugünkü manşetiyse 'Amerika gözlerini bir numaralı yeni düşmanına çevirdi' şeklinde. Haberi yazan kişiyse, gazetenin tecrübeli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk.

Fisk, Amerikan güçlerinin Irak'ta iç savaş çıkarmaya çalışmakla suçladıkları Musab Zarkavi'nin yakalanması için vaat ettikleri ödülü iki misli arttırarak 10 milyon dolara çıkardıklarını yazıyor.

Robert Fisk, ne Usame Bin Ladin'i, ne de Molla Ömer'i yakalayabilen Amerikalıların, yakalanması ve öldürülmesi daha kolay olduğu için Zarkavi'yi bir numaralı düşman olarak belirlemiş olabileceklerini söylüyor. Fisk ayrıca Amerikalıların, Zarkavi'nin Fransa, Ürdün, İsrail ve Almanya'daki eylemlerle birlikte İstanbul'da iki sinagog, İngiliz Başkonsolosluğu ve HSBC Genel Müdürlüğü'ne düzenlenen saldırılara karıştığını söylediklerini, El Kaide kaynaklarınınsa bu listeyle alay ettiklerini yazıyor.

Fisk'e göre Amerikalılar, Zarkavi'yle ilgili olarak ciddi bir açmaz içinde.

"Zarkavi'nin durumuyla ilgili olarak yapılan herhangi bir analiz, başkan Bush'un seçim kampanyası çerçevesinde ele alınmalı. Irak'ta kitle imha silahı bulamayan ve askerlerinin kan döktüğünü gören George Bush, Saddam Hüseyin rejiminin El Kaide örgütü ve 11 Eylül 2001'de insanlığa karşı işlenen suçlarla bağlantısını bulma ihtiyacında. İşte Zarkavi'nin esas önemi de burada ortaya çıkıyor. Ancak George Bush için maalesef şunu belirtmek sorundayız: Zarkavi, 2001'de Irak'ta değil, Afganistan'daydı."

Guardian gazetesindeyse Afganistan Devrimci Kadınlar Cemiyeti'nden Mariam Rawi takma adlı bir kişinin yazdığı bir makale göze çarpıyor. Makelenin başlığı 'Tecavüzcülerin yönetimi'.

Mariam Rawi, Amerikalıların 7 Ekim 2001'de Afganistan'ı bombalamaya başlarken, Taleban rejiminin devrilmesinin meşru kılmak için Afgan kadınlarının karşılaştıkları zulme dikkat çektiklerini hatırlatıyor.

Ancak Rawi insan hakları kuruluşlarından Uluslararası Af Örgütü'nün raporuna atıfta bulunuyor ve Hamid Karzai yönetiminin Afgan kadınları, yüksek tecavüz riskinde koruyamadıklarını belirtiyor. Rawi Afgan kadınların yaşam koşullarını 'dehşet verici' olarak nitelendiriyor.

"Ülkenin batısındaki Herat eyaletinde İsmail Han, Taleban dönemindekine benzer kararlar alıyor. Kadınların çoğu okula gidemiyor, yabancı sivil toplum kuruluşlarında ya da Birleşmiş Milletler'in bürolarında görev yapmaları yasaklanıyor. Devlet dairelerinde çalışan kadınların sayıları da çok az. Kadınlar taksiye binemiyor, yanlarında erkek bir yakınları olmadıkça sokaklarda yalnız yürüyemiyor. Kadınlar yakın akrabaları olmayan erkeklerle görüldüklerindeyse polis devreye giriyor ve cinsel ilişkiye girip girmediklerinin tespiti için zorla hastaneye götürülüyor.

Devam eden bu baskı altında her ay intihar eden kadınların sayısı, Taleban dönemindekinden fazla. Bir sivil toplum kuruluşu görevlisi Uluslararası Af Örgütü'ne ülkenin mevcut durumunu şöyle özetliyor:'Taleban döneminde eğer bir kadın pazara gitseydi ve vücudunun bir kısmını etrafa gösterseydi, kamçılanırdı, şimdiyse tecavüze maruz kalıyor.' "

Financial Times gazetesindeyse bugün Soyvetler Birliği'nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'la yapılmış özel bir mülakat var.

Haberin başlığı 'Özgürlük olmadan bu ülkenin geleceği yok.' Mülakatta Gorbaçov önce Rusya lideri Vladimir Putin'i, ülkede istikrarın teminine yönelik çabalarından ötürü övüyor.

"Putin, dış politikası ve sosyal politikaları olmayan, parçalanmanın eşiğinde ve kaos halinde bir devlet devraldı. Geçmiş 4 yılda ülkede istikrarı sağladı. Rusya'ya sosyal bir düzen getirdi, vergi reformunda başarılı oldu."

Ancak tüm bu övgülere karşın, Soyvetler Birliği'nin son lideri Putin'i, basın özgürlüğü konusunda uyarmaktan da geri kalmıyor.

"Bugünün Rusya'sında medya daha az özgür. Özgürlük olmazsa, Rusya'nın geleceği de olmaz. Bence Putin son parlamento seçimlerinin sonuçlarını çok iyi değerlendirmeli. Her istediğinizi yapan bir parlamentoya sahip olabilirsiniz. Ancak bu demokrasi için vahim sonuçlara yol açabilir."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik