|
9 Şubat 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Times gazetesi manşetini 'Şah'ın düşüşünden bu yana İran'daki ilk kraliyet mensubu' şeklinde atmış. Haber Prens Charles'ın gizli bir şekilde İran'ı ziyaret etmesiyle ilgili. Gazeteye göre bu ziyaret, İngiltere'nin İran İslam Cumhuriyeti'yle ilişkilerini geliştirmeye yönelik en önemli adım. Ancak Times başyazısında ziyareti eleştiriyor.
'Prens Charles, dün İran'a vardığında, ülkede genel seçimlere 10 gün kalmıştı. Ancak yaklaşık 2000 reformcunun adaylıklarının Koruyucular Konseyi'nce engellenmesiyle seçim anlamsız hale geldi. Daha da sembolik olansa Prensin ziyaretinin, İran'da Şah'ın devrilmesinin ve Ayetullah Humeyni'nin fanatik taraftarlarının ülkede terör estirmeye başlamasının 25. yıldönümüne denk gelmesi. İslami devrim sonrası kraliyet ailesinden İran'a yapılan ilk ziyaret, milyonlarca kişi tarafından, demokrasinin evrensel normlarını bastıran bir rejime destek olarak görülecektir.' Daily Telepraph gazetesinin konuyla ilgili manşetiyse 'Charles Tahran'la köprüleri inşa ediyor.' Gazete Prens Charles'ın gezisinin, İngiltere'nin 'Eleştirdiği İran yönetimiyle diyalog kurma' politikasının devamı olarak algılanacağı görüşünde. İran'da rejim muhaliflerinin, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'a, bakanlığı döneminde beş kez İran'a gittiği için 'Ayetullah Straw' lakabı taktıklarını da ekliyor Daily Telepraph. Gazete Prens Charles'ın Tahran'ı ziyaretini 'İngiltere hükümetinin Ayetullahlara armağanı' olarak nitelendiriyor. Guardian gazetesinin ilk sayfasındaysa, İngiltere İçişleri Bakanı David Blunkett'la yapılmış bir röportaja yer verilmiş. Haberin başlığı 'Britanya kapılarını göçmenlere açıyor'. David Blunkett, Avrupa Birliği'ne mayıs ayında üye olacak ülkelerin vatandaşlarının, iş aramak üzere İngiltere'ye gelmelerinin yasaklanması yönündeki önerilere karşı çıkıyor. Blunkett'ın gerekçesiyse açık: 'İngiltere'nin ekonomik büyümeyi arttırmak için yeni işçilere ihtiyacı var'. İngiltere İçişleri Bakanı, Doğu Avrupa'dan gelecek göçmen işçilere yedi yıla kadar süren yasaklar koymaya hazırlanan Almanya gibi ülkeleri de uyarıyor. 'Bu kişilerin çalışma haklarını erteleyecek tedbirler alan ülkeler, düşündüklerinin aksine kaçak göçle karşılaşacaklar. Bu tip önlemlerle kaçak göçü önlemek çok zor çünkü insanlar hala sınırları geçebilir ve ziyaretçi olarak ülkede kalabilirler.' İngiltere İçişleri Bakanı ayrıca yeni göçmenlerin öncelikle İskoçya, Londra ve güneydoğu İngiltere'ye gitmelerini cesaretlendireceklerini söylüyor. Guardian, daha önce sık sık eleştirdiği David Blunkett'ı bu kez kutlama ihtiyacı hissetmiş. 'David Blunkett'ın cesaret verici açıklamalarına meslektaşlarının çoğu arasında çok seyrek rastlanır. İçişleri Bakanı, göçmenleri engelleyen Avrupa Birliği ülkelerinin sadece kaçak göçü cesaretlendireceklerini söylemekte çok haklı. Blunkett ayrıca tüm sol görüşlü kişileri, İngiltere'deki göçmen karşıtı gruplarla mücadeleye çağırıyor. Ancak bu koalisyon çok daha geniş olmalı.' Financial Times gazetesi de konuya geniş yer ayırmış. Gazeteye özel bir mülakat veren Slovakya Başbakanı Mikulas Dzurinda İngiltere'de bazı kesimlerin göçmenlere yönelik kaygılarını haksız buluyor: 'İngiltere sosyal politikalarını doğru düzenlediği sürece niçin korkmamız gerektiğine yönelik en ufak bir neden göremiyorum. Biz Londra'yla işbirliği içinde, İngiltere'nin sosyal yardım sistemini istismar etmek isteyen kişilere karşı her türlü önlemi almaya hazırız.' Yine Financial Times'da yayınlanan göç konulu araştırmada da, batıda çalışma hakkının, eskiden Doğu Avrupa'da Avrupa Birliği'ne üyeliğin getireceği en önemli fayda olarak görüldüğü ancak 15 birlik üyesinin 13'ünün, bu hakkı en az 2 yıl sınırladıkları belirtiliyor. Londra'daki Slav ve Doğu Avrupa Çalışmaları Merkezi'nden Profosör Geroge Schöpflin'in konuyla ilgili tespitiyse şu: 'Sınırlamalar Avrupa'nın birliği prensibiyle çelişiyor. Ancak Avrupa'da, doğulu göçmenlere yönelik derin kültürel korkular var.' Guardian, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, iktidardaki PASOK'un genel başkanlığına seçilerken seçim öncesi şu vaatlerini taşımış sayfalarına: 'Şeffaflık, açıklık, katılımcı yönetim ve vatandaşları için çalışan bir devlet...' Gazete Papandreu'nun Dışişleri Bakanlığı'ndaki başarılarını şöyle sıralıyor: 'Papandreu bakanlığı sırasında, Yunanistan'ın Balkan politikalarında sessiz bir devrime önderlik etti. Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in demokrat muhaliflerinin yanında oldu. Ülkesinin Ankara'yla ilişkilerini tamamen değiştirdi. Kıbrıs'ta Türk ve Rum toplumlarının 30 yıl sonra yeniden bütünleşmelerine yol açabilecek olan Birleşmiş Milletler barış planını destekledi.' Independent gazetesindeyse Filistin lideri Yaser Arafat'ın El Fetih örgütüyle ilgili bir haber dikkat çekiyor. Haberde, yüzlerce kişinin 'Siyasal iflas' gerekçesiyle örgüt üyeliğinden istifa ettiği belirtiliyor. Gazeye göre bu, Arafat'ın sürgünden dönüşü sonrası yüzleştiği en büyük isyan. Arafat'a açık mektup yazan eski örgüt üyelerinin şu sözleriyse çarpıcı: 'El Fetih bizi felakete götürüyor. Örgüt, yolsuzluk mücadeleye ve Filistin halkının çıkarlarına zarar verenlerin cezalandırılmalarına yönelik hiçbirşey yapmıyor. Savcılar silah tüccarı, başarısız komutanlarsa hala görevde...Güvenlik güçlerinin bazıları çalıntı arabalardan kazanç sağlıyor. Mücadeleci, kaliteli ve dürüst insanlarsa güçsüz. Onlara örgütte yer yok.' Guardian, Rusya Savunma Bakanı Sergey Ivanov'un NATO'ya yönelik suçlamalarını sayfalarına taşımış. Ivanov'a göre NATO, güvenliğin tesisinde aşiret reislerinin desteğini almak için Afganistan'da afyon yetiştirilmesine göz yumuyor. Rus bakan Afganistan'da halen, Taleban rejimindekine oranla 9 misli fazla uyuşturucu üretildiğini vurguluyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Afganistan'dan uyuşturucu akışı, Rusya ve tüm Orta Asya ülkelerinin güvenliği için çok ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bunun nedeniyse, Afganistan'da istikrarın sağlanmasına yönelik doğru bir uluslararası yaklaşımın eksikliği.' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||