|
4 Şubat 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde bugün de, Irak savaşında kullanılan istihbaratın doğruluğunu araştırmak üzere kurulması kararlaştırılan soruşturma komisyonu ile ilgili haber ve yorumlar öne çıkıyor.
Guardian gazetesi, "Blair'in soruşturması hızlı ve gizli olacak" diyor. Gazete, komisyonun raporunu Temmuz'da açıklayacağını ancak hassas bilgilerin ulusal çıkarlar gerekçe gösterilerek kamuoyuyla paylaşılmayacağını belirtiyor. Gazete, Lord Buttler'ın başkanlık edeceği komisyonun kitle imha silahlarına ilişkin istihbaratı sorgulayacağını, ancak Irak'la savaşa girilmesi konusunda alınan siyasî ve diplomatik kararlar hakkında görüş belirtmeyeceğini yazıyor. Siyasîlerin savaştaki rolünün soruşturma kapsamına alınmamasını eleştiren Guardian, komisyonun görev tanımı değiştirilmedikçe Başbakan Blair'in kamuoyunun güvenini kazanamayacağını öne sürüyor. Financial Times da başyazısında "Artık sorumluluğu birileri üstlensin" diyor ve şöyle devam ediyor: "Kitle imha silahlarına ilişkin istihbaratın toplanması, analiz edilmesi ve kullanılmasında sistemden kaynaklanan hataların olup olmadığı sadece istihbarat servislerini ilgilendirmiyor. Sonuçta savaşa girme kararını Bush ve Blair verdi." Independent gazetesi, "İstihbarat şefinin bombası: Bizi dikkate almayıp bildiklerini okudular" başlıklı haberinde İngiliz Savunma Bakanlığı'nın eski kitle imha silahları uzmanı Brian Jones'un çarpıcı açıklamalarına yer veriyor. Geçtiğimiz yıl Ocak ayında görevinden ayrılan Brian Jones, Independent'taki yazısında Başbakan'ın savaşa gerekçe olarak kullandığı dosyanın Saddam Hüseyin'in biyolojik ve kimyasal silah kapasitesi konusunda kamuoyunu yanılttığını söylüyor. Jones, savaştan önce, 2002 Eylül'ünde kamuoyuna açıklanan dosyanın hazırlanma sürecinde istihbarat uzmanlarının görüşlerinin dikkate alınmadığını savunuyor. Eski istihbarat şefi, yazısında dosyada yer alan, Saddam'ın 45 dakika içinde bu silahları operasyonel hale getirebileceği iddiasına dayanak oluşturan istihbaratın kendilerinden gizlendiğini belirtiyor ve olasılıkların, gerçeklik gibi sunulduğunu iddia ediyor. Brian Jones, BBC'nin, savaş dosyasının abartıldığı yolundaki haberine katıldığını da ekliyor. Guardian'ın ekinde de eski bir CIA ajanının Amerikalı yöneticilere benzer suçlamalar getiren açıklamaları yer alıyor. Eski CIA ajanı Kenneth Pollack özetle şunları söylüyor: "Evet Irak'ın yasak silahlarına ilişkin istihbaratta hata yaptık. Ancak üst düzey yöneticiler savaşı haklı kılmak için bu hatalı istihbaratı kendilerine göre şekillendirdiler." ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın "Bağdat'ın kitle imha silahları olmadığını bilseydim savaşı desteklemezdim" açıklaması da İngiliz gazetelerinde önemli bir yer tutuyor. Daily Telegraph, Dışişleri Bakanı'nın açıklamalarının Blair'i zor durumda bıraktığını yazıyor. Guardian ise bu açıklamayı Amerikalılar'ın, savaş konusundaki kararlarını sorgulamaya başlamasının işareti olarak değerlendiriyor. Financial Times, Avrupa Birliği ülkelerinin 1 Mayıs'ta birliğe katılacak yeni üyelere kapılarını ve kalplerini açmadığını yazıyor. Financial Times, Avrupa ülkelerinin çoğunun yeni üyelere karşı özellikle çalışma ve oturma izni konusunda 2011 yılına kadar kısıtlayıcı önlemler aldığını belirtiyor. Gazeteye göre bu ülkeler, özellikle Doğu Avrupa'dan yaşanacak insan göçünün istihdam ve sosyal güvence sistemini çökertmesinden endişe ediyor. Gazete, İsveç Başbakanı Göran Persson'un şu sözlerine yer veriyor: "Doğu Avrupa'dan gelecek insanların düşük ücretlerle çalışmayı kabul edip, sosyal haklarımızdan yararlanmasının yol açacağı riskleri görmemek saflık olur." Daily Telegraph gazetesi de kıta Avrupası'nın yeni gelenlere kapılarını kapattığını belirtiyor ve 15 üye ülkeden sadece İngiltere ve İrlanda'nın açık kapı politikası uygulayacağına dikkat çekiyor. Gazete, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in bu konuda muhalefetin ve kamuoyunun baskısı altında olduğunu vurguluyor. Guardian Fransa Meclisi'nin devlet okullarında başörtüsü, haç, takke gibi dinî sembollerin yasaklanmasına ilişkin yasa tasarısı üzerinde görüşmelere başlamasıyla ilgili haberinde bu konunun Avrupa'daki birçok ülkenin gündeminde ağırlığını daha fazla hissettirmeye başladığına dikkat çekiyor. Guardian, aşırı İslamcılar'ın suçlandığı terörist saldırılardan sonra Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman toplumuna karşı sempatinin azalmaya başladığını öne sürüyor. Gazete, başka Avrupa ülkelerinde de Fransa'dakine benzer yasal hazırlıklar yapıldığını kaydediyor. Guardian, Belçika Parlementosu'ndaki yasa tasarısı konusunda sosyalist senatör Marie Lizin'in "Tüm Müslüman ülkelerde kadınlar başörtüsünden kurtulmaya çalışırken, Belçika'nın bazı bölgelerinde Cezayir sokaklarındakinden daha çok başörtülü kadın dolaşıyor" dediğini aktarıyor. Guardian'ın haberinde her bir Avrupa ülkesinde ne kadar Müslüman'ın yaşadığına ilişkin rakamlar yer alıyor. Gazeteye göre Müslümanlar, Fransa nüfusunun yüzde 10'unu, İtalya nüfusunun ise yüzde 2,4'ünü oluşturuyor. Guardian'a göre, dünyadaki Müslümanlar'ın sayısı 1970'lerde 550 milyon idi. 2002'de bir milyar 240 milyona çıkan bu rakamın 2025'te bir milyar 780 milyona ulaşması bekleniyor. Daily Telegraph, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un Gazze Şeridi'ndeki Yahudi yerleşim birimlerinin yıkılacağı yolundaki açıklamasıyla büyük risk aldığını, sağ kanattaki müttefiklerinin desteklerini çekme tehdidinde bulunduğunu anımsatıyor. Gazete, muhalefetetteki Şimon Peres'in kaolisyonun çökmesi halinde Şaron'a hükümetin devam etmesi konusunda destek vadettiğini yazıyor. Independent ise Yahudi yerleşimcilerle yaptığı röportajlara yer veriyor. Gazeteye göre Yahudi yerleşimciler, İsrail halkının yarısından fazlasının destek verdiği bu karara direneceklerini, birkez daha göçmen olmak istemediklerini söylüyorlar. Daily Telegraph gazetesi, özel haberinde İran, Libya ve Kuzey Kore'ye nükleer sırlar sattığını itiraf ettiği öne sürülen Pakistan'ın atom bombasının mimarı Doktor Abdülkadir Han'ın affedileceğini yazıyor. Aynı gazete, başyazısında ise başka ülkelere nükleer teknoloji transferi yapan Pakistan'a başıbozuk devlet muamelesi yapılması gerektiğini savunuyor. Independent, dün Bakü'de Hazar petrolünü Gürcistan ve Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştıracak Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla ilgili nihaî anlaşmaların imzalandığı aktarıyor. Gazete, çevreci ve Kürt insan hakları gruplarının anlaşmaya tepki gösterdiklerini yazıyor. Independent'a göre bu gruplar boru hattının çevreye büyük zarar vereceğini, insan hakları ihlallerine zemin hazırlayacağını ve bölgede istikrarsızlık yaratacağını öne sürüyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||