BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 07 Şubat, 2004 - TSİ 19:26
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
12 Ocak 2004 Basın Özeti
İngiliz gazetelerinde bu sabah öne çıkan konular arasında Başbakan Tony Blair'in Irak itirafları, Boğazlar'daki trafik sıkışıklığının Avrupa rafinelerine etkisi ve Kıbrıs sorununda Türkiye'nin önemi var.

Manşetlerde ise farklı konular öne çıkıyor. Daily Telegraph manşet haberine şöyle başlıyor:

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

"İngiltere'de esrar, eroin, kokain ve ekstazi fiyatları, 1997 den bu yana düşüyor. Altı yıl öncesine göre esrar yüzde 20, kokain yüzde 29, eroin yüzde 18 ekstazi ise yüzde 50 ucuzladı."

Gazete, "Bu, operasyonlarla büyük miktarlarda uyuşturucu madde yakalanmasına rağmen, hükümetin uyuşturucu arzını azaltmayı başaramadığına işaret ediyor." diye devam ediyor.

Times gazetesi, İngiltere'de hükümetin, belediye vergilerinde radikal değişiklikler yaparak, büyük evlerde oturan varlıklı kesimi ve iş çevrelerini hedefleyen yeni bir sistem getirmeyi planladığını öne çıkarıyor manşetinde.

Independent ise "Büyük ağabey - Britanya - 2004" başlıklı haberinde güvenlik kameralarının yaşamın her boyutuna nasıl girdiğini ve herkesin hareketlerinin nasıl kayda alındığını öne çıkarmış.

"Her hareketimizi izleyen dört milyonu aşkın kamerayla Britanya, dünyada, vatandaşlarını en çok gözleyen ülkeler listesinde birinci. Ülkedeki gizli güvenlik kameralarının sayısı son üç yılda dörde katlandı ve şu anda Britanya'daki her 14 kişiye bir kamera düşüyor. Londra gibi büyük bir kentte yaşayan birinin her gün ortalama 300 kez kameralara yakalandığı tahmin ediliyor."

Independent, başyazısında da bu habere ilişkin yorumunu yayımlamış. Gazete "Elveda mahremiyet" başlıkla yazısında, gizli bir devrimle giderek attığımız her adımın gözlenir ve izlenir hale geldiğini vurgulayarak, şu sonuca varıyor.

"Bireyler hiç bir zaman devlete fazla yetki vermemeli. İşte bu nedenle terörizm karşısında yeni yetkiler istendiğinde ya da herkesin parmak izi, genetik sicili ve göz kayıtlarının tutulması talep edildiğinde uyanık olmamız gerekiyor."

Financial Times, Amerika Birleşik Devletleri'nin Doha'da tıkanan dünya ticaret görüşmelerini yeniden başlatmak için harekete geçtiğini duyuruyor manşetinde.

Amerikan yönetiminin seçim yılında niçin böylesi bir gayrete girdiğinin pek açık olmadığını yazıyor Financial Times. Ama özellikle Avrupa Birliği'ne, sebebi ne olursa olsun, Washington'un bu adımının desteklenmesi gerektiği mesajını veriyor.

Guardian, "Tony Blair, Irak'ta hiç bir zaman kitle imha silahı bulunamayabileceğini kabul etti" diye yazıyor.

İngiltere başbakanının dün BBC televizyonuna verdiği mülakattan yapılan alıntılara dayanıyor Guardian'ın haberi.

Gazete, Blair'in, "kitle imha silahları konusunda yanılmış olamaz mısınız?" şeklindeki bir soruyu "Bilmiyorum" diye yanıtlayarak, ilk kez Irak'la savaşın ana gerekçesi hakkında kuşku belirttiğini yazıyor.

Gazete, Başbakan'ın dünkü sözlerinin, geçen yıl yaptığı açıklamalarla tam bir çelişki içinde olduğuna dikkat çekiyor. İşte Blair'in o günlerde söyledikleri.

"25 Mart 2003: Saddam rejimi devrildikten sonra insanlar bize gerekli bilgileri verecektir. Irak'ın elinde kitle imha silahı bulunduğundan hiç kuşkumuz yok.

4 Haziran 2003: Saddam'ın kitle imha silahları konusunda en açık kanıtların bulunacağından hiçbir kuşkum yok.

8 Temmuz 2003: Kitle imha silahı projelerine dair kanıtları bulunacağından kesinlikle eminim."

Independent gazetesi ise yine Irak'la ilgili olarak, bu kez Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'a ilişkin bir haberi öne çıkarıyor. Başkan Bush ile birlikte iki yıl çalışan eski Hazine Bakanı Paul O'Neill'in açıklamalarına dayalı haber özetle şöyle:

"Eski Hazine Bakanı'na göre Bush, Irak'ın işgaliyle ilgili ayrıntılı planları 11 Eylül'den çok daha önce, and içtikten on gün sonra yapılan Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında, yani 2001 yılının Ocak ayında hazırlamaya başlamıştı. Başkan Bush, göreve gelir gelmez hazırladığı Irak'a saldırı planlarını yaşama geçirmek için bir bahane bulabilme kaygısındaydı."

Independent gazetesinin haberine göre, Eski Hazine Bakanı bu açıklamaları, dün Amerikan CBS televizyonunda, Bush yönetimi içindeki iki yılını anlattığı "Amerika'da iktidar: Sadakatin Bedeli" adlı kitabını tanıtırken yaptı.

Financial Times gazetesinin Avrupa sayfasında, Türkiye'yle ilgili bir haber dikkat çekiyor. Gazete boğazlardaki trafik sıkışıklığının Avrupa'da ham petrol sıkıntısına yol açtığını yazmış.

"Türkiye'nin güvenlik önlemleri ve kötü hava koşulları, İstanbul ve Çanakkale boğazlarından petrol taşıyan Rus tankerlerinin gecikmesine yol açınca, Avrupa rafinerilerinde ham petrol sıkıntısı yaşanıyor."

"Bu 1991'de Körfez Savaşı sırasında yaşanan krizi andırmaya başlıyor. Tankerlerin boğazlardan geçişi 20-25 gün gecikirken, İspanya, İtalya, Fransa ve Almanya'daki rafinerilerin kapasite düşürmesi söz konusu. Üstelik bekleyen tankerlere günde elli bin dolar ödeme yapılıyor."

Financial Times, boğazlardan tankerlerle taşınan petrole alternatif olabilecek Kerkük petrolünün de Irak savaşının başladığı Mart ayından bu yana devam eden sabotajlar nedeniyle bir türlü boru hattından Ceyhan'a akamadığını hatırlatıyor.

Kuzey Kıbrıs'da koalisyon hükümeti konusunda anlaşmaya varıldığı haberleri bir çok gazetede yer alırken, Guardian, Kıbrıs sorununa başyazısında yer veriyor bugün.

"Kıbrıs: Türkiye'nin büyük önemi" başlıklı yazı özetle şöyle:

"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ayın sonlarında Washington'a yapacağı ilk resmî ziyaret sırasında George Bush'la konuşacağı çok şey var.

Türkiye Irak konusunda, özellikle de 30 Haziran'da Amerikan öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak yönetimini devrettikten sonra, sınırı boyundaki Kürt bölgesinin fiili bir bağımsızlık elde etmesi ihtimali karşısında kaygılı.

İstanbul'da sonbaharda patlayan bombalardan sonra güvenlik ve terörizm de gündemin başlarında olacak.

Ama Beyaz Saray'ın gündeminde bütün bunlardan daha acil görülmesi olası bir başka madde var: Kıbrıs.

Kıbrıs'ın 1 Mayıs tarihinde Avrupa Birliği'ne üyeliği her gün biraz daha yaklaşıyor. Ama bu günkü durum değişmezse, bu üyelik, Birleşmiş Milletler, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin Annan planını destekleme konusundaki yoğun çabalarına rağmen, adanın kuzeyinde Türkler'in denetimindeki

bölgeyi içermeden gerçekleşecek.

Üstelik Aralık ayında kuzeyde yapılan seçimler de anlaşmadan yana partilere açık bir yetki vermedi ne yazık ki."

Guardian Kıbrıs'taki durumu "fazlasıyla uzayan saçma sapan bir durum" diye niteliyor ve bu durumun Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği umutlarına nasıl gölge düşürdüğünü artık Başbakan Erdoğan da dahil herkesin bildiğini yazıyor. Ve şöyle devam ediyor.

"Belki Amerika, bu mesajı, inatçılıklarıyla Başbakan Erdoğan'ın da elini kolunu bağlayan Türk generallerine iletmenin bir yolunu bulur. Bu konuda Amerika'nın, Iraklı Kürtler'in taleplerini kontrol altında tutma sözü vermesi yararlı olabilir."

"Geçen hafta Ankara, Annan planıyla ilgili sınırlı ama önemli değişimler içeren yeni bir girişim başlattı. Bu, eksikleri bulunsa bile diyalog için zemin kabul edilmelidir. Yunanistan'ın da yaklaşan seçimlerin telaşına rağmen, bu sorunu 1 Mayıs'tan önce çözmekte açık çıkarı var. Bu uzatmalı sorun bir gün çözülecekse, o gün bugündür."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik