|
7 Ocak 2004 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ölümü üzerinden 6 yılı aşkın bir süre geçti ama Prenses Diana bir kez daha manşetlerde. Paris'te bir tünelde metal yığınına dönen araba, acaba basit bir kaza mıydı; yoksa kaza süsü verilmiş bir cinayet mi?
Fransa'daki soruşturmadan ortaya herhangi bir komplo bağlantısı çıkmadı. Şimdi, sıra İngiliz savcılarda. İngiltere'de bağımsız bir soruşturma açılabilmesi için, önce Fransa'daki sürecin tamamlanması bekleniyordu. Fakat yeni bir soruşturmaya gerek var mı? Times, 'Kraliyet Ailesi öfkeli' diye yazıyor manşetinde. Ama bir de öfkeli bir baba var. Paris'te, Diana'nın yanısıra arabanın şoförü ve sevgilisi Dodi Fayed de ölmüştü. Gazeteler, Mısırlı milyarder işadamı Muhammed Fayed'in, 'oğlumu ve Diana'yı öldürdüler' iddiasını dün de yinelediğini yazıyor. Daily Telegraph'a göre şimdi bu soruşturma, 'gerçekleri masallardan ayırmak için bir fırsat' olabilir. Fakat Guardian'ın başyazısına göre, 'koca bir vakit kaybı': Soruşturmanın ilk ayağında İngiltere'deki en üst düzey emniyet müdürü yığınlarca dosyayı inceleyerek komplo teorileriyle karşılaştıracak. Guardian'a göre polisin elindeki sınırlı kaynağı ve vakti çok daha aciliyet gerektiren konularda harcamak daha doğru olurdu. Gazete, komplo teorisyenlerini fazla ciddiye almıyor. Ama Independent, 'hâlâ cevaplanmamış sorular var' diyor. Independent'a göre, 'ortada cinayete işaret eden tek bir delil bile yok; ama kamuoyunun bir kısmının kafasını meşgul eden sorular ancak böyle bir soruşturmayla açıklığa kavuşabilir'. Gazete, ölümünden 10 ay önce Diana'nın kaleme aldığı bir mektupta kocası Prens Charles'ı 'bir araba kazası süsü vererek' kendisine suikast planlamakla suçlayışını hatırlatıyor. Independent, 'Diana hamile miydi, değil miydi' sorusunun da komplo teorisyenlerinin kafasını kurcaladığını yazıyor: 'Mısırlı sevgilisinden doğacak bir bebek, İngiliz Kraliyet Ailesi'nin de muhtemelen ilk Müslüman üyesi olacaktı.' Independent, bütün bu kuşkulardan temelli kurtulmak için bu sorulara kesin yanıtlar getiren bir soruşturmanın gerekliliğini savunuyor. 'Yaşasın, komplo teorimiz oldu' Times'taki yorum yazısı ise, biraz sivri dilli bir üslûpta, 'nihayet' diyor, 'paranoyak uluslar klubüne İngiltere de üye oldu'. Yorum yazısında önce kimi diğer ülkelerin toplumsal bilincine yerleşmiş komplo hikayelerinden bahsediliyor. Fransa'yı geçen yüzyıl başında ikiye bölen Dreyfus davası, ya da Amerika'da halen birçok kişinin sis perdesinin kalkmadığına inandığı Başkan Kennedy suikasti gibi. Yazar Joanna Pitman, 'biz İngilizler yüzyıllardır ulusca kafa yorduğumuz bir komplo teorisinden yoksunduk' diyor: 'Nihayet artık bizim de bir tane var'. Ama bu espirili dile aldanmayın; yazarın koyduğu toplumsal teşhis bir hayli kötümser: Times'ın yorum yazısına göre bir ülkede ne kadar çok komplo teorisi uçuşuyorsa, o toplumun kendine olan güveni ve istikrarı da o kadar sallantıda demek. Gazetelerin başyazılarında ortaklaşa dikkat çeken konulardan biri de Güney Asya'da esmeye başlayan dostluk rüzgarı. Financial Times'ın başlığı: 'Hindistan'la Pakistan arasında çözülen buzlar': Hintli ve Pakistanlı liderlerin Keşmir dahil aralarındaki anlaşmazlık konularını görüşmek için yeniden pazarlık masasına oturma kararı, Financial Times'a göre, cesur ve olumlu bir adım. Nükleer silahlara sahip iki komşu, Keşmir konusunda iki kez savaşmış ve defalarca da savaşın eşiğine gelmişti. Financial Times, iki liderin barış girişiminden memnuniyet duysa da, bir de uyarısı var: Gazete, 'Keşmir'de çözümün kolay olacağını ummayın' diyor. Financial Times'a göre her iki ülkenin de hak iddia ettiği Keşmir'de kalıcı barışın sağlanması, 'en az Kuzey İrlanda ve hatta Orta Doğu barış süreci' kadar çetrefilli bir sorun. İngiltere, Avrupa'nın ortak para birimi Euro'ya geçecek mi; geçecekse ne zaman? Spekülasyonların odağındaki bu konuda hakkında Independent, bugünkü manşetinde ortaya bir tarih atmış: 2007. Gazeteye göre Başbakan Blair, önümüzdeki yıl Mayıs ya da Haziran aylarında yapılması beklenen genel seçimlerde İşçi Partisi'ni üçüncü bir dönem iktidara taşıdıktan sonra Euro'yu, seçim zaferinin hemen ardından, halk oylamasına sunmayı umuyor. Elbette önce seçimleri kazanması ve bu arada Euro'nun da iyi bir performans göstermesi kaydıyla. Acaba Euro'yu kullanan ülkelerde durum nasıl? Fransız basınından Le Nouvel Observateur, Fransa'da kamuoyunun Euro'dan memnuniyetsizliğine işaret eden anket sonuçlarını yayınlıyor. Gazeteye göre anket sorularını cevaplayanların yüzde 95'i, 'fiyatlar aldı başını yürüdü' diyor; yüzde 50'nin biraz üstünde bir oran, 'Euro'nun faydasını en çok para piyasasında çalışanlar gördü' diye düşünüyor. Anket sonuçlarına göre, Euro'nun sıradan Fransızlar'a bir hayrı dokunduğunu söyleyenler, yüzde 1'le sınırlı. Fransa'da alevlenen başörtüsü tartışması Almanya'ya sıçradıktan sonra şimdi diğer Avrupa ülkelerinde de boy göstermeye başladı. Norveç'te bir mobilya dükkanında çalışan Müslüman bir kadın, iş yerinde başörtüsünü çıkarmasını isteyen patronlarının bu talebini reddediyor. Norveç basınından Aftenposten gazetesi, mahkemelik olan taraflar arasında, kadın işçinin başörtüsü hakkını savunuyor. Norveç gazetesi, 'fiziken herhangi bir tehlike ya da sağlık riski arzetmediği müddetçe, bir kişinin kimliğini belirleyen kıyafetlerin yasaklanması için hiçbir neden yok; saygısızca bir yasak bu' diyor. Norveç hükümeti, etnik ve dinî kimliği hedefleyen ayrımcılığa son vermek için yeni bir yasa tasarısının hazırlığı içinde. Aftenposten gazetesi, tasarıdan sorumlu bakanın, 'dinî sembollerin giyilip takılması sadece yapılan işin temizlik ve güvenlik standartlarına uymuyorsa yasaklanabilir' şeklindeki sözlerini alıntılamış. Gazete soruyor: 'Mobilya dükkanında başörtüsü takmanın ne riski olabilir ki?' Aftenposten, Norveç ordusunda üniforma kurallarının son 10 yıldır dinî hoşgörü esas alınarak saptandığını yazdıktan sonra, 'işte özel iş yeri sahiplerinin ordumuzdan öğrenmeleri gereken bir uygulama' diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||