|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
29 Ocak 2004 Basın Özeti İngiliz gazeteleri geniş biçimde, kimileri sayfalarının büyük çoğunluğunu ayıracak biçimde, Hutton raporunu değerlendiriyor. Bazen başlıklarda, bazen köşe yazılarında, çoğunlukla da siyasi karikatürlerde rapor ile "whitewash" kelimesinin bir arada yer aldığı görülüyor. Bu kelimenin bir anlamı "badanalamak", sözlüklerdeki bir başka anlamı ise "örtbas etmek."
BBC, Dr. Kelly'nin ölümünü araştıran yüksek yargıcın raporunda açıkça suçlanıyor, yayıncılık tatbikatı kusurlu olarak görülüyor. Hutton raporunda, Kelly'nin ölümüne giden süreçte Blair hükümetinin hiçbir dahlinin olmadığı, el altından bir faaliyet yürütülmediği hükmüne varılıyor. Lord Hutton'ın BBC'yi suçlayıp, hükümeti temize çıkarması galiba en fazla Independent'ı kızdırmış. İngiliz gazetesi birinci sayfasında geniş bir beyaz boşluk, gayet küçük bir başlık ve sadece bir paragraf var. Başlıkta kırmızı renkte "whitewash" kelimesi dikkat çekiyor; örtbas etmek. Yanında bir soru işareti, altında da "Hutton raporu" ifadesi. Independent'ın kapağındaki paragrafa gelince, gazete özetle, sekiz ay önce radyoda yayımlanan bir haber ardından BBC ile Başbakanlık arasında kavga başladığını, Başbakan Blair'in Dr. Kelly'nin ölümüne dair soruşturmayı yürütmesi için bir yüksek yargıç seçtiğini anlatıyor. Lord Hutton, 328 sayfalık raporunda BBC'yi ve ünlü haberin sahibi savunma muhabiri Andrew Gilligan'ı suçluyor, Dr. Kelly'nin de gazetecilerle görüşerek devlet memurluğu kurallarına aykırı bir iş yaptığını belirtiyor. Bunları özetleyen Independent gazetesi, Tony Blair'in, diğer yetkililerin, hükümetin Lord Hutton tarafından aklandıklarını vurgulayıp, "Burada bir örtbas mı var?" sorusunu ortaya atıyor. Sonra da Lord Hutton'ın asıl meseleye eğilmediğini ima ediyor ve soruyor: "Hükümetin halkı Irak savaşına ikna ederken yararlandığı Eylül 2002 dosyası madem bu kadar güvenilirdi, o zaman Irak'ın kitle imha silahları nerede?" Daily Telegraph'ın siyasî yorumcusu Frank Johnson, birinci sayfanın yarısını kaplayan makalesine, "Ne medyayı ne de siyasetçileri anlayabilen, düzenin temsilcisi bir yargıcı böyle bir işe tayin ederseniz, alacağınız sonuç budur" diye başlamış. Bu ifadenin, parlamentoda dün birçok siyasetçinin ortak tepkisi olduğunu da belirtiyor yazar. "Hükümet, muzafferdi. Parlamentonun her köşesindeki televizyon ekranlarında Lord Hutton'ın konuşması dinleniyordu, zaman geçtikçe, iktidar sahipleri hakkında hiç kötü söz etmeyeceği anlaşılıyordu. Tony Blair'e sadık bakanlar, şanslarına inanamıyordu. Sarsılan Muhafazakârlar da kendi şanslarına inanamıyordu. Blair yanlısı bakış açısıyla, Lord Hutton'ı kim akıl ettiyse, Lordluğu hak ediyor." Daily Telegraph yazarı, Lord Hutton'ın bir bakanın, bir casusun, bir başbakanlık yetkilisinin hatta Blair'in eski basın danışmanı Alastair Campbell'ın sözüne itibar ettiğini, ama bir gazetecinin söylediklerini dikkate almadığını belirtmiş. "Biz gazeteciler buna alışkınız, ama bir yargıç söz konusu olduğunda kanıtların dikkate alınmasını bekleriz" diyen yazar şöyle devam ediyor: "Muhabir Gilligan bazı hatalar yaptı. Ama doğru olmayan şeyleri söylediği için değildi bu hatalar. Doğruyu bulmadaki zorluk, siyasetçilerin ve bürokratların onları saklamaya çalışmasından kaynaklanıyordu. Lord Hutton gibi yargıçlar sorduğunda siyasetçiler cevap vermek zorundalar, çünkü başları belaya girebilir. Ama Gilligan gibi gazetecilerin böyle bir avantajı yok. İşte bu yüzden iyi bir gazeteci olmak, iyi bir yargıç olmaktan daha zordur." Muhafazakâr Parti milletvekili, eski gazeteci Boris Johnson da Daily Telegraph'taki yazısında, "BBC işini yapıyordu, Gilligan'ı geri getirin" diyor. "Blair'i halletmek, jöleyi duvara çakmak kadar imkansız" diyen Johnson, önceki gün üniversite harçlarıyla ilgili tasarıyı kılpayı da olsa parlamentodan geçirmeyi başaran Başbakan'ın, Lord Hutton raporundan da hiç hasar görmeden sıyrıldığını belirtiyor. Yazar, Lord Hutton'ı eleştiriyor. Başbakan'ı, Savunma Bakanı'nı, Ortak İstihbarat Komitesi Başkanı'nı aklayan yargıç için, "Namluyu hep yanlış hedeflere yöneltti, BBC'yi yerden yere vurdu" diyor ve ekliyor: "Ama ben ölünceye kadar hep şunu söyleyeceğim: Suçlu olan taraf, Blair ve ekibiydi." Yargıca sunulan kanıtları okumanın bunu söylemeye kâfi olduğunu vurgulayan yazar, BBC'nin eleştirilen haberinin hâlâ doğru olduğunu, hükümetin Irak tehdidini abarttığını anlatıyor. Daily Telegraph'taki yazısında Boris Johnson, "Bu haberin haber değeri olup olmadığını görmek için savaş karşıtı olmak gerekmez, ben Saddam'ın devrilmesinden yanayım" diyor. Yargıç ve gazeteci temasını Guardian başyazısında uygulamış. Bu gazete de Hutton raporunun dengeli olmadığı kanaatinde. Gilligan'ın haberindeki hataları tespit etmede daha hızlı davranmadığı için BBC yöneticilerine yapılan eleştirilere katılsa da, gazete BBC'nin yayıncılık ilkelerini uygulamadaki üstün kalitesini övüyor. BBC'nin kamuoyunun yüzde 92'sinin güvenini taşıdığını anlatıyor Guardian ve onu eleştirenlerin başında gelenlerden bulvar gazetesi Sun'a duyulan güvenin yüzde 11'lerde seyrettiğine işaret ediyor. Şimdi bütün sorumluluğun Genel Müdür Greg Dyke'ta olduğunu, BBC'nin tarafsızlık ve doğruluk konusundaki en yüksek standartları uygulamasını onun temin etmesi gerektiğini belirtiyor. "Bu süreçte, özellikle BBC'nin anayasasının yeniden yazılacağı, yeni yönetim kurulu başkanının başbakan tarafından atanacağı bir dönemde, kurumun felce uğramamasını sağlamalı. BBC'nin gazetecileri, soruşturmaya devam etmeli, ters sorular sormaya devam etmeli, ve dert açmaya devam etmeli." Guardian'ın siyasî yorumcusu Simon Hoggart, "Başbakan bu raporu kendi yazsaydı, aynen böyle yazardı" diyor. Financial Times, manşetinde Lord Hutton'ın Başbakan ve yetkilileri usulsüzlükten aklamasının sürpriz olarak karşılandığını belirtiyor. Ama raporu övenler de var. Times Lord Hutton'ın zor bir işi övgüye layık biçimde yerine getirdiğini yazıyor. Soruşturmayı layıkıyla yürüttüğünü, tanıklara saygısızlık etmeden kamuoyunu bilgilendirme dengesini kurduğunu, bulgularını kamuoyuna sunma tarzıyla gelecekteki soruşturmalara örnek teşkil edeceğini belirtiyor. Raporda, süreçteki aktörlerin, yaptıklarının yan etkisinin bir intihar olabileceğini öngörmelerinin beklenemeyeceği hükmü var. Times bunu destekliyor. Dr. Kelly'nin isminin malum haberin kaynağı olarak basına sızmasının el altından yürütülen bir stratejinin parçası olamayacağı hükmünü de Times destekliyor. Yine de Savunma Bakanlığı'nın personeline nasıl muamele ettiğini gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor gazete. Times bütün bu değerlendirmelerin, BBC'ye yönelik eleştirilerin yanında hafif kaldığını, Lord Hutton'ın şiddetli eleştirilerinin, BBC'de hemen istifalara yol açması gerektiğini belirtiyor. Hemen istifa eden Yönetim Kurulu Başkanı Gavin Davies'in onurlu davrandığını yazan Times, Genel Müdür Greg Dyke'ın istifa etmemiş olmasını da talihsizlik olarak değerlendiriyor. Times, Dr. Kelly'nin ölüm sebebine, gerekli adlî soruşturmayla resmiyet kazandırılmasının, saçma bulduğu komplo teorilerini susturmak için gerekli gördüğünü de vurgulamış. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||