|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
28 Ocak 2004 Basın Özeti İngiltere'de hükümetin üniversitelerde öğrenci harçlarını arttırmak için parlamentoya sunduğu tasarının dün kılpayı da olsa onay alması, İngiltere'de bütün gazetelerin birinci sayfalarını kaplayan haber ve yorumlara konu oldu. Ayrıca bugün Lord Hutton raporunun yayınlanacak olması, İngiltere'nin Irak savaşındaki rolünün geniş biçimde değerlendirilmesine yol açıyor.
Times "Kanlı bir muharebe kazanıldı, savaş kaybediliyor mu?" başlığı altında, üniversitelerle ilgili tasarıyı hükümetin sadece beş oy farkla parlamentodan geçirerek sıyrıldığını ama Hutton'ın "dert dolu kutusu" diye tanımladığı uzun raporun bugün kamuoyuna sunulacağını hatırlatıyor. Times, Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi'nin Avam Kamarası'nda 161 milletvekili farkla çoğunluğu elinde tutmasına rağmen, tasarıyı sadece beş oy farkla geçirebildiğini, Hutton raporu öncesinde Blair'in iktidarının, tamamen yıkılmasa da, ağır hasar gördüğünü belirtiyor. Hutton soruşturması, Savunma Bakanlığı kimyasal silah uzmanı Dr. David Kelly'nin intiharına dair. Yüksek Yargıç Lord Hutton, bu uzmanın ölümüne giden süreci inceliyordu. Dr. David Kelly, BBC'nin, Irak savaşıyla ilgili bir haberinde ismi açıklanmayan kaynaktı. Diğer bazı gazeteler gibi Independent, Blair'in son dakikada istediği sonucu almasında, partisindeki en önemli lider alternatifi Maliye Bakanı Gordon Brown'ın oynadığı role dikkat çekiyor. Maliye Bakanı'na çok yakın bazı milletvekillerinin oylamanın yapılacağı gün saf değiştirerek, tasarı lehine döndüklerini belirten gazete, "Gordon Brown, Başbakan'a parti içindeki otoritesini mi kanıtlamak istiyordu?" sorusunu ortaya atmış. Guardian, Maliye Bakanı Gordon Brown'ın son birkaç günde üniversite harçlarıyla ilgili tasarıya açıkça destek vermeye başladığını, ama tasarıdan tümüyle memnun olmadığını da ima ettiğini belirtiyor. Son gün kendi taraftarlarını tasarı lehine oy kullanmaya ikna etmesinin, hiç de cazip görünmeyen bir siyasi manevra olduğunu, hem hükümetin içinde hem de dışında bir siyasi kişilik olarak Brown'ın bunu böyle sürdüremeyeceğini belirtiyor. Sonuçta dün Avam Kamarası'ndaki oylama, İngiltere'de iktidar partisi içindeki liderlik yarışının bir şekilde yeniden tartışılmasına yol açtı. Daily Telegraph, "Anlaşılan iktidar Gordon Brown'da" başlığı altında, son dakikada saf değiştiren milletvekillerinin saygınlıklarını sorguluyor, bunların Gordon Brown'dan işaret beklediklerinin ortaya çıktığını belirtiyor. Öğrenci harçlarının arttırılmasına karşı çıkmalarının ilkelerle ilgisi olmadığının da görüldüğünü belirten Daily Telegraph, Başbakan Blair'in de bu sınavı iyi veremediğini, Lord Hutton'dan gelebilecek eleştirilere rahatlıkla karşı koyabilecek bir durumda olamayacağını belirtiyor, Başbakan olarak otoritesinin zayıfladığına işaret ediyor. İngiltere kamuoyu, BBC'nin, Savunma Bakanı ve Başbakan'ın Lord Hutton raporunda nasıl değerlendirildiğini merakla beklerken, Avrupa basını da Blair'in konumunu yorumlamış. İsveç'te Dagens Nyheter, "Yüksek mevkilerdeki her lider gibi o da bazen oyun oynuyor ama inandıkları için bedel ödemeye de hazır" diye yazmış. Blair'in Irak savaşına verdiği desteği buna örnek olarak gösteriyor. İsveç gazetesi, Amerika'da George Bush'tan farklı olarak, Blair'in, ne halkın ne de partisinin desteğini aldığını, ve şimdiye kadarki en ağır krizle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. "Raporda eleştiriler taraflara eşit dağılsa da muhalifleri Blair'e saldıracak unsur bulacaktır" diyen gazete, "Asıl mesele Başbakan'ın partisi içinde ne kadar güçlü olduğu" hükmüne varmış. Danimarka'dan Berlingske Tidende, Irak'ta kitle imha silahları olmasa da, savaşın, önemli gerekçelere dayandığını savunuyor. "Saddam Hüseyin'in niyeti olsaydı, Irak'ı dünya barışına karşı bir tehdit olmaktan kolayca çıkarabilirdi ama böyle bir arzusu yoktu" diyen gazete "Bu yüzden, savaşın gelmesi şaşırtıcı değildi" görüşünü savunmuş. Yine Danimarka'dan Information ise, Human Rights Watch, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün değerlendirmesine dikkat çekiyor. Örgüt, Irak savaşının insani gerekçelere dayandırılmasının, haklı olup olmadığını değerlendirmişti ve savaşı haksız bulmuştu. Barış anlaşmalarının uygulanmasını sağlamak, iç savaşları önlemek için dış güçlerin bir ülkeye müdahalesinin, Irak savaşı yüzünden gelecekte zorlaşacağını belirtiyor Danimarka gazetesi. Lord Hutton soruşturmasına konu olan Dr. David Kelly, BBC'nin malum haberinde, hükümetin Irak'taki kitle imha silahlarının yol açtığı tehdidi abarttığını söylüyordu. Kelly haberin kaynağı olarak ortaya çıkarıldıktan sonra parlamento komisyonunda sorgulanmış, haberdeki bazı ifadelerin kendisine ait olmadığını ima etmişti. Ama Blair hükümetinin Irak'ın oluşturduğu tehdidi abarttığı iddiası, bugünkü rapor değerlendirilirken, gündeme geliyor. Guardian'da bir köşe yazarı, Ortak İstihbarat Komitesi'nin değerlendirmesinde Başbakanlığın bazı ifade değişiklikleri yaparak, bazı vurguları şiddetlendirdiğinin kanıtlandığını bildiriyor. İstihbarat örgütlerinin ayrıca, Irak'ı suçlayacak bilgi toplamaya zorlandıklarının da ortaya çıktığını belirten yazar Jonathan Freedland, bunların hükümetin yaptığı savunmayı zayıflattığı görüşünde. Ama böyle bir değerlendirmenin Lord Hutton raporunda yer almasının beklenmeyeceğine de dikkat çekiyor. Guardian'da Türkiye'deki namus cinayetleriyle ilgili bir haber yeralıyor. Diyarbakır'da bir tiyatro grubunun sahnelediği oyunu anlatıyor muhabir Helena Smith. Piyes, habere göre, tecavüze uğradıktan sonra aile meclisinin kararıyla Şemse Allak adlı genç kadının, recmedilmesini, yani taşlanarak öldürülmesini anlatıyor. Tiyatronun müdürü Hasan Elhakan'ın, "Piyesin sonunda bütün seyircilerin kendilerini suçlu hissetmesini amaçladık, bu gerçek bir hikaye, bizim geleneğimiz" dediği aktarılıyor. Guardian'daki haberde, tiyatro grubunun, namus cinayetlerinde cezaları hafifletici yasa hükümlerine karşı mücadele ettikleri belirtiliyor. Söz konusu piyesin Kürtçe sergilenmesine yetkililerin izin vermesi, haberde "olağandışı" bulunuyor. Namus cinayetlerinin başka İslam ülkelerinde de görüldüğü ama Avrupa Birliği adayı Türkiye'nin bu tabuyu ortadan kaldırmaya girişen ilk ülke olduğu vurgulanıyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||