BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 13 Ocak, 2004 - TSİ 13:29
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
13 Ocak 2004 Basın Özeti

İngiliz gazeteleri genel olarak iç siyasete ilişkin haberler manşete çıkmış bugün.

Suç kurbanları fonu

Daily Telegraph'ın manşet haberine göre, "Aşırı sürat yapan sürücülerden kesilecek ekstra ceza, suç kurbanları fonuna gidecek."

Gazeteye göre İngiltere İçişleri Bakanı, suç kurbanlarına yardım ve destek için kullanılmak üzere yılda 17 milyon sterlinlik bir fon oluşturmayı planlıyor. Bu fonun kaynaklarından biri de aşırı sürat yaparken yakalanan sürücülerden normal cezaya ilaveten alınacak beşer sterlin olacak habere göre.

Times gazetesi de manşetinde, İçişleri Bakanı'nın bu planlarının kimi çevrelerde yarattığı öfkeyi öne çıkarmış.

Harç tartışması sürüyor

"İsyancı İşçi Partisi milletvekillerinin Blair ve üniversite harçları yasa tasarısına darbe planları"

Times gazetesinin birinci sayfasında, İşçi Partisi hükümetinin en ciddi siyasî krizi olmaya aday üniversite harçları konusu da öne çıkmış bugün. Gazeteye sızdırılan İşçi Partisi'nin bazı isyancı milletvekilleri arasındaki gizli yazışmalara dayanılarak, parti grubu içinde Başbakan Tony Blair'e ve yakında parlamentoda oya sunulacak yeni üniversite harçları yasa tasarısına karşı büyük bir faaliyet yürütüldüğü haber veriliyor.

"Başbakan Blair'in şimdiye kadar parlamentoya sunduğu hiç bir yasa tasarısı reddedilmedi. Bu yasa parlamentodan döndüğü takdirde, hükümet için güvensizlik önergesi verilmesi kaçınılmaz görünüyor."

Merkez Bankası'na "yalan" davası

Independent gazetesi ise İngiltere'de bugün başlayacak tarihî bir davayı manşetten duyuruyor.

"Sanık: İngiltere Merkez Bankası

İddia: 1991 de BCCI Bankası'nın batışı konusunda yalan söylemek

Sonuç: Vergi mükellefinin cebinden bir milyar sterlin çıkabilir."

Başlıktan anlaşılabileceği gibi bugün başlayan davada, İngiltere Merkez Bankası hakkındaki, Bank of Credit and Commerce International adlı bankanın 1991'deki batışıyla ilgili iddialar ele alınacak. İngiltere tarihinde benzeri görülmemiş davada, bankaları düzenlemekten sorumlu olan Merkez Bankası, 80 bin mudisine beş milyar sterlin borçla batan bankaya zamanında gerekli müdaheleleri yapmamakla suçlanıyor.

Reuters'dan Pentagon'a şikayet

Guardian, İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters'ın, Irak'ta, üç ajans çalışanının Amerikan askerlerince tutuklanıp kötü muamele edildiği iddialarıyla resmen Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'a şikayette bulunduğunu duyuruyor. Gazetenin Bağdat muhabiri olayı şöyle anlatıyor:

"Olay Felluce'de düşen bir helikopteri filme alan Reuters Ajansı'nın iki Iraklı kameramanı ile sürücüsüne, Amerikan askerleri tarafından ateş açılmasıyla başladı. Amerikalılar, daha sonra Reuters çalışanlarını, "kendilerine ateş açan düşman savaşçılar" olduklarını iddia ederek, 72 saat gözaltında tuttular. Olay sırasında gazetecilerin tümünün üzerinde kocaman harflerle "basın" yazan çelik yelekler vardı.

Reuters Ajansı resmî bir açıklama yapmış değil. Ama muhabirlerinin, başlarına çuvallar geçirildikten sonra Amerikan askerleri tarafından itilip kakıldığı, Guantanamo'ya gönderilmekle tehdit edildiği ve hatta sözle taciz edildiği yolunda haberler var. Amerikan ordusu şu ana kadar özür dilemediği gibi, Reuters ajansından açıkça şikayetini geri almasını istedi."

Independent gazetesinin Irak'taki muhabiri ise bugünkü izlenimlerinde, Amerikalı askerler tarafından nasıl yere yatırılıp arandıklarını anlattıktan sonra, belki de İngilizce haykırılan emirleri anlamadıkları için Amerikalılar tarafından yanlışlıkla vurularak ölen Iraklı polis memurlarını hatırlatarak "Irak hala kazara ölmenin çok kolay olduğu bir yer" diyor.

Kıbrıs'ta birleşme umudu

Kuzey Kıbrıs'taki son siyasî gelişmeler bir çok gazetede haber ve yorumlara konu olmuş bugün de dünkü gibi.

Financial Times, Mehmet Ali Talat liderliğindeki CTP Birleşik Güçler ve Serdar Denktaş başkanlığındaki Demokrat Parti'nin oluşturduğu yeni koalisyon hükümetinin Kıbrıs'ın, 1 Mayıs'taki Avrupa Birliği üyeliği öncesinde birleşmesi umudunu canlandırdığını yazıyor.

Guardian'ın ise "Denktaş Kıbrıs pazarlığını yeniden başlatıyor" başlıklı haberinde Rauf Denktaş'ın yakın zamana kadar kesin olarak reddettiği Annan planı karşısındaki tutumunu yumuşattığını yazmış.

"Denktaş'ın tutumundaki değişiklik, Pazar günü iki Kıbrıs Türk partisi arasında varılan koalisyon anlaşması ardından meydana geldi. Ankara'da Başbakan Erdoğan'la görüştükten sonra Denktaş, Annan planının hala masada olduğunu söyledi ve "masaya oturup, tartışacağız" diye devam etti. Şimdi Türkiye Başbakanı Erdoğan ay sonunda Başkan George Bush ile görüşmek için Washington'a gitmeden önce, Ankara'nın, Birleşmiş Milletler planı konusundaki itirazları ve son tutumuna netlik kazandırması bekleniyor."

Kıbrıs Türk toplumu lideri Rauf Denktaş'ın Ankara'daki temasları ardından yaptığı açıklamalar, Independent gazetesinde de "Birleşik Kıbrıs? Denktaş'ın U dönüşü ardından anlaşma umudu" başlığıyla veriliyor.

Orta Doğu'da asıl tehdit ne?

Guardian gazetesinin ekindeki bir araştırma, "Orta Doğu barışına yönelik gerçek tehdit su mu?" başlığını taşıyor.

"İsrail geçen hafta Türkiye ile olağandışı bir su anlaşmasına onay verdi. Anlaşma yaşama geçirilir mi geçirilmez mi bilinmez ama su, İsrail ile Arap komşuları ve Filistinliler'le ilişkilerinin tam göbeğinde. Ve Orta Doğu barışına yönelik en büyük tehditlerden birini oluşturuyor."

Guardian araştırmasında İsrail'in Arap komşularıyla yaşadığı tüm anlaşmazlıkların ardında aslında su kaynakları sorununun bulunduğu tezine ilk kanıtı 1967 savaşını hatırlatarak veriyor. Ve savaşın aslında 1967'den iki yıl önce, Suriye'nin Şeria nehrine su veren iki ırmağın yatağını değiştirecek büyük bir su kanalı yapımına giriştiğinde başladığını yazıyor.

İsrail'in ilhak ettiği ve Suriye ile arasındaki en önemli anlaşmazlık konularından biri olan Golan Tepeleri'nin stratejik konumu kadar su kaynakları bakımından da önemli olduğuna dikkat çekiyor. Guardian'a göre, bölgedeki su mücadelesinden şu anda en zararlı çıkmış görünen ise Filistinliler. Çünkü, Oslo Anlaşması'na göre, Batı Şeria'daki su kaynaklarının kontrolü genel olarak İsrail'e veriliyor. Ve şu anda işgal altındaki Batı Şeria'dan kaynaklanan suların yüzde 80'i İsrail'e gidiyor. Filistinliler ise kendi topraklarında doğan suların sadece yüzde 18'ini kullanabiliyor.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik