|
'İran, AKP hükümetine güveniyor' | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Washington merkezli Carnegie düşünce kuruluşundan İran uzmanı Karim Sadjadpour'a göre, "İran yönetimi AKP hükümetine güvendiği için Türkiye'nin ABD ile arabulucu olmasına sıcak bakıyor. Ancak ABD yönetiminin İran'daki Haziran seçiminden önce bu konuda büyük bir adım atması zor."
Tahran'da bugün Ekonomik İşbirliği Teşkilatı zirvesi var. Örgütün üç kurucu ülkesinden biri olan Türkiye'yi zirvede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül temsil ediyor. Gül zirve öncesinde dün Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney ile görüştü. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayının sonunda Guardian gazetesine yaptığı açıklamada İran'ın kendilerinden ABD ile aralarında 30 yıldır varolan uzlaşmazlığın çözümünde rol oynamasını istediğini söylemişti. Habere göre Erdoğan, Nisan ayında G-20 zirvesi için Londra'da biraraya geldiklerinde Obama'ya konuyu hatırlatmayı planlıyor. Abdullah Gül de dün İran'a gitmeden önce yaptığı açıklamada "Yeni Amerikan yönetiminin verdiği mesajlarda yeni bir dönemin başladığını" söyledi, ABD-İran diyaloğu açısından Tahran'a bir mesaj götürüp götürmediği sorusuna ise olumsuz yanıt vermedi. Peki Türkiye böylesi bir rolü üstlenmeye hazır mı? Bu soruyu Washington merkezli Carnegie Endowment For International Peace düşünce kuruluşundan İran uzmanı Karim Sadjadpour'a yönelttik. Karim Sadjadpour: Bence Türkiye, ABD ve İran arasındaki ilişkileri kolaylaştırmaya yardımcı olma konusunda neredeyse "doğal olarak" diyebileceğimiz kadar iyi bir konumda. Çünkü ortada bu arabulucu rolünü oynayabilecek bir Avrupa ülkesi bulunmuyor elbette. AB-İran ilişkilerinde nükleer faaliyet konusu nedeniyle tırmanan gerginliğin bir sonucu bu. Arap ülkeleri ise İran'a son derece kuşkulu yaklaşıyorlar. Türk hükümetinde varolan mevcut ton farkı nedeniyle, ya da Türk hükümetinin eskiye göre daha İslamcı görünüyor olması nedeniyle İranlılar da kendilerini eskiden varolan ve daha Kemalist olan hükümetlere göre daha yakın hissediyorlar. Sanıyorum Türk hükümeti şu anda dünyada İran tarafından güven duyulan az sayıdaki hükümetten biri. Amerika da Türkiye'ye güveniyor. Ayrıca Türkiye'nin ABD ve İran arasında var olan tüm gerginliklerin çözüme kavuşması yönünde bir arzusu bulunuyor. Bu yüzden de görüşmelerin başlamasını kolaylaştırabilirler. Ama elbette asıl olarak bir gelişme İranlılar ve Amerikalıların elinde. Şu sözü hepimiz biliyoruz: "Bir atı sudan geçirebilirsiniz, ama ona suyu içiremezsiniz." Yani, Türkiye iki tarafı bir araya getirebilir, ama sonuçta bu iki ülke problemlerini kendi aralarında çözmek zorunda. Obama ve Erdoğan BBC Türkçe: ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton geçen haftasonu Türkiye'deydi. Başkan Obama'nın da bir ay içinde Türkiye'de olması bekleniyor. Size göre yeni Amerikan yönetimi Tahran'a şimdiden bir mesaj yollamış olabilir mi Türkiye üzerinden? Karim Sadjadpour: Bence Obama yönetiminin yapmaya çalıştığı elbette ABD-İran ilişkilerine yeni bir ton ve içerik kazandırmak... Bush yönetimi askeri tehditlere ve finansal açıdan da yıpratmaya fazlasıyla odaklanmıştı. Obama yönetimi İran ile güveni tesis etmek istiyor. Afganistan konusunda diyaloğa girerek, bölgesel istikrar ve güvenlik konusuna İran'ı da dahil ederek yapıyor bunu. Türkiye'den arabuluculuk isteğinde bulunmak da bu stratejinin bir parçası olsa gerek. Türkiye Başbakanı Erdoğan da açıkça İranlıların kendisinden ilişkilerin düzelmesine yardımcı olmasını istediğini söylemişti. Sanıyorum Obama yönetimi de Erdoğan'ı Washington ve Tahran arasında önemli bir arabulucu olarak görüyor. Haziran seçimi BBC Türkçe: Obama yönetimi ve Tahran arasında arabulucu olmadan doğrudan görüşmelerin başlaması olasılığı var mı size göre yakın bir gelecekte? Karim Sadjadpour: Bence güvensizlik halen çok derin. Obama yönetimi de İran'da Haziran'da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde büyük bir adım atma konusunda isteksiz. Ancak sanıyorum daha alt seviyelerde, mesela büyükelçiler düzeyinde, diyelim ki Afganistan konusunda diyaloğa tanık olacağız. Amerikan Dışişleri, İran'ı da Afganistan tartışmasına dahil etmek istiyor. Bu iki taraflı bir görüşme olmayabilir. Belki çok taraflı bir formatta olacaktır. Ama sanıyorum yeni yönetiminin anlayışı şöyle: "Biz İran ile 30 yıldır aramızda böyle bir güvensizlik inşa ettik. Aramızdaki husumet çok derin. Bir gece içinde de çözülmeyecektir." Bence İranlıların anlayışı da bu şekilde. Buradaki asıl soru işareti ise nükleer program konusu. İranlılar bu konunun uzun süreye yayılması ve sürüncemede kalmasını isteyeceklerdir. Amerikalıların ve İsrail'in bakışına göre ise bu konu çok daha acil bir çözümü gerektiriyor. Ve onlara göre bu konu aylarca veya yıllarca müzakere edilebilecek bir konu değil. Ahmedinejad faktörü BBC Türkçe: Peki siz Tahran yönetiminin bu konuyu Amerikalılarla müzakere edebilecek bir noktada olduğunu düşünüyor musunuz? Karim Sadjadpour: Nükleer program konusuna kısa vadeli bir çözüm öngörmüyorum. Bu konu ABD ve İran arasındaki güvensizliğin bir semptomu konumundadır. Gerilimin asıl nedeni bu değildir. Nükleer program konusuna teknik bir çözüm getirilemez. İki taraf arasında geniş bir siyasi çözüme ihtiyaç duymaktadır bu konu. Sanıyorum daha o noktada değiliz. Bunun için aylarca zamana ihtiyaç var. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad bu görevde olduğu sürece İran ile bir anlaşmaya varılması bence güç olacaktır. Sonuçta ilk adım Obama yönetiminin işbaşına gelmesiydi, kendisi İran ile yeni bir sayfa açmak istiyor. Ama çözüme ulaşılması için Tahran'da da farklı bir cumhurbaşkanına ihtiyaç var. Dini lider Ayetullah Hamaney'in İran'daki en güçlü kişi olduğunu bilsek de; Yahudi soykırımını reddeden ve İsrail'e karşı düşmanca bir tavır sergileyen Ahmedinejad cumhurbaşkanı oldukça, Amerikan yönetiminin de İran'a yönelik daha fazla iyi niyet sergilemesi güçleşmiş oluyor. Obama'nın Türkiye ziyareti BBC Türkçe: Başkan Obama Müslüman bir ülkenin başkentinden İslam dünyasında sesleneceğini söylemişti. Size göre bu başkent Ankara olabilir mi? Ve bu açıklamada acaba siz İran'a yönelik bir mesaj da bekliyor musunuz? Karim Sadjadpour: İslam dünyasına sesleneceği başlıca yerin Ankara olup olmayacağını bilemiyorum. Ama sanıyorum Türkiye fena bir seçim olmaz. Demokratik bir ülke. Ayrıca hükümeti de daha İslami bir dünya görüşüne yakın duruş sergiliyor. Türkiye geçmişte, İsrail-Filistin uzlaşmazlığı, Irak ya da İran konuları gibi pek çok Ortadoğu meselesinde önemli roller üstlenmişti. Sonuç olarak eğer Obama dünyaya Ankara'dan seslenecek olursa İran'a da mesajlar göndereceğinden emin olabilirsiniz. | İlgili haberler Tahran'da bölgesel işbirliği zirvesi10 Mart, 2009 | Haberler Şam-Riyad yakınlaşması10 Mart, 2009 | Haberler Obama'dan Ruslara İran mektubu03 Mart, 2009 | Haberler Irak lideri Talabani İran'da27 Şubat, 2009 | Haberler Buşehr'de deneme üretimi25 Şubat, 2009 | Haberler Erdoğan: İran-ABD arabuluculuğuna hazırız25 Şubat, 2009 | Haberler İran'dan İngiltere'ye 'gizli teklif' 20 Şubat, 2009 | Haberler 'İran ABD ile diyaloğa hazır'10 Şubat, 2009 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||