|
Saldırılar hangi ipuçlarını veriyor? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Hindistan'ın büyük kentleri bu tür saldırılara yabancı değil. Son yıllarda bu tür saldırılar giderek sıklaşan aralıklarla gerçekleştirilmeye başlandı.
Ülkenin ekonomik merkezi Mumbai de daha önce hedef alınmıştı. 1993 yılının Mart ayında kentin, aralarında borsanın da bulunduğu önemli merkezlerine yönelik otomobilli bombalar 257 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bu saldırılardan önce kentte 1992 Aralık ayı ile 1993'ün Ocak ayı arasında Hindu'larla Müslümanlar arasında şiddet olayları yaşanmıştı. Bu olaylar sırasında en çok kayıp veren işçi sınıfından Müslümanlar olmuş ve bizzat kentin polis memurları tarafından yakın mesafeden vurularak öldürülmüşlerdi. 2006 yılı Temmuz ayında Mumbai'nin banliyö trenlerine yerleştirilen bombalar 183 kişinin ölümüne yol açtı. Hindistan'ın diğer kentleri özellikle Yeni Delhi de sürekli olarak saldırılara hedef oluyor. 2005 Ekim ayında ışıklar festivali Diwali öncesinde Delhi'nin kalabalık pazar yerlerinde bombalar patladı. 60'dan fazla insan öldü. Son olarak bombalı saldırılar, 2008'in Temmuz ayında batıdaki Gucarat eyaletinin başkenti Ahmedabad'ın kalabalık merkezlerine yöneldi. Ahmedabad bombalarında 50yi aşkın kişi öldü. Ahmedabad saldırıları özellikle çok acımasızdı. İlk bombalarda yaralananlar ambulanslarla hastanelere taşınırken, hastanelerin acil bölümlerinin girişlerinde yeni bombalar infilak etmişti. Hindistan'ın en varlıklı eyaletlerinden biri olan Gucarat, daha önce, 2002 yılında da bir trene yönelik kundaklama olayında 59 Hindu milliyetçi militanın ölmesinden sonra çok sayıda Müslümanın öldürüldüğü yaygın şiddet olaylarına sahne olmuştu. Mumbai'de yeni olan ne? Bu saldırının ayırdedici özelliği saatli bombalar yerine doğrudan silahlı saldırı yönteminin seçilmiş olması. Bu yöntem Hindistan'da kentlerde gerçekleştirilen saldırılarda pek kullanılan bir yöntem değil. Bunun en iyi bilinen istisnası, 2001 yılında Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'na beş silahlı eylemcinin giriştiği saldırıydı. El bombaları ve tüfeklerle saldırıyı başlatan eylemcilerin yüzlerce milletvekili ve bakanların katıldığı meclis oturumuna girmesine ramak kalmış, saldırganlar bir saat süren çatışmanın sonunda vurularak etkisiz hale getirilmişlerdi. Olayla parlamentoda görevli 9 muhafiz ile bir çok hademe de yaşamını kaybetmişti. Hindistan hükümeti bu olaydan Pakistanlı radikal İslamcıları sorumlu tutmuş ve olaydan sonra Pakistan sınırına büyük askeri yığınak yapmaya girişmiş, Pakistan da buna ayniyle cevap vermişti. İki ülke arasındaki gerginlik aylar süren diplomatik çabalardan sonra sonunda 2002 yılı içinde yatışabilmişti. Ama saldırılara geri dönersek, doğrudan silahlı saldırı yöntemi özellikle Hindistan yönetimindeki Keşmir'de 1999 ile 2003 yılları arasında sık sık başvurulan bir yöntemdi. Genellikle yarı otomatik silahlar ve el bombalarıyla donanmış iki kişilik ekipler tarafından gerçekleştiriliyordu. Fedai teknikleri Keşmir'deki bu tür saldırıların önemli bir kısmı kendilerine Fedailer adını veren ölüm mangaları tarafından gerçekleştiriliyordu. Bu tür saldırıların bir kısmı militanlar ile güvenlik güçleri arasında 24 ila 72 saat kadar devam eden çatışmalara dönüştü. Genellikle Hindistan ordusuna ya da polisine ait hedefler seçiliyordu. Özellikle de yörenin yönetim merkezi Srinagar civarındaydı bunlar. Fakat, bazı saldırılarda siviller de hedef alındı. Özellikle de Hinduların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu Cammu kentinde. Saldırganlar, Keşmir'deki en güçlü militan Müslüman grup olan Hizb-ul Mücahidin'e bağlı değillerdi. Fedailerin teknikleri yani ilkel bir "şok et ve korkut" taktiği Keşmir'deki isyan hareketi içine 1990'ların ortalarından itibaren giren radikal Pakistan kökenli örgütlerce taşındı. Fedai saldırılarının çok büyük bir kısmı bu örgütlerden Leşker-i Toyba tarafından gerçekleştirildi. Bu örgütün merkezinin Pakistan'da olduğu ve başını da radikal dinci Pakistanlıların çektiği biliniyor. Fedai saldırıları 2004 yılında Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir'deki gerginliğin yatışmasından bu yana görülmedi. Fakat, aynı taktiğin, şimdi Mumbai'nin merkezinde uygulanması, bu ve çok daha tehlikeli bir aşamaya işaret ediyor. Yöntem Bu daha önce benzeri uygulanmamış bir yöntem değil. Fakat, Mumbai'de yaşananlar yine de Hindistan kentlerine yönelik şiddet eylemlerinin gelişiminde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Daha önce pazar yerlerine, banliyö trenlerine yerleştirilen bombalar yoksul ve orta sınıf Hintlilerin yaşamına malolmuştu. Şimdi lüks otellere, batılıların gittiği kafe ve restoranlara saldıran eylemciler, "savaş" olarak gördükleri bu saldırılarını Hindistan'ın, en kozmopolit kentinde, kenti ziyaret eden batılılara ve kentin seçkinlerine de yöneltmiş oldular. Eğer saldırganların özellikle İngiliz ve Amerikalı aradıkları yolundaki haberler doğru çıkarsa, o zaman bunun Hindistan'ın ezilen ve ayrımcılığa uğrayan Müslüman kesiminin isyanını yansıtan bir eylem olmadığı da iyice açıklık kazanacak. Bazen bu tür vahşi saldırıları insan "çılgınlık" diye adlandırmak istiyor. Ne var ki bu tür tanımlamalar olayın gerçek niteliği hakkında bizi yanılgıya götürebilir. Çünkü bu işin gerisinde muhtemelen gayet tecrübeli bazı kurmaylar var. Ve sıra neferlerinin bu eyleme hazırlanmak için aylar, hatta yıllar süren bir eğitimden geçirilmiş olduğu da ortaya çıkarsa şaşırmamalıyız. Eylemler aynı zamanda dünya medyasının da azami dikkatini toplayacak şekilde planlanmış. Dolayısıyla bu çılgınlığa dikkatle baktığımızda gerisinde titiz bir planlama görmek mümkün. Sumantra Bose London School of Economics'de Uluslararası Politika Profesörü. Kitapları arasında Tartışmalı Topraklar: İsrail-Filistin, Keşmir, Bosna, Kıbrıs ve Sri Lanka da var. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||