|
Otellerde neler yaşandı? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Mumbai saldırılarına hedef olan kentin en seçkin otellerinde önceki geceden bu yana neler yaşandığı görgü tanıklarının ifadeleriyle gün ışığına çıkıyor. Çoğu kurtarılan, biri ise cep telefonuyla tanıklıklarını BBC'ye ilettikten sonra öldürülen bazı İngiliz tanıkların anlattıkları şöyle: Andreas Liveras Çarşamba akşamı güzel bir köri yemek için Taj Mahal Palace oteline gitti. Mumbai'de en iyi körinin bu otelde yapıldığı söyleniyordu. Ama olayların içinde kalıverdi. "Tam masaya oturmuştuk ki koridordan makinalı tüfek sesleri gelmeye başladı" diyen Liveras, şöyle devam etti: "Masanın altına saklandık ve az sonra bütün ışıkları söndürdüler. Fakat, silah sesleri devam etti. Bizi mutfağa, oradan da bodrum katına indirdiler. En sonunda ise şu anda tutulduğumuz salona getirildi. Burada 1000'den fazla insan var. Bazısı otel müşterisi, kimisi personel, kimisi de diğer turistler. Saklanmıyoruz. Buraya kilitlendik. Kimse bize bir bilgi vermedi. Kapılar üzerimize kilitlendi. Otel personeli bize çok yardımcı oluyor. Su ve sandviçler getiriyorlar. Fakat, kimse bir şey yiyemiyor. Herkes korku içinde." "Şu anda ortalık çok sakin. Son bomba patlayalı 45 dakika kadar oldu ve bütün otel sarsıldı. Kimse bu odaya gelip gitmiyor. Ne olup bittiğini bilmiyoruz." "Bütün bildiğimiz, bombaların hemen yan tarafta patladığı ve her bir bomba patladığında bütün otelin sallandığı. Herkesin sinirleri yay gibi gerilmiş durumda." İngiliz vatandaşı Liveras cep telefonuyla BBC'ye bunları anlattıktan sonra otelde devam eden olaylarda öldürüldü. Alan Jones, Mumbai'ye iş için gitmişti. Saldırılar başladığında Oberoi'a bitişik Trident otelindeydi. "Lobi'ye inmek için asansöre binmiştik. Asansörün kapısı açıldığı sırada patlamalar duyuldu. Asansördeki dört kişiden biri olan Japon o anda vuruldu." "Panik içinde asansörün kapısını kapatma düğmesine bastım. Ama yaralı japonun ayağı sıkışmıştı. Onu geriye çekip kapıyı kapattım." "Tekrar odalarımızın bulunduğu 28. kata çıktık asansörle. Fakat personel bodrum katında güvenli bir oda bulunduğunu oraya gitmemizi söyledi." "Orada bir sürü otel müşterisi vardı. Bir saat kadar geçtikten sonra otelden dışarı çıkarıldık. Şirketimizin yerel temsilciliği aracılığıyla ofise götürüldük. Olay yerine yakın ama çok daha güvenli." Alex Chamberlain de iş için Mumbai'de bulunan bir İngiliz. O da Oberoi otelinin yanan bir bölümünden kurtulmayı başaranlardan. Sky televizyonuna verdiği mülakatta otelin içinde silahlı bir kişinin insanları yukarı katlara çıkmalarını emrettiğini anlattı. "Herkesin ellerini yukarı kaldırmasını istediler ve aramızda İngiliz veya Amerikalı olup olmadığını sordular. Arkadaşım kulağıma 'Kahramanlık etmenin lüzumu yok, İngiliz olduğunu söyleme' dedi. Merdivenleri saran dumanlardan kaçmak isteyen Chamberlain sonunda bir diğer kişiyle beraber yangın merdiveninden çıkmayı başardığını anlattı. Fakat henüz kuşatma sona ermeden önce, Hintli arkadaşının hala otelin en çatısına yakın bir yerlerde olduğunu söylüyordu. Mark Abell 48 yaşındaki İngiliz bir işadamı. O da saldırılar sırasında militanların işgal ettiği Oberoi otelindeydi. Şu ana kadar alınan bilgilere göre 1 İngiliz vatandaşının öldüğü ve 6 İngilizin de yaralandığı olaylar sırasında Abell kendisini odasına kapatmış ve girişe barikat kurmuştu. Tehlikeli bekleyişi sırasında bir kaç kez BBC'ye bağlanan Abell, sonunda Hindistan güvenlik güçleri tarafından kurtarılan son 93 kişiden biriydi. Abell kurtulduktan sonra şunları anlattı: "23. kattaydım. İş arkadaşım da 20. katta kalıyordu. Olayların büyük kısmı ise 19. katta oluyordu. Onun için gece boyunca patlamaları korkuyla takip ettik ve bekledik. Sabah olmak üzereyken herşey yatışmaya başladı." "İnternete bağlanabilen telefonumu kullanarak, benim gibi odalarına saklanmış insanlarla temas kurdum, ve aramızda haberleşerek gelişmeleri takip ettik ve sonunda tahliye edilebileceğimizi anlamaya başladık." Abell, kurtarılış anını da şöyle anlatıyor: "Odamın kapısına vuruldu. Güvenlik güçleri olduklarını ve adımı söylediler. Kapıya yığdığım şeyleri indirip, göz deliğinden baktım. Makinalı tüfekleriyle askerler, polis ve otel personeli vardı. Açtım." Mark Abell kendisini çok şanslı saydığını söylüyor. İnerken otelin kanlar ve parçalanmış cesetlerle dolu lobisinden geçmek sinirlerine son darbeyi vurmuş. "Odama çıkmadan önce akşam yemeği yemiştim. Olayın burada başladığını öğrendim şimdi. Bize yemek servisi yapan garson kız ilk öldürülenler arasındaymış" diyor gözyaşları arasında. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||