BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 30 Ekim, 2008 - TSİ 16:47
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
'Türkiye'de Doğu'yu kalkındırmak istiyoruz'
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, 18 yıllık tarihinde Türkiye'ye açmayı düşündüğü ilk krediyi İstanbul'daki Dünya Ekonomik Forumu toplantıları çerçevesinde tanıttı.

Şevki Acuner
Acuner: Amacımız özelleştirmelere de yardım etmek.

Banka, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra, eski Doğu Bloku ülkelerinin piyasa ekonomisine geçişini desteklemek için kurulmuştu.

Aradan geçen zaman içinde bu ülkelerden sekizi AB'ye üye oldu ve bunlara yatırım, 2010'dan itibaren duruyor.

Örgütün halen AB'den ABD'ye, Kanada'dan Tacikistan'a toplam 63 üyesi var.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın kurucu üyelerinden olan Türkiye, kredi kullanabilen üye statüsüne geçmek için bir süre önce başvuruda bulunmuştu.

Başvuru süreci geçen hafta tamamlandı.

Banka yetkililerinden Şevki Acuner, arkadaşımız Ebru Doğan'a bu yeni işbirliğinin ayrıntılarını anlattı.


Ebru Doğan: Siz 29 ülkeye kredi veriyorsunuz ve şimdi bu ülkelere Türkiye'yi de katmaya hazırlanıyorsunuz. Bunun, hem banka hem Türkiye için önemini anlatır mısınız?

Şevki Acuner: Şimdi bunun Türkiye açısından önemi, bizim çalışma alanlarımızın büyük şehirlerin dışında daha çok kırsal bölgelere doğru, ülkemizin daha az gelişmiş bölümlerine doğru gitmesi.

Ayrıca orta ve küçük boylu işletmelere hem özsermaye hem de uzun vadeli borç açısından yardımcı olabilmeyi, bunun için de tarım sektörüne büyük önem vermeyi ve belediyelerin hizmetlerini sunabilmesi için bankamızdan devlet garantisi olmadan borç alabilmelerini hedefliyoruz.

Özelleştirme çabalarına da yardımcı olmak istiyoruz. Bu konuda değişik ülkelerde çok büyük tecrübelerimiz var. Bunu tabii Türkiye'de de uygulamaya koymak istiyoruz.

Banka açısından da aynı derecede önemli Türkiye'ye açılmak çünkü bu, portföyümüzün risk açısından biraz daha çeşitlenmesine yardımcı olabilir.

İkincisi de bilhassa Kafkaslar, Orta Asya, Güney Doğu Avrupa ve Balkanlar'da Türkiye bir köprü durumunda olduğu için, Türkiye ile çalışarak bu ülkelerdeki etkinliğimizi de artırma imkanımızın ortaya çıkacağını umuyoruz.

ED: Yanılmıyorsam yılda yaklaşık 6 milyar euroluk kredi açıyorsunuz. Türkiye için ayrılacak belli bir miktar olacak mı?

ŞA: Şimdi tabii ilk 1-1,5 sene Türkiye'yi ve Türk şirketlerini tanımak açısından, katılımımız biraz daha mütevazı olacaktır; yaklaşık 450 milyon euro, yani 600 milyon dolar civarında birşey öngörülüyor.

Ama 2010 ve sonrasında bu rakamın yıllık bazda çok daha yüksek seviyelere çıkacağını ben tahmin ediyorum. Piyasayı biz tanıdıkça ve anladıkça.

ED: Peki kimler, nasıl başvurabilecekler size?

ŞA: Bizim bankamız bir ticari banka gibi de çalışıyor yani bankacılarımız şirketleri, kurumları, belediyeleri aynı bir ticari banka gibi ziyaret edip nasıl çalışabileceğimizi zaten anlatıyorlar.

Bunun dışında da projesi olan herkes bunu bize sunup değerlendirmemizi, doğrudan bankamıza ve Türkiye'de açacağımız ofise müracaat ederek isteyebilir.

ED: Türkiye'de ofis açıyorsunuz yani?

ŞA: Evet başlangıç ofisimiz İstanbul'da olacak; bunu en kısa zamanda açmayı öngörüyoruz.

Daha sonra öngörülen, ikinci bir temsilcilik daha açarak bu varlığımızı güçlendirmek olacak.

ED: Vereceğiniz kredilerin şartları genel olarak nasıl? Piyasa fiyatları mı olacak? Faizler, geri ödemeler nasıl olacak?

ŞA: Şimdi biz uzun vadeli finansman sağlayabiliyoruz yani 8-10 hatta altyapı yatırımlarında 15 yıla kadar çıkabilen vadeler sunabiliyoruz. Özsermaye katılımında da bulunuyoruz.

Ama bunları yaparken bizim en büyük özelliğimiz, bunu çok esnek bir yapıyla müşterilere sunuyoruz. Proje finansman yapısı açısından neyi gerektiriyorsa, biz onu finanse edebiliyoruz.

Bankamızın hedefi de zaten bu.

ED: Ve herhalde en fazla KOBİ'lere kadar ineceksiniz, şahıs kredisi vermiyorsunuz?

ŞA: Hayır, şahıs kredileri bahis konusu değil ama micro-enterprise dediğimiz şahısların girişimlerini de finanse edecek bazı aracı kurumlarla çalışma imkanımız olacak.

ED: Peki hangi sektörlere en fazla destek olmayı düşünüyorsunuz?

ŞA: Başlangıçta dediğim gibi tarım ve gıda sektörü önemli olacak. Enerji, yenilenebilir enerji ve enerji etkinliği bizim için çok önemli olacak.

Dediğim gibi değişik sektörlerde özelleştirmeye önem vereceğiz. Belediye finansmanına önem vereceğiz ve banka dışı mali kurumlar yani factoring olsun, leasing olsun bu tip kurumları da desteklemeyi düşünüyoruz.

ED: Özelleştirmeler derken, ne var aklınızda?

ŞA: Bunu biz tabii özelleştirme programına göre ve bize gelen taleplere göre göreceğiz.

Bizim lider olmamız bahis konusu değil ama özelleştirme idaresinin programına göre onlara yardım etmek, aynı şekilde yatırımcılara da yardım etmek hedefimiz.

ED: Peki bu yardımlar, Türkiye'nin AB üyeliği için ne anlam ifade edecek?

ŞA: Bildiğiniz gibi Türkiye'nin ekonomik yapısında bir ikileşme var: Batı son derece gelişmiş vaziyette, Doğu ise buna göre daha az gelişmiş.

Bu tabii ki Türkiye'nin AB'ye katılımında ortaya çıkan problemlerden biri.

Biz bahsettiğim gibi daha çok Doğu, Güneydoğu Anadolu, Kuzeydoğu Anadolu'ya konsantre olacağımız için bu ekonomik farklılığın azaltılmasına yardımcı olacağız.

Bu sayede aynı zamanda AB'ye katılmamıza katkıda bulunacağımızı umuyorum.

ED: Sizin şimdi hem kalkındırma amacınız var, hem de aynı zamanda ticari bir kuruluşsunuz. Türkiye'ye olan yatırımlarda hangisi ön plana çıkacak?

ŞA: Bizim amaçlarımızdan biri, özel sektörü dışlamak değil, bilhassa onların katılımını daha da artırmak. Bu yüzden tabii ki fiyatlar açısından olsun, diğer kredi şartları açısından olsun, normal piyasa şartlarına göre hareket etmek durumundayız.

Ama bizim yapabileceğimiz ve yaptığımız şey, risk spektrumunda çok daha yüksek riskler almak. Yani ticari bankaların, diğer kurumların alamayacağı riskleri alabilmek bizim görevimiz.

ED: Türkiye örgütün 1991'den beri üyesiydi ama kredi kullanabilen üye statüsüne daha yeni geçiyor. Neden şimdi?

ŞA: Türkiye'nin, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'na ilgisi son 1,5-2 yıldır iyice güçlendi. Tabii bankamızın borç alabilen konumdaki bazı üyelerinin AB üyesi olmasıyla, bankanın imajında belki daha önce gözlenen bir katılık yumuşama gösterdi. Yani bu bankanın sadece Doğu Avrupa ülkeleri için değil, ekonomisini güçlendirmeye çalışan ülkeler için de faydalı olabileceği izlenimi Türkiye'de görüldü.

Türkiye bunun sonucunda bankaya müracaat ederek, bankanın kaynaklarından faydalanmak istediğini bildirdi.

ED: Malum şu anda dünyada bir kriz var. Siz Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası olarak, Türkiye'nin bugünkü ekonomisini nasıl görüyorsunuz?

ŞA: Şimdi bu biraz zor bir soru. Türkiye'ye dediğim gibi daha yeni gireceğiz ama tabii ki piyasalardaki gelişmelere göre Türkiye'nin de bu global krizden etkilendiği ortada.

Ama Türkiye'nin ekonomisinin sağlam olduğunu, temellerinin sağlam olduğunu da görüyoruz.

Umarım, bu benim "deprem" diye tanımladığım global kriz, Türkiye'nin sağlam kalesini çok fazla etkileyemeyecek.

ED: Çok teşekkürler...

ŞA: Ben de teşekkür ediyorum. Benim umduğum, Türkiye'deki yatırımcılarımızın hiç çekinmeden bize hem Londra'da hem de ofisimizi açar açmaz İstanbul'da müracaat edip projeleri için finansman aramaları.

Dış bağlantılar
BBC diğer internet sitelerinin içeriğinden sorumlu tutulamaz.
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik