|
Güney Amerika'da ekonomi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch geçen hafta Macaristan'ın kredi notunu düşürmüştü. Yüksek cari açık ve yabancı yatırımlara olan bağımlılığı da buna gerekçe olarak göstermişti.
Peki, acaba cari açık ve yabancı yatırımlara olan bağımlılık Güney Amerika'daki gelişmekte olan piyasaların da genel bir sorunu mu yoksa bu konuda genellemeler yapmak yanlış mı? BBC Dünya Servisi Amerika Bölgesi editörü Americo Martins Dos Santos'a sorduk. Americo Martins Dos Santos: Elbette burası çok geniş bir bölge. Kıtadaki tüm ülkelerin çok farklı ekonomik profilleri var. Genel olarak aslında yakın zamana kadar çok iyi gidiyorlardı. İnsanlar Güney Amerika'daki ekonomilerin çoğunun önümüzdeki yıl da hızla büyüyeceğine inanıyorlardı. Ancak şimdi bu büyüme yavaşlayacak. Pek çok ülke, özellikle de büyük olanlar eskiye göre daha güçlü bir ekonomik ve mali bir yapı sergiliyor. Yani şu anda Güney Amerika'daki ekonomilerin krizin etkilerine karşı, eskiye oranla daha dayanıklı olduğu düşünülüyor. Bununla beraber burada pek çok ekonomi şimdi yavaşlıyor, bazıları ise dışarıdaki ekonomik yavaşlama ya da resesyondan daha fazla etkileniyor. Çünkü bu ekonomilerin çoğu emtia ihracatına dayalı. Emtia fiyatları şu anda düşüşte ve bunun da bölgedeki pek çok ekonomi üzerinde önemli bir etkisi var. BBC Türkçe: Bu yeni durumun bölge ekonomilerine ne tür etkileri gözlenmeye başladı? Americo Martins Dos Santos: Bu durum tüm bu ülkeleri çok tedirgin ediyor. Bazıları ise emtia fiyatlarındaki düşüşten çok fazla etkilendi. Şili'nin mesela başlıca ihracatı bakır. Ve bakır fiyatları da çok düşmüş durumda. Ama bununla başetmek için kendilerine özgü bir mekanizmaları var. Bir fon bu. Emtia fiyatları yüksekken, zor zamanlar için kenara biraz para koyuyorlar. Ama tabii Şili bu konuda bir istisna. Pek çok ülke bu yöntemi uygulamamıştı. Bazı ülkeler belli metaların satışına çok bağımlı durumdalar. Arjantin mesela, bugünlerde sığır eti ve soya ihracatına çok bağımlı durumda. 2001 krizi, ya da başka bir deyişle "erime"den bu yana bu iki meta, ülkedeki toparlanmada çok önemli bir rol oynamıştı. Soya fiyatları geçenlerde fazlasıyla düştü. Arjantin de bundan çok etkilendi. Şimdi ülkede enflasyon kaygıları var. Enflasyonun resmi rakamlardan yüzde 20 daha fazla olduğu düşünülüyor. Diğer ülkeler de emtia fiyatlarındaki düşüşten etkileniyorlar ama onların durumu biraz daha iyi. Sanıyorum bu anlamda en güçlü ülke, ekonomisi çok çeşitli alanlara yayılmış olan Brezilya. Son yıllarda ayrıca ihracat yaptıkları ülkelerin sayısını da çeşitlendirmeye çalışmışlardı. Daha önce ABD'ye daha fazla bağımlılardı mesela. Şimdi ise ABD, Brezilya'nın ihracatının sadece dörtte birini teşkil ediyor. Çin'e ve Avrupa'ya çok fazla ihracat yapıyorlar. Ayrıca farklı metaları var. Bu arada Çin faktörü, burada önemli bir nokta. Çünkü pek çok Güney Amerika ülkesi, Avrupa ve Kuzey Amerika resesyondayken, Çin'deki talebin kendi ekonomilerini yürütmeye devam edeceğini umuyor. Çin'e ihracat yapmaya devam etmek istiyorlar. Çin son zamanlarda emtia fiyatları konusunda önemli bir aktördü. Kullandıkları emtianın pek çoğunu da Latin Amerika'dan satın alıyorlar. Bu nedenle de bölge ülkelerinin umudu Çin'deki talebin güçlü olmaya devam etmesi. Ama bununla ilgili de kaygılar var. Çünkü anlaşıldığı kadarıyla Çin ekonomisi de şu anda yavaşlıyor. BBC Türkçe: Emtia konusuna girmişken, petrol özelinde konuşacak olursak, acaba petrol fiyatlarındaki yaklaşık yüzde 50–60 oranındaki düşüş nasıl etkileyecek bölge ülkelerini? Çünkü bu ülkeler ya petrol ihracatçısı ya da petrole çok bağımlı ekonomiler. Americo Martins Dos Santos: Bölgede petrol fiyatlarındaki düşüşten en fazla etkilenecek ülkeler Meksika ve Venezuela. Özellikle de Venezuela. Çünkü bu ülkenin başlıca ihracatı, açık bir farkla, petrol. Ve özellikle de ABD'ye. Ve ABD şimdi resesyona giriyor, daha az petrol talep edecekler. Bu da fiyatları düşük tutacak. Ayrıca Venezuela'da enflasyon yüksek. Latin Amerika'da ya da Türkiye'de geçmişte gördüğümüz kadar çok yüksek bir enflasyon değil bu. Ama yüksek bir enflasyon. Yılda yaklaşık yüzde otuz. Yirmi birinci yüzyıl tarzı bir sosyalizmi uygulamaya çalışan Cumhurbaşkanı Hugo Chavez'in ekonomiyi yönetme biçimine yönelik de ağır eleştiriler var. Pek çok uzman, Venezuela'nın bu son durumda çok fazla etkilendiğini düşünüyor. Özellikle de düşen petrol fiyatları yüzünden. Bölgedeki diğer ülkeler bu kadar fazla petrol ihraç etmiyorlar, o yüzden durumları farklı. Ama onlar da petrol ithal ediyorlar. Bu durumda onlar da petrol fiyatlarındaki düşüşten yararlanabilirler.
BBC Türkçe: Pek çok uzman yakın zamana kadar gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle Brezilya'yı suçlamaktaydı. Çünkü söylediğiniz gibi, Brezilya dünyanın başlıca soya üreticilerinden biri. Şimdi ise gıda fiyatlarında keskin bir düşüş var. Bu durum Brezilya'yı nasıl etkileyecek? Americo Martins Dos Santos: Brezilya ekonomisi ile ilgili endişelerden biri, bu ülkenin ihraç kalemleri arasında yer alan emtia fiyatları. Brezilya, soya, sığır eti, kümes hayvanları gibi çok değişik ürün kalemlerinde önemli bir ihracatçı ülke. Gıda fiyatlarına ilişkin tartışmada etanol de devreye giriyor. Brezilya çok fazla etanol üretiyor ki bu da gıda yerine çok fazla şeker kamışı üretimi anlamına geliyor. Ekonomik yavaşlama bu konudaki ağır eleştirilerin de önünü kesti. İnsanlar galiba olacaklar konusunda daha fazla kaygılılar şimdi. Gelişmelerin Brezilya ekonomisindeki etkisi ise büyük olma potansiyeli taşıyor. Çünkü soya, bu ülke için önemli bir ihraç kalemi. Ülkenin bazı bölümlerinde de başlıca faaliyet alanı. Bu bölgelerde sıkıntı yaşanabilir. Bununla beraber pek çok uzman Brezilya'nın gelecek yıl da büyümeye devam edeceğini düşünüyor. 2009 için yüzde 4,5'lik bir büyüme tahmini vardı. Şimdi ise bu sorunlar yüzünden bir yavaşlama olacağını söylüyorlar. Büyümenin yüzde 3 oranında olacağını öngörüyorlar. Ama bu yine de makul bir büyüme oranı. Buradaki soru bana göre, sorunların ne kadar devam edeceği. Çünkü düşük emtia fiyatları, ihracat için krediye erişim imkanlarındaki güçlükler ki bu bölgedeki finansmanın çoğu dışarıdan geliyor, tüm bu etkenleri birleştirdiğimizde, bölgede uzun dönemli olumsuz etkilerin tahmin edilenden daha fazla olacağı düşünülebilir. BBC Türkçe: Brezilya; kalkınmakta olan ekonomileri nedeniyle Rusya, Hindistan ve Çin ile beraber BRIC diye anılan ülkelerden biri. Bu ülkeler arasında yer alan Çin'de iç pazar büyüyor ve dış talepteki azalmayı bu yolla telafi edebileceğine yönelik yorumlar var. Brezilya ekonomisini diğer BRIC ülkeleri ile kıyasladığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz? Daha mı kırılgan bir yapısı var? Americo Martins Dos Santos: BRIC ülkelerinde de yine ülkeden ülkeye çok farklı yapılar var. Brezilya mesela Çin'den yönelen talebin bir şekilde yüksek kalmasını umuyor. Çin ekonomisinin de yavaşlamasına ve talebin o kadar yüksek devam etmeyebileceğini biliyor olmalarına rağmen bu böyle. Bu durumda Brezilya, Çin'e kıyasla krizin etkilerine daha açık bir konumda. Çin'deki ekonomi ise gerçekten çok hızlı ilerliyor. Ama mesela Brezilya'yı Rusya ile kıyaslarsak, bu ülkenin Rusya'ya göre daha az etkileneceğini söyleyebiliriz. Rusya petrol fiyatına çok fazla bağımlı durumda. Petrol de düşüşte. Bununla beraber her iki ülkenin de borsalarında ciddi sorunlar var. Hem Sao Paulo hem de Moskova'da borsalar ciddi bir şekilde düşmüş durumda. Bu de yeni yeni sorunların gelebileceğinin habercisi. Ama Brezilya, şu an için krizin etkilerine Rusya'ya kıyasla yine de daha az açık durumda diyebiliriz. Bir diğer konu da tüm bu olanların siyasi çağrışımları. Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika geçen hafta, krizin ekonomideki etkileri ve kendi aralarındaki ticareti canlı tutabilme yolları üzerine bir zirve düzenlediler. Ekonomik krizle mücadelede neler yapabileceklerini görüştüler. Çok fazla bir sonuç çıkmadı zirveden. Ama gelişmiş ülkelerin resesyona girdiği bir ortamda, yükselen piyasaların bir araya gelip, birbirlerine nasıl yardımcı olabileceklerini görüştüğünü göstermiş oldu. BBC Türkçe: Emtia fiyatlarındaki artış sayesinde Brezilya, IMF'ye olan borçlarını ve stand - by anlaşmasını kapatmıştı. Şimdi ise IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn, bu ortamda yükselen piyasalara yardımcı olmaya hazır olduklarını söylüyor. Latin Amerika ülkelerinin yeniden IMF yardımına ihtiyaç duymaları beklenebilir mi? Americo Martins Dos Santos: Belki uzun vadede ihtiyaç duyabilirler. Ancak şu an için Güney Amerika ülkeleri, eskiye göre daha güçlü durumdalar. Brezilya gibi bazı büyük ülkeler, halihazırda IMF'ye olan borçlarını ödemiş durumda. Artık IMF ile görüşmeyi pek istemiyorlar. Ayrıca IMF'ye yönelik siyasi bir tepki de var. Kıtanın güneyinde pek çok lider gelişmiş ülkelerin, Avrupa ve ABD'nin son 20 yıldır ekonomilerini nasıl yönetecekleri konusunda kendilerine dersler verdiklerini ve sonunda kendilerinin iflas ettiğini yüksek sesle dile getiriyorlar. Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva, mesela, bu ülkelerin artık gelişmekte olan ülkelere ekonomilerini nasıl yönetecekleri konusunda ders vermeye hakları olmadığını açıkça söyledi. Yani siyaseten galiba bu ülkeler IMF'den yeniden yardım istememek için ellerinden ne geliyorsa yapacaklar. Ancak her halükarda Latin Amerika'da ekonomik görünüm mesela bundan on yıl öncesine oranla son derece farklı şu anda. Ben şu anda bu ülkelerin hiçbirinin fena halde IMF'ye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Ama elbette bu durum da değişebilir.
BBC Türkçe: Güney Amerika ülkeleri geçmişte krizlerden çok çekmişti. En yakın örnek de 2001 Arjantin krizi. Siyasi açıdan bakarsak elbette bugünlerde yaşananların her ülkede seçim sandıklarına bir yansıması olacak. Güney Amerika'da her zaman neoliberalizm ya da kapitalizm ile sosyalizm arasındaki başlıca muharebe meydanlarından biri olmuştur. Avrupa ve Kuzey Amerika'daki kamulaştırma eğilimini de göz önüne alırsak, yakın gelecekte Chavez tarzı politikaların veya solun Güney Amerika'da daha fazla güç kazanması beklenebilir mi? Americo Martins Dos Santos: Sanıyorum bu, o ülkenin ekonomik krizden ne kadar etkilendiğine göre değişir. Bence yakın dönemde çok esaslı değişimler görmeyeceğiz. Bazı Güney Amerika ülkeleri, aynen Chavez'in Venezuela'da yaptığı gibi, halihazırda önemli birtakım varlıklarını kamulaştırma sürecinde. Ancak bunun başlıca çıkış noktası siyasi. Bolivya ve Ekvador da aynı işi yapıyor. Bunların Chavez yönetimi ile yakın ilişkileri var. Latin Amerika'daki tüm ülkeler, gelişmiş ülkelerdeki büyük bankaların kamulaştırılmasını büyük bir şaşkınlıkla karşıladılar. Bazıları bu konuyu çok eleştirdi: "Bize hep hiçbir şeyi kamulaştırmamamız gerektiğini söylüyorsunuz, neoliberalizmi olduğu gibi kabul etmemizi istiyorsunuz. Sonra da işler değişince kendi bankalarınızı, kendi varlıklarınızı kamulaştırıyorsunuz." Eleştiriler çoktu ama çoğu kişi de sanıyorum olup bitenler karşısında bir şeylerin yapılması gerektiğini de kabul ediyordu. Hatta geçenlerde İngiltere Başbakanı Gordon Brown'a yönelik övgüler duyduk. Brown'ın bankaları, onlardan hisse satın alarak kamulaştırma yoluna gitmesi hakkındaydı bunlar. Bazı Güney Amerika ülkelerinde yetkililer bu işi yapmanın en iyi yolunun bu olduğunu söylediler. "Sürekli ders dinleme" duygusu nedeniyle siyaseten, gelişmiş ülkeleri devamlı eleştiriyorlar. Ama herkes bir şeylerin yapılması gerektiğini teslim ediyor. BBC Türkçe: Burada ABD faktörü acaba ne kadar önemli? ABD'de bir resesyon beklentisi var ve örneğin petrol ihracatçısı olan Meksika, en büyük müşterilerinden biri olan ABD'ye bu anlamda çok bağımlı durumda. Bu gibi gerçekleri göz önüne alırsak, acaba bölgedeki seçmenlerin kararı üzerinde siyasi faktörlerden ziyade ekonomik faktörlerin daha etkili olduğu söylenebilir mi? Americo Martins Dos Santos: Bahsettiğiniz gibi buradaki ülkelerin bazıları ABD'ye fazlasıyla bağımlı durumda. Meksika NAFTA'nın bir üyesi. ABD ile serbest ticaret anlaşmaları var. Sınıra yakın yerlerde üretim yapıp hemen ABD'ye ihraç etmeye dayalı bir üretim modelleri de var. Bölgedeki diğer ülkelerin de ABD ile yakın ticari bağları var. Bu ülkelerin de şu anda çok çeşitlendirilmiş bir ihracat yapısı var. Özellikle de Çin ile ticari ilişkiler hızlandığından beri. Yani Meksika'nın tek ihracat noktası ABD, ama diğerlerinin seçenekleri daha fazla. Ama sonuç olarak ABD'deki durumun Güney Amerika'daki etkisi büyük olacak. ABD'nin bu ülkelerle ticareti çok fazla, ABD'de çok fazla Latin Amerikalı yaşıyor, bunlar ülkelerine para yolluyorlar. Bu miktar da şimdi azalıyor. Siyasi tarafından bakacak olursak, ABD son yıllarda Latin Amerika'daki siyasi nüfuzunu büyük ölçüde kaybetti. ABD, hala kuzeydeki büyük komşu, hala büyük bir nüfuzu var. Ama artık bu etki azalıyor, bir yandan da bölgede solun yükselişi var. Eğer ABD'deki kriz uzun sürerse ve bu durum Güney Amerika ekonomilerini de etkilerse ABD'nin bölgedeki nüfuzu daha da azalabilir. Ama yine de bu etki bir ölçüde güçlü olmaya devam edecektir. Çünkü bu ülke bölgeye yakın, bölgede pek çok menfaatleri var. Yani Latin Amerika ülkeleri bugünden yarına ABD'yi görmezden gelemez. Ama ABD'ye yönelik eleştiriler daha da artacaktır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||