|
İzlanda'yı Rusya mı kurtaracak? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Dün ulusa seslenerek ülkenin iflasın eşiğinde olduğunu söyleyen İzlanda Başbakanı Geir Haarde, Rusya ile 5 milyon dolar civarında büyük bir kredi için müzakere yürütüldüğünü açıkladı.
Haarde, İzlanda'dan bir heyetin önümüzdeki bir kaç gün içinde Moskova'ya giderek görüşmeleri neticelendireceğini, alındığı takdirde bu paranın başka bankalara aktarılmayacağını söyledi. Ancak daha önceki saatlerde İzlanda Merkez Bankası'nın aynı yöndeki açıklamaları üzerine Rus yetkililer haberleri yalanlamıştı. Rus haber ajansı Novosti'ye bir açıklama yapan Rusya Maliye Bakan Yardımcısı Dimitri Pankin, İzlanda ile kredi müzakeresi yürütülmediğini, İzlanda'dan böylesi bir resmi talep de gelmediğini söylemişti. Landsbanki'ye el kondu İzlanda'da hükümet ülkenin ikinci en büyük bankası Landbanki'ye el koyup yönetim kurulunu görevden aldı. İzlanda hükümeti ülkenin en büyük bankası Kaupthing'e de 700 milyon dolara yakın borç verdi. Pek çok ülke bankacılık sektörünü pekiştirmenin yolunu ararken, İzlanda'da sorun artık sadece sektörü değil, ekonominin bütününü kurtarmak. Avrupa'da bankaların en kötü durumda olduğu İzlanda'da Başbakan Geir Haarde dün televizyonlardan ulusa hitaben yaptığı konuşmada ülkenin iflasın eşiğinde olduğunu söyledi. Parlamentoda dün onaylanan olağanüstü önlemlerin iflastan kurtulmanın tek yolu olduğunu kaydetti. Başbakan Haarde, hükümetin gerekirse tüm bankaları kontrol altına almaya hazır olduğunu belirtti. Hükümet ayrıca bütün tasarruf mevduatlarına sınırsız olarak güvence verecek. İzlanda parlamentosu da, bankacılık sektörünü kurtarmak amacıyla hükümete mali sektörün yönetiminde geniş yetkiler tanıyacak düzenlemeyi onayladı. Hükümete bu yasayla, kriz döneminde bankalar üzerinde, gerekirse onları başka kuruluşlarla birleşmeye zorlayabilecek kadar büyük yetkiler tanınıyor. Planda neler var? İzlanda hükümeti ülkede sıcak para kaynağını artırmak için ekonominin tüm oyuncularını seferber etti yeni yasal düzenlemeleri bankalarla beraber hazırladı. Yeni yasal düzenlemeye göre bankalar yurtdışındaki varlıklarının bir kısmını satarak ve tasfiye ederek parayı ülkeye geri getirmeyi kabul ediyorlar. Ayrıca emeklilik fonlarının da varlıklarını ülkeye getirmesi hedefleniyor. Bu konuda görüşmeler sürüyor. Ancak buna evet demek için sendikaların da bir talebi var. "Krona'dan vazgeçip Euro'ya geçelim, dolayısıyla Avrupa Birliği'ne üye olalım" diyorlar. Merkez bankası bu şekilde döviz rezervlerini pekiştirmeyi umuyor. İzlanda hükümetinin yapmaya çalıştığı; aslında mali sistemde tam bir çöküşü önlemek.. Çünkü İzlanda bankalarının ülke dışına yükümlülükleri, yani ödemeleri gereken borçları 138 milyar dolar. Ülkenin gayri safi hasılası ise sadece 19 milyar dolar. Dolayısıyla bu İzlanda'nın borçlu olduğu her 7 dolar karşılığında sadece 1 dolar üretiyor olması anlamına geliyor. 315 bin nüfusuyla orta büyüklükte bir Avrupa kenti ölçeğindeki İzlanda, şimdi bu müthiş borç yükünün altında ezilmemenin yolunu arıyor. Ancak bankalarla varılan son anlaşmanın açıklanması bile mali sektörün içinde bulunduğu çalkantıyı dindirmeye yetmedi ve dün İzlanda borsasında 6 büyük bankanın hisselerindeki işlemler durduruldu. İzlandalı yorumcu Oli Björn Karason "İyi vakit geçirdik, büyük bir parti verdik ve çok sarhoş olup sağlığımızı bozduk". diyor. Karason'a göre; aşırı borçlanma bankalara has bir durum değil. Kredi balonu İzlandalıların Japon yeniyle borçlanıp araba aldığı tuhaf bir ortam yarattı. Bu ortamda ülkenin para birimi de müthiş bir hızla değer yitiriyor. Sadece son bir ayda İzlanda para birimi kronanın değeri beşte bir oranında düştü. Nasıl bu hale geldi? İzlanda ekonomisi geleneksel olarak balıkçılığa dayanıyordu. Ancak 1990'larda bankacılık sektörü patlama yaptı. Bankalar iddialı programlarla faaliyetlerini hızla yurtdışına genişlettiler ve büyüklükleri gayri safi milli hasılayı kat be kat aştı. BBC ekonomi muhabiri Robert Peston'ın deyimiyle "İzlanda kendisini ülke ölçeğinde bir ihtiyat fonu haline getirdi." Yıllar yılı mali kurumlar ülke dışından büyük miktarlarda borç aldılar. Faizlerin neredeyse sıfır olduğu Japonya'dan giren paralar çok daha yüksek faizlerle Kuzey Avrupa'nın dört bir yanına borç verildi. Bu iş modeli, nakit para bulmanın kolay ve ucuz olduğu dönemlerde kazançlıydı. Ama şimdilerde tablo bütünüyle değişti. Şimdi mesele, kredi sektörünün donduğu bu ortamda bankaların dışarıya borçlarını karşılayacak parayı bulup bulamayacağı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||