|
Müşerref'in siyasi mirası | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yaklaşık 10 yıl boyunca Pervez Müşerref, Pakistan'ın en güçlü adamıydı.
İstifası, güvenlik ve ekonomik durum açısından çok büyük zorluklarla karşı karşıya olan Pakistan için bir dönemin sona ermesi anlamına geliyor. Müşerref, birçok şeyle hatırlanacak. Askeri bir darbeyle, seçilmiş bir hükümeti devirdi. Onun döneminde Pakistan Hindistan'la savaşın eşiğine geldi. İki ülke arasında daha sonra bir barış süreci başlattı. Washington ve New York'u hedef alan 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'ye tam desteğini ilan etti ve Amerika'nın "terörle savaş"ında en önemli aktörlerden biri haline geldi. Pakistan'da toplumun farklı kesimlerinde moderleşmeye öncülük etti. Fakat, hiçbir türlü muhalefete izin vermedi, önemli devlet kurumlarını zayıflattı. Sonunda vazgeçilmez olduğu ve hiç hata yapmayacağı yanılgısına kapıldı. Şimdi, geride devraldığından daha kırılgan, daha parçalanmış bir Pakistan bırakıyor. Önde gelen siyasi destekçilerinden biri olan Müşahid Hüseyin, gelecekte Müşerref'le ilgili değerlendirmelerin şimdikine göre daha dengeli olacağını savunarak onun zamanında birçok iyi şey yapıldığını, tarih kitaplarının ileride bunu kayda geçireceğini belirtiyor. Pakistan Halk Partisi'nden senatör Enver Beg ise "Demokrasi konusunda tarihçiler onu asla affetmeyecek" diyor. Beg, "Seçimleri manipüle etti, muhaliflerini korkuttu ve bir diktatör oldu" devam ediyor. Müşerref'in uluslararası alanda en önemli kararlarından biri 11 Eylül saldırılarından sonra ABD Başkanı Bush'un yanında yer alması oldu. Taleban'ı terk etti ve İslami aşırılıkla mücadelede Amerika'yla yakın işbirliği yaptı. Karşılığında Washington, 2001'den sonra Pakistan'a büyük bölümü askeri, 10 milyar dolardan fazla yardım sağladı. Ama bu stratejik ittifaktan elde ettiği kazanımların çoğu sonra eriyip gitti. Pakistan'ın bir türlü kanun ve nizamı sağlayamadığı Afganistan sınırı, El Kaide içi hala bir güvenli bölge. Ülke içindeki Taleban direnişi de sürekli büyüyor. ABD'yle askeri işbirliğine karşı ülkede rahatsızlık artıyor. Cumhurbaşkanı olarak Müşerref, halkının çoğunluğunu, bir başkası adına savaşmaktan daha fazlasını yaptığına ikna edemedi. İktidarındaki ilk yıllarında modernleşme gündemiyle yeni bir başlangıç havası estirdi. Ekonomi ve elektronik medyayı serbestleştirdi. Kadının güçlendirilmesi, eğitim standartlarının yükseltilmesi için çaba harcadı. Hakkında hiçbir ciddi yolsuzluk iddiası olmadan, iktidardan ayrılma ayrıcalığına erişti. Bu Pakistan'da nadir görülen bir durum. Ama son 18 ay içinde yargıyı, parlamentoyu ve kendisine muhalefet eden herkesi karşısına alabileceği düşüncesine kapıldı. Başyargıcı görevden aldı; olağanüstü hal ilan etti ve kendini başkan seçtirtti. 'Pakistan devletini zayıflattı' Muhaliflerine göre, Müşerref sivil kurumları dikkate almayarak devleti zayıflattı. Askerin her alanda nüfuzunu artırmasını teşvik etti. Talat Mesud, "Müşerref bu kurumların önemini kavrayamadı. 160 milyonluk bir ülkenin tek adam tarafından yönetilemeyeceğini anlamadı" diyor. Pervez Müşerref bazı alanlarda da kendi başarılarının kurbanı oldu. Onun döneminde orta sınıf gücünü artırdı. Olağanüstü hal ilanına karşı düzenlenen gösterilerde orta sınıfın temsilcileri ön saflarda yer aldı. Sağladığı ekonomik başarılar da siyasi kriz nedeniyle iktidarının sonlarına doğru silindi. Temmuz itibarıyla ülkede yıllık enflasyon oranı yüzde 24'ün üzerinde. Krizin uzamasıyla birlikte Pakistan parasının değeri de ciddi ölçüde düştü. Pakistan Halk Partisi'nden Enver Beg, Müşerref'in koltuğunu bırakmak için geç kaldığını savunuyor ve "Müşerref'siz bir hayat başlıyor. Şimdi ileri bakma zamanı " diyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||