|
Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın AKP'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvurunun yarattığı hukuk tartışması sürerken bir yandan, AKP siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak düzenlemeler üzerinde çalışıyor, öte yandan Başsavcı'nın başvurusunu dayandırdığı Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası mercek altında.
Anayasa'nın 68'inci maddesinde, siyasi partilerin tüzük ve programlarının nelere aykırı olamayacağı, hangi eylemlerde bulanamayacakları sıralanıyor. 69'uncu madde ise, "Partinin kapatılmasına, bu eylemlerin odağı olması durumunda ve Anayasa Mahkemesi tarafından karar verilir" diyor ve bir odak tanımı yapıyor. Arkadaşımız Murat Baykara, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Doçent Serap Yazıcı'ya sordu. BBC TÜRKÇE: Bu maddeler, parti kapatmayı zorlaştırıyor mu kolaylaştırıyor mu? SERAP YAZICI: Aslını ararsanız 2001 yılında bir anayasa değişikliği yapılmak suretiyle, bu odak olmanın tanımı anayasaya alınmıştır. Böylece bir ölçüde, bir siyasi partinin kapatılması güçleştirilmiştir. Buna ek olarak, aynı zamanda bir siyasi partinin, anayasaya aykırı faaliyetlerinden dolayı sadece kapatılmaması, icap ediyorsa, anayasaya aykırılık daha düşük düzeyde ise, devletin mali yardımından kısmen veya tamamen mahrum bırakılması gibi iki müeyyide de yaratılmıştır. Oysa anayasamızın orijinal metni, her ne olursa olsun, sadece bir kapatma müeyyidesi öngörmekteydi. Böylece, anayasa mahkemesine iki ayrı müeyyideye de karar verme şansı tanınmıştır ve nihayet bir üçüncü husus, Anayasa Mahkemesi evvelce, bir siyasi partinin kapatılmasına ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar verebilmekteydi - ki Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesi vardır. Böylece, 6 kişiyle bu kararı verebilmekteydi. Oysa 2001 değişikliğiyle, üye tam sayısının beşte üçüyle bu kararı alabileceği kabul edilmiştir. Bunlar tabii bir ölçüde siyasi partilerin kapatılması kararını zorlaştırmıştır. BBC TÜRKÇE: Kapatılma aşamasına geldikten sonra, andığınız değişikliklerle belki kapatılması zorlaştırılmış olabilir ama, şu görüş de öne sürülüyor; "o aşamaya gelmeden önce bir hukuka aykırı eylemin içinde mi? O eylemin tanımlarını yaparken Anayasa biraz esnek davranıyor" diyenler var. SERAP YAZICI: Bunlar bir ölçüde haklı eleştiriler. Mesela, bir ikaz mekanizması getirilmemiştir. Diyelim ki, tüzük ve programdaki bir anayasaya aykırılık sebebiyle parti hakkında dava açılabilmektedir. Oysa, bir uyarı mekanizmasıyla bu aykırılığın giderilmesi şansı sağlanabilirdi. Gene aynı şekilde, "odak olma"nın tanımı değiştirilebilir, daha güç elde edilecek şartlar tanzim edilebilir, bu da tabii bir siyasi partinin bu gerekçeyle kapatılmasını zorlaştırabilir. BBC TÜRKÇE: Bir başka tartışma konusu da siyasi partiler yasası. Bu yasanın, partiler için bir yasaklar manzumesinden oluştuğu, çok dar olduğu eleştirileri var. Katılır mısınız? SERAP YAZICI: Katılıyorum. 1982 Anayasası'nın yürürlüğe girmesini takiben, gene Milli Güvenlik Konseyi, bu anayasaya uygun olarak Siyasi Partiler Kanunu'nu hazırlamıştır. Bu kanun, özgürlükçü değil, fevkalade yasakçı bir zihniyete sahiptir. Üstelik 1982 Anayasası, yasakçı bir ruha sahip olduğu halde, Siyasi Partiler Kanunu, çok daha ileri giden düzenlemelere sahiptir. Bu Siyasi partiler Kanunu'nda anayasaya aykırı pek çok düzenleme bulmak mümkündür. Mesela, anayasamıza göre, bir siyasi parti, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesine aykırı faaliyet gösterdiği takdirde kapatılabilecektir. Ancak bundan anlaşılması gereken, mutlaka anayasamızın üniter devlet düzenini savunmayı zorunlu kıldığı, federalizmi savunmayı yasakladığı biçiminde değildir, oysa Siyasi Partiler Kanunu, bir siyasi partinin federalizmi savunması sebebiyle kapatılabileceğini düzenlemiştir.
BBC TÜRKÇE: Siz geçen yılın sonbahar aylarında AKP'nin yeni anayasa hazırlıkları içinde de yer aldınız. Bu çalışma, saydığınız sıkıntıları giderme yolunda önemli adımlar atıyor mu? SERAP YAZICI: Elbette, önemli iyileştirmelere sahiptir. Bu konuyu sadece siyasi partiler hürriyeti bakımından değerlendirdiğimizde şunu söyleyebiliriz; mesela mevcut anayasamıza göre, bir siyasi partinin, tüzük ve programında anayasaya aykırı unsurlar olması halinde, bu durum o siyasi partinin kapatılmasını gerektiren bir sebep olabilir. Oysa, biz hazırladığımız taslakta, tüzük ve programda yer alan anayasaya aykırı unsurların, otomatik bir kapatma sebebi olmasını önleyen düzenlemelere yer verdik. Böyle bir durum karşısında, söz konusu siyasi parti, önce uyarılmaktadır, kendisine iki aylık bir düzeltme süresi verilmektedir, eğer bu süreye rağmen gerekli düzeltmeler yapılmamışsa, o takdirde Cumhuriyet Başsavcısı, o siyasi partiyle ilgili dava açabilmektedir. Öte yandan gene hazırladığımız taslakta, bir siyasi partinin, anayasaya aykırı faaliyetlerin odağı haline gelmesi durumunda kapatılabileceği, devletin mali yardımından kısmen veya tamamen mahrum bırakılabileceği öngörülmüş ve odak olmanın tanımı verilmiştir. Ama hazırladığımız taslakta, odak olma tanımı çok daha kesin ve net unsurlara dayanmaktadır. Öte yandan mevcut anayasamız, Anayasa Mahkemesi'nin bir siyasi partiye ancak üye tam sayısının beşte üçüyle kapatma kararı verebileceğini hükme bağlamıştır. Oysa biz hazırladığımız taslakta, bu kapatma kararının, Anayasa Mahkemesi'nin üye tam sayısının üçte ikisiyle verilebileceğini hükme bağladık. Üstelik Anayasa Mahkemesi'nin komposizyonunda da farklılıklar yarattık, üye sayısınında da öyle. Mesela, mevcut anayasamıza göre, Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir, toplam 11 üyeden oluşmaktadır. Hazırladığımız taslakta ise, Anayasa Mahkemesi 17 üyeden seçilecektir, üyelerinin dokuzu yargının kendi üyeleri arasından seçilmesiyle belirlenecektir, sekiziyse TBMM tarafından seçilecektir. BBC TÜRKÇE: AKP tarafından üzerinde çalışılan şu anda, MHP tarafından da bazı öneriler getirilen partilerin kapatılmasını zorlaştırıcı bir takım düzenlemeler var. Bunları yeni anayasa çalışmasıyla belirlenen bu geniş çerçeveye oturtabiliyor musunuz, sizce uyumlu mu yoksa biraz alelacele gündeme getirilmiş değişiklikler mi bu parti kapatma davasıyla birlikte? SERAP YAZICI: Henüz teklif metninin içeriğiyle ilgili kesin bir bilgiye sahip değiliz, tartışmalar devam ediyor. Ama yöntemle ilgili şöyle bir eleştiri öne sürebiliriz, Türkiye'nin genel bir insan hakları ve demokratikleşme problemi vardır. Bu problemler, çok geniş bir eksende ele alınmalıdır, ancak şu anda içinde bulunduğumuz durum, bir problemi münferit olarak ele almaktan ibaret ki bunun yöntem bakımından çok zor olduğu kanısında değilim. Kamuoyunda ister istemez şöyle bir izlenim uyanabilecektir, AKP demokratikleşme yönündeki reformları, kendi siyasi beklentileriyle bağlantılı olarak değerlendirmektedir,biçiminde. Geride kalan altı ay, yani genel seçimlerin sonuçlanmasından bu yana geçen süre, bir bakıma hükümet partisi tarafından israf edilmiştir, bu süre içinde eğer yeni anayasa taslağı üzerinde ciddi girişimler başlamış olsaydı ve bütün bu problemler daha genel bir boyutta ele alınmış olsaydı, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde çok daha iyi adımlar atılmış olabilirdi. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||