|
Yargıtay Başsavcısı'nın türban uyarısı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'de türban tartışmasına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yaptığı yazılı açıklamayla katıldı.
Asli görevlerinden biri siyasi partilerin faaliyetlerinin anayasaya ve siyasi partiler yasasına uygunluğunu denetlemek olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ''siyasi partilerin; cumhuriyetin laiklik niteliğinin değiştirilmesi amacını güdemeyecekleri gibi bu amaca yönelik faaliyetlerde, beyanlarda bulunamayacakları, bu kuralı göz ardı etmenin laiklik ilkesinin korunmasını imkansız kılacağı ve keyfiliğe yol açacağı'' uyarısında bulundu. Adalet ve Kalkınma Partisi, anayasa değişikliği çalışmaları sürecinde türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasının önünü açacak düzenlemeler yapmaya hazırlandığını sık sık dile getiriyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda bir düzenleme için ''yeni anayasayı beklemeye de gerek olmadığını, uzlaşmaya varılacak bir cümleyle sorunun çözülebileceğini'' savunmuştu. Erdoğan'ın çağrısına Milliyetçi Hareket Partisi'nin de aralarında olduğu bazı partilerden de destek gelmişti. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya yaptığı yazılı açıklamada, bu tartışmalara değinirken, anayasa ve yasaların ''din ve dince kutsal sayılan şeylerle, dil, ırk ve mezhep istismarını önleyen hükümlerini anımsattı ve ''bu hükümlere aykırı faaliyetlerin yaptırımlarının da yine anayasa ve yasalarda yer aldığının'' altını çizdi. Açıklamasında ''bağımsız ve egemen olan her devletin, partiler üstü olan bir devlet politikası vardır'' görüşünü dile getiren Yalçınkaya, Türkiye'nin devlet politikasının kurucu devlet ve kurucu meclis tarafından hazırlanan 1924 Anayasası ile belirlendiğini vurguladı. 1982 Anayasası'nın da söz konusu devlet politikasını ''değiştirilemez hükümleri'' de içerecek şekilde koruma altına aldığını vurgulayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı şöyle devam etti: ''Cumhuriyetin temel ilkelerini, 85 yıllık kazanımlarını yok saymak, özgürlüğü çağdaşlaşma yerine dini esaslar çerçevesinde ele alarak etnik gruplara, mezheplere, ırkçılara haklar vermek olarak görmenin ve tartışmanın ülkeye yarar getirmeyeceği halkı önce bilinçlendirmeye, ayrıştırmaya sonra da çatışmaya götüreceği açıktır.''
'Anayasa değişikliği demokratik olmalı' Yalçınkaya, türbanın serbest bırakılması çağrılarına gönderme yaparken de, ''eğitim ve öğretim kurumlarında bazı giysilerin kullanılmasının özgürlük sayılıp, özgürlükler içine alınmasının; eğitim kurumlarını mezheplerin, cemaatlerin ve ırkçı örgütlerin faaliyet alanı haline getireceği, laik ve üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanına dönüştüreceği'' uyarısında bulundu. Yalçınkaya ayrıca, bunun sorumluluğunun da ''ulus, ülke ve yasalar nezdinde siyasi partilere ait olacağının gözden kaçırılmaması gerektiği''ne dikkat çekti. Siyasi partilerin yasa ve anayasa değişikliği girişiminde bulunurken önerilerin ve faaliyetlerinin yasal ve demokratik olmasına dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ''değişikliklerin kendisi, temel demokratik ilkeler ve anayasadaki insan hakları, Atatürk Milliyetçiliği, laik ve sosyal hukuk devletiyle bağdaşmalıdır'' uyarısıda bulundu. Yalçınkaya, siyasi partilerin demokratik kurallara uymayan ve cumhuriyetin temel ilkeleri laik ve üniter yapıyı, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan siyasi projeler öne sürmeyeklerine de dikkat çekerek, açıklamasını ''bu nitelikteki beyan ve eylemlerin gerek iç hukuk gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamayacağı'' uyarısıyla sonlandırdı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||