BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Kasım, 2007 - TSİ 17:25
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Annapolis'in yazgısı da şimdiden belli mi?

Orta Doğu konusundaki emektar bir gazeteci geçenlerde soruyordu: "Çok mu geç kalındı?"

Kubbet-üs Sahra
Kudüs'ün geleceği Orta Doğu anlaşmazlığının temel sorunlarından biri

ABD'deki Annapolis kentinde gelecek hafta yapılması planlanan ve İsraillilerle Filistinlileri bir barış anlaşmasına razı etmeyi amaçlayan toplantıya ilişkin beklentileri konuşuyorduk.

Sezgilerim, emektar gazeteciyi destekler nitelikteydi. İlk kez 1980'lerin ortasında Kudüs'te karşılaşmıştım kendisiyle. O günden bu yana, Orta Doğu konusundaki inişli çıkışlı görüşmeleri izleyegelmiştik. Yaşadığımız deneyimler bizi pek de iyimser hale getirmedi.

Annapolis'in hedefleri

Bir kez daha nihaî anlaşmaya varılması ve uygulanması için yeni bir çabaya girişilirken, bütün bunların aslında, gerçekten ilerleme kaydetmek yerine, ilerleme kaydediyor gibi görünmek olup olmadığını sorumak yanlış olmaz.

Annapolis, Maryland'de güzel bir kent. Chesapeake Körfezi'nde ve ABD Deniz Kuvvetleri Akademisi'ne ev sahipliği yapıyor.

Annapolis'te gayet güzel sözler sarfedileceğine kuşku yok.

Annapolis 'toplantısı'nda - ki yapılacak görüşmelere, beklentileri yüksek tutmamak için 'konferans' denilmiyor - bir sürecin tamamlanması değil, başlatılması amaçlanıyor.

Ama ne yazık ki, İsraillilerle Filsitinliler arasında barış sağlamak için gösterilen çabalar, daha önce hep sonuçsuz kaldı.

1978 Camp David zirvesinde İsrail ile Mısır arasında gayet önemli bir barış sağlandı ama Filistinliler büyük ölçüde görmezden gelindi.

1993 Eylül'ünde Beyaz Saray'ın yemyeşil bahçesinde İsrail Başbakanı İzak Rabin ile Filistin lider Yaser Arafat tokalaştı ama bu barıştan getirmekten ziyade sadece bir umut yarattı.

2000 yazında Başkan Bill Clinton, Yaser Arafat'la dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında neredeyse bir anlaşma sağlayacaktı ama, son aşamada, aradaki uçurum aşılamadı.

2003 Yılında ABD, Rusya, AB ve BM'den oluşan Orta Doğu Dörtlüsü, 2005'e dek katedilmesi planlanan 'barış için yol haritası'nı hazırladı. Bu harita da şimdi kaldırıldığı rafta tozlanıyor.

Çetin sorunlar

Taraflar arasındaki sorunlar pek de değişmedi. Bir nihaî anlaşmaya varabilmek için tarafların şu konularda görüş birliği sağlaması gerekli:

* İsrail ile Filistin devletinin sınırları

* Kudüs'ün geleceği

* 1948 Savaşından sonra kaçan ya da yerlerinden edilen Filistinli mültecilerin ( ve ikinci, üçüncü kuşakların ) geldikleri kent, kasaba ve köylere geri dönebilmeleri için talep edilen hak

Taraflar, bu konularda hiç de anlaşmaya yakın görünmüyor.

Aksine, yeni bir tartışma sözkonusu şimdi.

İsrail'in bir 'Yahudi devleti' olarak tanınması talebi.

İsrail açısından temel nitelikli bu konu, Filistinilerce, kendi kartlarından birinin, mültecilerin dönüşüyle ilgili talebin, daha pazarlıklar başlamadan, masadan kaldırılması olarak değerlendiriliyor.

Umut var mı?

Orta Doğu sorununa çözüm bulunması konusunda belki de yalnızca iki neden var.

Durumun daha da kötüleşmesi olasılığı bunlardan birincisi.

Annapolis 'toplantısı'nda, ılımlıları destekleme yönünde bir çaba harcanabilir.

İzlenecek strateji, Filistinlilere görüşmelerde sonuç alınabileceğini ve Gazze'de Hamas'ın yürüttüğü şekilde bir sürtüşme ortamının, ileriye dönük sonuçlar getirmeyeceğini göstermek olacak.

Tehlikeli olan noktaysa, bu stratejinin başarısızlığa uğraması ve Filistinlilere hiçbir şey verilememesi; İsrail'in de hala, 1986 yılında BM diplomatı Conor Cruise O'Brien'in dediği gibi, 'kuşatılmış durumda' kalması.

İkinci olasılık ise, Oslo felsefesinin ve yol haritasının yanlış olabileceğinin daha iyi anlaşılması. Sözkonusu iki anlaşmada da, öncelikle bir barış ortamı yaratılmasına, ardından nihaî anlaşmaya varılmaya çalışılmıştı.

Bölgedeki koşulları düzeltmeye çalışmanın bir sakıncası yok. İngiltere'nin eski başbakanı Tony Blair de, ekonomik cephede bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.

Ancak bir nihaî anlaşma olmadan barış ve güvenlik sağlanamayacağı da açık. Güvenlik ortamı anlaşma sağlamayacak. Anlaşma güvenliği de peşisıra getirecek.

Dolayısıyla tarafların karşısında çetin sorunlar var.

Ama ne yazık ki, bütün bunların çözümü için fena halde geç kalınmış durumda.

İlgili haberler
ABD zirve tarihini açıkladı
21 Kasım, 2007 | Haberler
Olmert: 2008'de anlaşma olabilir
20 Kasım, 2007 | Haberler
Blair: Refahsız siyaset olmaz
19 Kasım, 2007 | Haberler
450 Filistinli'ye özgürlük
19 Kasım, 2007 | Haberler
Perez ve Abbas Ankara'da
12 Kasım, 2007 | Haberler
Orta Doğu dörtlüsüne eleştiri
15 Ekim, 2007 | Haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik