|
2008 seçimi: Kilit konular | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Adaylar 2008 Amerikan başkanlık seçimine hazırlanırken, bazı temel konular kampanyanın ana unsuru durumunda.
Demokrat ve Cumhuriyetçi Partilerin başlıca üç aday adayı olduğu düşünülen isimlerin bu kilit konuların her biri hakkındaki pozisyonlarını aşağıda özetledik. Demokratlardan New York Senatörü Hillary Clinton, eski Kuzey Carolina Senatörü John Edwards ve Illinois Senatörü Barack Obama’ya bakıyoruz. Cumhuriyetçiler arasından ise eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, Arizona Senatörü John McCain ve eski Massachusetts Valisi Mitt Romney’i ele alıyoruz. IRAK SAVAŞI IRAK SAVAŞI Hillary Clinton: 2003 işgaline onay vermişti. Bunun için özür dilemiyor ancak şu anda bildiklerini o zaman bilseydi, farklı hareket edeceğini söylüyor. 2007’de başlayan yeni ve genişletilmiş harekata karşı. “Başkan olsaydım bu savaşı durdururdum” diyor. Birliklerin aşamalı olarak kaydırılmasını ve asker sayısının da azaltılmasını destekliyor. John Edwards: Eski senatör 2003 savaşına destek vermişti. Buna pişman olduğunu söylüyor. Şu anda bildiklerine dayanarak “bunu şu anda yapmazdım” diyor. 12-18 ay içinde ABD birliklerinin Irak’tan tamamen çekilmesini istiyor. “Başkan olsaydım, savaşı durdururdum” diyor. Suriye ve İran dahil, Irak’ın komşuları ile görüşülmesinden yana. Barack Obama: Başlangıcından bu yana savaşa karşı çıktı. Irak’taki durumun askeri çözümü olamayacağını söylüyor. Genişletilmiş operasyona muhalefet etti. Artık bu politikada köklü değişiklikler yapılması gerektiğini söylüyor. Ocak 2007’de belli siyasi hedefler konularak aşamalı geri çekilme önerisi getirdi. Rudy Giuliani: Eski New York Belediye Başkanı, savaşı destekliyor. Irak’ın ABD’ye yönelik büyüyen bir tehdit olarak görülmesi gerektiğini söylüyor. George W. Bush’un genişletilmiş operasyon stratejisini destekledi. Ancak Irak’taki durumun bir şekilde sınanmaya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Çekilme için takvim getirilmesine, Demokratların öncülüğündeki Kongre’nin Bush tarafından veto edilen önerisine karşı çıktı John McCain: 2003 işgaline onay verdi. Irak’ın kendini savunabilecek durumu gelmesine kadar ABD güçlerinin orada kalmasını istedi. Başkan Bush’un asker sayısını artırma planının en büyük destekçilerinden. Bununla beraber savaşın yürütülmesindeki bazı uygulamaları eleştiriyor. Geri çekilmenin bölgede soykırımı tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Senatör, İran ve Suriye ile görüşmenin de ABD’nin menfaatlerine hizmet etmeyeceğini söylüyor. Mitt Romney: Savaşa gidilmesi yönünde, başlangıçta alınan kararı destekledi. Ancak savaşın yürütülüş biçimini eleştirdi. Başkanın genişletilmiş operasyon stratejisini ve ükeden asker çekilmemesini destekledi. Irak’ın komşuları ile görüşülmesini destekliyor. Mevcut çatışmaları, “saldırgan radikal cihadistlerin” ılımlı Arap hükümetlerini halifelik ile değiştirerek Amerika’yı yok etmek istedikleri daha büyük bir kavganın bir parçası olarak görüyor. Başa dön EKONOMİ Hillary Clinton: Artan gelir adaletsizliğinin, Amerika’nın orta sınıf, çalışan kesimini baltaladığını söylüyor. Büyük şirketlere tanınan imtiyazların kısıtlanmasını istiyor. Eğitime yatırımı ve yeni iş alanları yaratılmasını destekiyor. Harcamalarının kısılması ve şeffaflığın artırılması yoluyla hükümet reformu öngören 10 maddelik bir plan hazırladı. Kadınların eşit ücret hareketini de destekledi. John Edwards: Bush’un vergi politikalarını, Amerikan orta sınıfının vergi yükünü artırmakla suçladı. Ailelerin masraflarını azaltmayı ve çalışanı ödüllendirmeyi vaat etti. ABD’yi temiz ve güvenilir enerji üretmede dünya lideri yaparak 1 milyon kişiye iş sağlamaktan sözetti. 30 yıl içinde yoksulluğu ortadan kaldırmak için ulusal bir hedef konması çağrısında da bulundu. Barack Obama: Edwards gibi, Illinois senatörü Obama da artan maliyetler ve düşük ücretlerle mücadelede orta sınıfa yardım sözü verdi. Washington’u büyük şirketlerin menfaatlerini bir kenara bırakıp sağlık ve eğitim sisteminde reform konusuna eğilmeye çağırdı. ABD’nin dijital çağda rekabetçi olabilmek için ekonomisini yeniden şekillendirmesi ve bilimsel araştırmaya daha fazla yatırım yapması gerektiğini de söyledi. Rudy Giuliani: New York Belediye Başkanlığı sırasındaki bütçe sınırlama performansına vurgu yaparak, başkan olunca da aynı yaklaşımda bulunma sözünü verdi. Vergi indiriminin altını çizerek bu yolla partinin mali konulardaki muhafazakar kökenine dönüşün sağlanacağını söyledi. John McCain: Amerika’nın ekonomik özgürlüklerinin korunması konusunu kampanyasının merkezine oturttu. Vergi indiriminden önce federal harcamaların dizginlenmesi gerektiğini söyledi ama vergilerin düşük tutulacağı ve vergi mevzuatının da basitleştirileceği sözünü verdi. Federal harcamaların denetiminin kaybedilmesi ile Cumhuriyetçilerin 2006 ara seçimlerindeki yenilgisi arasında bağlantı kurdu. Mitt Romney: Vergi tabanının düşük tutulması ve vergi mevzuatının basitleştirilmesi yoluyla ekonomik büyümenin teşvik edilmesini istiyor. Federal harcamalarda daha sorumlu olunması çağrısında bulundu. Üstlendiği 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları’nın başarılı ve kârlı şekilde organize edilmesinden dolayı büyük alkış aldı. Başa dön ULUSAL GÜVENLİK Hillary Clinton: Demokratların Güney Carolina’daki tartışmasında, ülke eğer saldırıya uğrarsa buna, uygun durumda askeri karşılık vermekten çekinmeyeceğine açıklık getirdi. New York eyaleti ve yüksek terör saldırısı riski altında olduğu düşünülen diğer bölgeler için daha büyük bir terörle mücadele fonu olması gerektiğine vurgu yaptı. 2001 yılında, 11 Eylül sonrasında hükümete terör şüphelilerinin soruşturulması konusunda geniş yetkiler veren yasaya destek verdi. 2006’da ise bu yetkinin geri alınması yönünde oy kullandı. John Edwards: Edwars’ın ulusal güvenlik ile ilgili planları, sınır denetiminin sıkılaştırılması ve terör saldırılarının potansiyel hedeflerinin daha iyi tanımlanması ve korunmasına odaklanıyor. Ordunun güçlendirilmesi ve acil durumlara daha iyi karşılık verilebilmesi planlarını destekliyor. 2001’deki terörle mücadele yasasına destek vermişti. Bununla beraber, “Teröre karşı küresel savaş” fikrinin Bush yönetimince başarısız politikaların haklı gösterilmesi için kullanıldığını söylüyor. Barack Obama: Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komitesi’nde görevli olan Obama, ulusal güvenlik fonlarının bölgelere dağılımında, bölgesel saldırı riskinin gözönüne alınmasını istiyor. Konunun tarafsız şekilde, işbirliği içinde ele alınması uyarısında bulunmuştu. Terörle mücadele yasasını eleştirmekle beraber, 2006’da süresinin uzatılması yönünde oy kullandı. Rudy Giuliani: Kampanyasında ve tüm tartışmalarda, devamlı olarak New York kenti yöneticisi olarak 11 Eylül terör saldırıları sonrasındaki deneyimine atıfta bulunuyor. Irak’ta başarısızlığın ABD’ye terör saldırısı riskinin artması anlamına geldiğini söyledi. John McCain: Vietnam’da esir düşen eski bir donanma pilotu olan McCain, CIA’in “mahkumlara zalimce, insanlık dışı ve haysiyet kırıcı muamelesi”nin durdurulması ve bunun önlenmesini öngören yasanın desteklenmesi konusunda Cumhuriyetçiler arasında en güçlü şekilde sesini yükselten kişiydi. Terörle mücadele yasasını ise hem 2001’de hem de 2006’da destekledi. Mitt Romney: Güvenlik konusundaki sicili 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları’nın yönetimi tecrübesini de içeriyor. İç Güvenlik Danışmanlığı Komitesi’nin bir üyesiydi. ABD’ye yönelik daha büyük bir cihatçı tehdide karşı süren küresel çabanın bir parçası olarak, Usame Bin Ladin’i yakalamaya yemin etti. Başa dön YASADIŞI GÖÇ Hillary Clinton: Kapsamlı bir göç reformundan yana olduğunu açıkladı. Bu reform, sınır güvenliğinin sıkılaştırılması, kaçak işçi çalıştıran işverenlerin daha ağır şekilde cezalandırılması ve tahminen 12 milyon dolayında olan yasadışı göçmenlerin günışığına çıkarılmasını içeriyor. 11 Eylül sonrası güvenlik uygulamalarına rağmen, Meksika sınırından ABD’ye girenlerin bilinemediğini söylüyor. John Edwards: Daha sıkı sınır denetimini gerekli görmekle beraber, Amerika’nın tarihi olarak bir göçmen devleti olduğu gerçeğinin, bununla bir arada düşünülmesini istiyor. ABD-Meksika sınırını “tam bir karmaşa” olarak tanımlarken, ABD’nin bu durumu yönetmek için daha fazla para, teknoloji ve insan gücü tahsisine ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Yasadışı göçmenlerin ABD vatandaşlığını “kazanmaları” için ceza ödemeleri ve İngilizce öğrenmelerinin şart koşulmasını istiyor. Barack Obama: ABD-Meksika sınırının daha iyi yönetilmesi gerektiğini söyleyerek, her yıl çölden geçerek ABD’ye girmeye çalışırken ölen yüzlerce yasadışı göçmenin dramına dikkat çekiyor. Yasadışı göçmenleri çalıştıranlara daha sıkı cezalar uygulanmasını destekliyor. Halihazırda ABD’de bulunan yasadışı göçmenler için vatandaşlığa uzanan bir yol önerilmesinin ise, bu kişiler ceza ödeyecekse ve İngilizce öğrenmek zorundalarsa, bir af anlamına gelmediğini söyledi. Rudy Giuliani: Göç konusundaki tutumunu New York Belediye Başkanı olduğu dönemden bugüne sertleştirdi. McCain’in de desteklediği tasarıya karşı çıktı ve göçmenler için tahrif edilemeyen kimlik kartları ve yüksek teknoloji yardımıyla yürütülecek bir mücalede sistemi önerdi. Yasadışı göçmenlerin cezalandırılmalarını, bunlara İngilizce öğrenme şartı koşulmasını ve vatandaşlığa hızlıca erişememeleri gerektiğini söyledi. John McCain: Arizona senatörü, pekçok Cumhuriyetçi tarafından, yasadışı göçe af getirdiğini söyledikleri tarafsız yasa tasarısına destek vermekle suçlandı. Geçici işçi programının gerekli olduğunu ve halihazırda ABD’de olan yasadışı çalışanlara, vatandaşlığa giden bir yol önerilmesi gerektiğini savunmuştu. Ulusal güvenlik açısından, sınır güvenliğinin sağlanması gerektiğini de söylüyor. Mitt Romney: Senatör McCain ve Edward Kennedy tarafından önerilen tarafsız yasal düzenlemenin, yasadışı çalışanlar için “inanılmaz bir armağan” olduğunu söyledi ve bunu, affın bir türü olarak tanımladı. Ülkede yasadışı olarak bulunanların, daimi oturma iznine, yasal olarak giriş yapan kişilerden daha hızlıca ulaşamamaları gerektiğini söyledi. Kişilerin çalışma durumunu da belirten biyometrik kimlik kartlarından yana. Başa dön SAĞLIK SİSTEMİ Hillary Clinton: Herkesi kapsayan bir sağlık sigortası sistemi getirmek istediğini söyledi. First Lady iken, tüm Amerikalıların kapsama alınmasını öngören devasa ama başarısız bir projenin başındaydı. Sağlık sistemini, “2008 seçimlerinin bir numaralı konusu” yapmak istediğini söyledi. Planına gore, sigorta kuruluşları herkese hizmet sağlayacak, koruyucu çabalar ve reformlar maliyetleri düşürecek. John Edwards: Edwards, kapsamlı bir reform planı altında tüm Amerikalıların 2012’ye dek sigortalanmasını hedefliyor. İş dünyası, hükümet ve bireylerin sorumluluğu paylaşmalarını, sigortayı daha erişilebilir kılmayı, seçenekleri ve kaliteyi geliştirerek piyasayı reforme etmek istediğini ve maliyetleri düşürmek istediğini söylüyor. Değişiklikleri hayata geçirmek için Başkan Bush’un en zengin Amerikalılara 2010’a dek getirdiği vergi indirimlerini eski durumuna getireceğini söyledi. Barack Obama: Herkesin sağlık sigortası kapsamına alınması, Obama’nın planlarında da odakta yer alıyor. Özel sigorta sisteminin korunmasını ancak bunun herkesi kapsaması için desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Sigorta şirketleri kimseyi daha önceden varolan koşullar nedeniyle sigorta kapsamına almayı reddedemeyecekler. Bu sistemle, sıradan bir sigorta müşterisinin 2,500 dolar tasarruf edeceğini tahmin ediyor. Kampanyadaki yardımcıları maliyeti yılda 50-65 milyar dolar olarak veriyor. Bu maliyet zenginlere yapılan vergi indirimlerinin yürürlükten kaldırılmasıyla sağlanacak. Rudy Giuliani: Eski belediye başkanı, devletin özel sektörle beraber çalışması ve kaliteyi yükseltip maliyetleri düşürme yolunda insanlara daha fazla seçenek sunması gerektiğini söyledi. Sistemde çatlak oluştuğunu ancak sağlam kısımları ile onarılabileceğini savundu. “Sağlık sistemini kamulaştırmamalıyız” dedi. John McCain: Gazilerin tedavilerine destek verdiği kendi geçmişine gönderme yapıyor. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini reforme etmek için köklü kararlar almaya hazır olduğunu söylüyor ve tarafsız bir eylem ile maliyetlerin sürdürülebilir hale dönüştürüleceğini söylüyor. Mitt Romney: Massachusetts Valisi iken Romney, eyaletteki herkesin sağlık sigortasına sahip olmasını aksi takdirde cezalandırılmasını öngören düzenlemeye destek olmuştu. Tüm Amerikalıları sağlık sigortası kapsamına almanın yolunun vergi artışları ya da hükümet programlarından ziyade piyasa reformları olduğunu söylüyor. Bireylerin kendi sağlıklarından kendilerinin sorumlu oldukları görüşünde ısrar ediyor. Başa dön SOSYAL KONULAR Hillary Clinton: Kürtaj konusunun, kadının kullanmayı tercih edebileceği temel bir anayasal hak olduğunu savunuyor. İstenmeyen gebeliklerin ilk aşamada önlenebilmesi için inancın, değerlerin ve eğitimin rolünden de söz etmişti. Sicilinde ayrıca “hassas bir silah denetimi düzenlemesi”nden yana tavır koyduğu ve kök hücre araştırmalarının sıkı bir savunucusu olduğu da görülüyor. John Edwards: Yüksek mahkemenin Nisan 2007’de aldığı ve hamileliğin ileri dönemlerinde kürtajın yasaklanmasını destekleyen karara karşı olduğunu söyledi. Aynı ay yapılan Demokratların tartışmasında, bunun Amerika için zor bir konu olmasını anladığını söyledi. Embriyo kök hücrelerine yönelik federal araştırma fonlarının genişletilmesini destekliyor. Barack Obama: Nisan 2007’deki Demokratların tartışması sırasında konuşan Obama, kadınların kürtaj konusunda kendi kararlarını “doktorları, aileleri ve din adamları ile beraber” almaları gerektiğini söyledi. Evliliğin bir erkek ve bir kadın arasında olabileceğine inanmakla beraber, eşcinsel çiftler arasındaki “sivil beraberlikleri” de destekliyor. Rudy Giuliani: Kürtajın bir kadının seçme hakkı dahilinde olduğuna inandığını ancak kendisinin bundan kişisel olarak nefret ettiğini söyledi. New York Belediye Başkanı iken, evlat edinmelerin yüzde 65-70 oranında arttığını, kürtajın ise yüzde 16 oranında düştüğünü vurguladı. Yüksek mahkemenin kısmi kürtaj yasağını onaylayan kararını destekledi. Eşcinsel evliliği konusunda ise bu beraberliklere yasal hakların tanınmasını desteklediğini, ancak evliliğin bir erkek ve bir kadın arasında olduğuna inandığını söyledi. John McCain: Güney Carolina’daki başkanlık tartışması sırasında, “Roe-Wade davası” olarak bilinen davada, yüksek mahkemenin hükümetlerin kürtajı yasaklayamayacaklarına hükmeden 1973 tarihli kararının bozulması gerektiğini söyledi. Daha önce kararın feshedilmemesi gerektiğini, çünkü bu durumun merdiven altı kürtajı körükleyeceğini söylemişti. Yüksek mahkemenin kısmi kürtaj kararını ise destekliyor. Mitt Romney: Massachusetts Valisi olduğu sırada kürtaj hakkını savunmasına rağmen şimdi fikrini değiştirdiğini söylüyor. Kişisel olarak kürtaja daima karşı olduğunu ama klonlama gibi birtakım tıbbi gelişmelerle ilgili çalışmalarının ardından duruşunu değiştirmeye motive olduğunu söylüyor. Kısmi kürtaj konusundaki yüksek mahkeme kararını destekliyor. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||