|
HRW'den Türkiye'de seçim raporu | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'de oy sandıklarına gidilmesine günler kala, New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü bir rapor yayımlayarak ülkede özellikle ordu tarafından yapılan açıklamaların seçimler üzerinde olumsuz etkisi olabileceğini söylüyor.
Rapor'da hükümete de eleştiriler yönelten örgüt, AKP'nin de insan hakları reformlarını hayata geçirme konusunda tökezlemiş olduğunu söylüyor. Raporun yazarı Emma Sinclair-Webb, ele alınan konuların ayrıntılarına ve Türkiye'de Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamalara ilişkin gözlemlerini BBC Türkçe'den Güney Yıldız'a anlattı. Emma Sinclair-Webb: Ordu siyasi görüşlerini ifade edip iktidardaki hükümet ile ilgili ciddi eleştiriler yaparsa tabi ki bu durum demokratik sürece bir müdahale olarak değerlendirilmelidir. Türk ordusu, Nisan ve Haziran ayları arasında yaptığı üç sert açıklamayla, hükümeti laiklik konusundaki tutumu üzerinden sert bir şekilde eleştirdi ve nasıl yapacağını belirtmeden "gerektiğinde" müdahaleye hazır olduğunu ima etti. Ordunun seçilmiş bir hükümete karşısında bir taraf haline gelmesi, bu hükümeti destekleseniz de desteklemeseniz de kaygı uyandırıcı bir durum. BBC: Ancak geçtiğimiz günlerde Ankara 5. İdare Mahkemesi, Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan bildirilere karşı açılan tazminat davalarını değerlendirdi ve bu bildirilerin "muhtıra değil" ama "idari eylem niteliğinde bir basın açıklamaları olduğuna" karar verdi. Bu açıklamalarda özel olarak neyi sorunlu buluyorsunuz? ESW: Bence böyle açıklamalar yapılması özel olarak açıklamanın yapıldığı bağlam nedeniyle de sorunlu. Türkiye'de bildiğimiz gibi on yıl önce yine ordudan yapılan bir açıklama o zamanki hükümetin düşürülmesine ve dolaylı olarak bir partinin kapatılmasına yol açmıştı. Bu olay şimdi, 28 Şubat süreci olarak anılıyor ve post modern bir darbe olarak değerlendiriliyor. Türkiye kamuoyu için bu olaylar daha çok yeni. Ve Türkiye'de Genelkurmay'ın bu tarzda bir açıklamasını duyanlar için bunun ne anlama geldiği biliniyor. Bu açıklamalar ülkenin genelinde çok etkili. Örneğin, Genel Kurmay açıklamalarından sadece günler sonra Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimini iptal eden kararı vermesi, de mahkeme kararlarının tamamen bağımsız verilmemiş olabileceği üzerine kaygılar uyandırıyor. Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığının 8 Haziran'da yaptığı açıklamasında "insan hakları savunucularını", terör örgütlerini destekleyenlerle eş değer bulduğunu" ve bunların asıl niyetleri gizlemek için bir örtü olduğunu söylemesi de insan hakları alanına ilişkin özel olarak kaygı duyduğumuz konulardan. BBC: İnsan Hakları İzleme Örgütünün raporunda başka konularda da siyasi baskılar olduğu ileri sürülüyor. Normal siyasi süreçleri engelleyen sorunlardan söz ediliyor. Bunları neye dayandırıyorsunuz? ESW: Tabi bu özel durumun yanı sıra, Türkiye'deki çoğu seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de Kürt politik partilerinin yetkililerine karşı ciddi baskılar yaşandı. Geçtiğimiz yıldan bu yana özellikle Demokratik Toplum Partisi yetkilileri hakkında defalarca kez kovuşturmalar başlatıldı. Ayrıca Şubat sonu ve Mart ayı başlarında bu partinin birçok şubesi polis tarafından basıldı. Bu daha önceki seçimlerde de yaşanmıştı ve aslında yeni bir şey değil. Ancak bu seçimlerde yeni olan, bu partinin adaylarının bağımsız adaylar olarak girecek ve belki de parlamento da temsil imkanına kavuşacak olmaları. Raporunda Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecine de değinen örgüt, Birliği, özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy ve Alman Başbakanı Angela Merkel'in yaptıkları yorumlar üzerinden eleştirdi. Birliğin Türkiye'ye karşı ikircikli bir tutum aldığını söyleyen örgüt, böylesi bir tutumun insan hakları düzeyinin gelişmesine katkı sağlamadığını ve AB üyeliği destekleyenleri zayıflatmakta olduğunu söyledi. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||