|
Başkan Bush'a ağır suçlamalar | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri'nde Beyaz Saray yönetimi, Irak siyaseti dolayısıyla yine ateş altında.
Basına sızdırılan bir istihbarat raporunun yarattığı tartışmalar dinmeden, bu kez Başkan George Bush, halkı Irak'taki şiddet olaylarının düzeyi konusunda yanıltmakla suçlandı. İddialar ülkenin en etkili gazetecilerinden birinin, Bob Woodward'ın yeni kitabında yer alıyor. Beyaz Saray yönetiminin kilit isimleri kitaptaki iddialar karşısında savunmaya geçti. Bob Woodward Washington Post gazetesinin en güçlü kalemlerinden. 1970'li yıllarda, Watergate skandalı sırasında yaptığı haberler, dönemin Başkanı Richard Nixon'ın istifasıyla sonuçlanmıştı. Woodward'ın bir kelime oyunuyla, hem "yadsıma hâli" hem de "yadsıma devleti" olarak anlaşılabilecek şekilde "State of Denial" diye adlandırdığı kitap bugün satışa sunuldu. Ancak hafta sonundan bu yana kitabın içeriği gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda enine boyuna tartışılıyor. Woodward kitapta, Beyaz Saray'a sunulan raporlar Irak'ta iç savaşa gidiş uyarıları yaparken, Bush'un Kongre'ye yaptığı konuşmalarda, Irak'ta demokratik bir yönetim kurma çabalarının başarıyla ilerlediğinden söz ettiğini vurguluyor. Bu gibi çelişkileri, tarihler ve alıntılarla ortaya koyuyor. Bush'un Irak'a asker sayısının artırılması çağrılarına karşı çıktığı da iddialar arasında. Beyaz Saray yönetimi, iddialara yanıt vermekte gecikmedi. Hatta Bob Woodward'ın kitabında yer alan iddialarla ilgili "Beş Efsane" adı altında bir yalanlama belgesi bile yayımladı. İddialarının arkasında duran Woodward, Irak'taki durumun daha da kötüye gideceğini, saldırıların gelecek yıl daha da artacağını belirtiyor. Woodward iddiaları konusunda "İstihbarat uzmanlarının yaptığı değerlendirmeler, gelecek yıl yani 2007'de, durumun daha kötüye gideceğini gösteriyor. Kamuoyu önünde Başkan ve Pentagon ise, "Hayır, hayır işler iyi gidecek" diyorlar. Yani özel görüşmelerde söyledikleri ile kamuoyuna söyledikleri arasında fark var ve özel görüşmelerde konuşulanların üstü iyice örtülüyor. Bunların neden gizli tutulduğunu kimse bilmiyor. İsyancılar kendilerinin ne yaptığını biliyorlar. Şiddetin ne düzeyde olduğunu, ya da ne kadar etkili olduğunu biliyorlar. Peki, kim bilmiyor? Amerikan halkı" diyor. Kitapta, en ağır suçlamalara ise Savunma Bakanı Donald Rumsfeld hedef oluyor. Rumsfeld, iç yazışmalar ve üst düzey yetkililerle yapılan mülakatlar ışığında, ordunun üst düzey generallerinden ve siyaset danışmanlarından gelen uyarılara kulak asmamakla suçlanıyor.
Örneğin Woodward, Irak'ın işgal sonrası ilk sivil Amerikalı yöneticisi olan Jay Garner ile görüşmüş. Garner, Irak ordusunu dağıtma ve Baas mensuplarını kamu görevlerinden men etme yolundaki kararın geri alınmasını istemiş ve bu isteğini Rumsfeld'e iletmiş. Ancak kesin bir dille ret yanıtı alınca bu konuyu Bush ile görüşmesinde dile getirmekten çekinmiş. "Çünkü bence kapı kapanmıştı" diyor Garner bu konuda. Kitapta ayrıca Beyaz Saray eski idari işler sorumlusu Andrew Card'ın iki kez Rumsfeld'i görevden alması için bastırdığı, birinde Laura Bush'un da kendisini desteklediği, yönetimin ise 'başarısız olduğumuz düşünülür' kaygısıyla buna karşı çıktığı anlatılıyor. Bu iddia Laura Bush adına yalanlandı. Card ise kabinede değişiklik taleplerinin sadece Rumsfeld'i hedef almadığını daha geniş bir çerçevede gündeme geldiğini savundu. Kitap, Rumsfeld'e istifayı düşünüp düşünmediği sorularının yöneltilmesine yol açtı. Başkanın kendisine bizzat destek verdiğini söyleyen Rusmfeld ise görevden ayrılmayı düşünmediğini yineledi. Muhafazakâr eğilimli, American Enterprise Institute'un uzmanlarından Thomas Donnely bu iddialar arasında yönetimi en fazla yaralayabilecek unsurların neler olduğu sorusuna "Washington çerçevesinden bakarsak, bir dizi şey var. Özellikle de Beyaz Saray ile Savunma Bakanı Donald Rumsfeld arasındaki iç çekişme konusunda. Bence kitaptan öğrendiğimiz en önemli haberler bu konu hakkında" sözleriyle yanıt verdi. Woodward kitabında sadece Irak konusunda değil, 11 Eylül dönemine dair suçlamalarda da bulunuyor. Örneğin, 11 Eylül saldırılarından iki ay önce istihbarat servislerinden yetkililerin (CIA Başkanı George Tenet ve Cofer Black) dönemin ulusal güvenlik danışmanı Condolezza Rice ile bir görüşme yapıp onu El Kaide'den gelebilecek bir saldırı konusunda uyardığı, ancak konuyla ilgilenmesini sağlamayı başaramadıkları öne sürülüyor. Rice böyle bir görüşmeyi hatırlamadığını belirterek yalanlamada bulundu bugün. Yani yönetim hemen her iddiaya gecikmeden karşılık verdi. Peki iddialar, özellikle Woodward gibi saygın bir gazeteciden geldiği düşünüldüğünde yine de yönetime darbe vurmuş sayılabilir mi? American Enterprise Institute'un uzmanlarından Thomas Donnely "Woodward çeşitli açılardan önemli bir konumda. Bush yönetimi hakkında daha önce de iki kitap yazmıştı. Hatta bunlardan birisinin adı "Bush Savaşta" idi ki bu kitaplar savaş konusunda fazla olumlu olduğu eleştirileri ile karşılaşmıştı" diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bob Woodward, her zaman etkili, önemli bir isim olmuştur ki bu olayda da bence gayet ciddi bir ağırlık sahibi. Kongre seçimlerine bir ay kadar bir süre kaldığından, çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Başkan son dönemde Irak'ı terörle savaş çerçevesine oturtma siyaseti ile gayet başarılı olmuş görünüyordu. Bu nedenle Irak'ın manşette olup terörle mücadelenin olmadığı her bir gün, yönetim ve Cumhuriyetçi parti için zor bir gün demek." | İlgili haberler Derin Gırtlak hem kitap, hem filme konu oluyor17 Haziran, 2005 | Haberler 'Derin Gırtlak'ın esrarı çözüldü01 Haziran, 2005 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||