BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Aralık, 2005 - TSİ 20:42
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Saddam davası: Adalet mi, oyun mu?

Amerikalı deniz piyadesinin, Tikrit'teki delikten perişan halde çıkan kişiyi vurmaması ya da operasyonun başında, sığınağa bir el bombasının fırlatılmamış olması bir dizi olaylar zincirini başlattı.

Saddam Hüseyin, mahkemede

Bu olaylar zincirinin de Irak'ın geleceği konusunda derin etkileri olabilir.

Saddam'ın yargılandığı dava, ya yakın tarihin en önemli davası ya da Irak'ın yeni yönetimini, Amerikan işgalini, barış ihtimalini ve Irak'ta hukuk düzenini tehlikeye atan bir göstermelik yargılama olarak anımsanacak.

Bir çok şey bu davaya bağlı.

Savaş suçları yargılamalarıyla çok önemli şeyler başarmak mümkün.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Nüremberg mahkemeleri, 60 yıl önce ynei bir Alman toplumunun temellerini attı.

Yahudiler ve diğer azınlıklar hakkında yürütülen soruşturmalarını tarihsel kayıt altına geçirdi.

Ve insanlığın en kötü suçlarından birinin faillerinin cezalandırılmasını sağladı.

Bütün eksikliklerine rağmen Birleşmiş Milletler'in Balkan ve Ruanda savaşlarıyla ilgili Lahey ve Aruşa'daki yargılamaları da, kurbanlar açısından en azından biraz tatmin sağlarken, kapsamlı bir insani hukuk sisteminin gelişmesine katkıda bulundu.

Peki Saddam Hüseyin yargılaması bu davalar içinde hangi çerçeveye oturacak?

Tarafsız bir yargılama olacak mı?

Çok sayıda sorun yaratması olası nokta bulunuyor.

Birincisi, yukarıda sıralanan davalar gibi Saddam Hüseyin ve arkadaşlarının mahkemeleri uluslararası bir savaş suçları yargılaması değil.

Saddam Hüseyin

Nuremberg'de, savaş suçları savcısının sözleriyle ifade etmek gerekirse, ''zaferle coşan ve yaraları acıyan büyük uluslar intikama yönelmeden, gönüllü olarak düşmanlarını yasalara teslim etmişlerdi.''

Nazilerin yargılanması için hazırlanan sözleşmeye çok sayıda ülke imza koymuştu.

Nuremberg bir uluslararası çabanın ürünüydü.

Balkanlar'da Güvenlik Konseyi, uluslararası hukuku uygulamak üzere uluslararası yargıçlardan oluşan uluslararası bir mahkeme kurmuştu.

Saddam davasında ise, yargılama Iraklı yargıçlar tarafından Irak yasalarına göre yapılıyor.

Bunun da maliyeti ortaya çıkabilir.

Çoğu eski rejimin mağdurları olan yargıçların tarafsızlığı tereddüt yaratmaya devam edecek.

Uzmanlık düzeyi yeterli olamayabilir.

Ve uluslararası hukukun meşru gücü de bu yargılama sürecinde varolmayacak.

Ancak, bu, yerel mahkemelerin işlerini, haklarını vererek yapmayacakları anlamına da gelmiyor.

İşgal altında adalet

1961 yılında, Nazi subayı Adolf Eichman Kudüs'te İsrailli yargıçlarca yargılanmıştı.

Mahkemenin tarafsız bir yargılama yaptığı da yaygın bir görüş.

Ancak Kudüs'teki 1961 koşullarıyla Irak'ta bugünkü koşullar birbirinden çok farklı.

Bu da ikinci önemli sorunu karşımıza çıkarıyor.

Savunma avukatları

Bir iç savaşın yaşandığı ve yabancı işgalinin sürdüğü bir ortamda adaleti sağlamak mümkün mü?

Savaş suçu yargılamaları ruhsal bir çöküntü döneminin sona erdiği sürecin ardından toplumların şiddetin ve yargısız intikam hislerinin olmadığı ve kendileriyle hesaplaşmaya hazır oldukları bir ortamda yapılır.

Irak bu koşullarda değil.

Büyük bir didişmenin yaşanıyor ve bu mücadele de, yargılama sürecinini etkilemeye başladı.

İki savunma avukatının öldürülmesi ve mahkeme salonundaki kaos hissi, yargılamanın başarısı konusunda kötüye yorulabilecek alametler.

Tabii Saddam'ın kendisi de bu kaosa katkıda bulunuyor.

Bizzat Saddam Hüseyin bu davayı önemli kılan unsur. Ancak, kendisi, Irak'ın eski liderinin yargıç karşısında olmaması gerektiğini savunacaktır.

Eski bir devlet başkanını yargıç karşısına çıkarmak yeni bir şey değil.

Saddam Hüseyin yargılamasının Arap basınındaki yankıları

Daha önce sözünü ettiğimiz davalarda yargılananların hepsi devlet başkanıydı.

Geçmişte Napolyon ve Alman imparatoru Kayser Wilhelm II'yi yargıç karşısına çıkarma planları vardı, ancak bu gerçekleşmedi.

Saddam Hüseyin'in dokunulmazlık taleplerinin, yargılamanın ilerleyen aşamalarında teknik açıdan bir önem taşıyacağından kuşkuluyum.

Mahkeme başkanının kendisine gösterdiği hürmet, eğer dava sonsuza kadar uzamayacaksa, daha sert bir tavra dönüşebilir.

Saddam da bunu isteyecektir kuşkusuz.

Bu, Slobodan Miloseviç'in de taktiğiydi.

Davayı uzatmak Saddam'ın işine yarar

Eğer Saddam Hüseyin de, bu duruşmaların birer gösteriye dönüşmesini istiyorsa, yargı sürecinin yapabildiği kadar uzatmaya çalışacaktır.

Kendisi de zaten davanın dramatik olma potansiyelini, 2005 temmuz ayında yargıç karşısına çıktığında ifade etmişti:

''Kendinizi rahatsız hissetmenize neden olmak istemiyorum. Ama siz de bunun Bush'un tiyatrosu olduğunu biliyorsunuz.''

Eski Irak lideri, bu tiyatroda, başrol oyuncusu olmak için yeterli donanıma hazır görünüyor.

Saddam Hüseyin ve Celal Talabani

Mahkemenin bundan sakınmak için çok çaba harcaması gerek.

Ama Saddam'ın yorumları, yargılamanın meşruiyetinin tam merkezine gidiyor.

Ya eğer bu bir göstermelik yargılamaysa, ama Saddam'ın değil, Bush'un şovuysa.

Amerikalılar, mahkemenin hazırlanması ve güvenliğin sağlanması konusunda çok önemli rol oynadı.

Amerikan Rejim Suçları İrtibat Bürosu, duruşmaların gidişatının şekillendirilmesinde etkili oldu.

Yargılama usulüne ilişkin yasa da, Amerika'nın Koalisyon Geçici Yönetimi tarafından hazırlandı.

Amerika'nın etkisini gözardı etsek bile, bazılarına göre, yargılamanın bizzat kendisi, işgal nedeniyle lekelenmiş durumda.

Ya Batıyla işbirliğini anlatırsa

Saddam Hüseyin de, bu kartı bir noktada, bir başka güçlü kartla birlikte öne sürebilir.

''Soruşturma altındaki rejimin geçmişte Batı'yla olan işbirliği.''

Kendisine yönelik iddiaların dar kapsamlı olması da bu korkuyla açıklanabilir.

Saddam Hüseyin'e yönelik suçlamalar, kendisine bağlı güvenlik güçlerinin 1981 yılında Duceyl kasabasında gerçekleştirdikleri iddia edilen cinayetleri kapsıyor.

Saddam Hüseyin ve George Bush kuklaları

Başka bir ifadeyle, iddianame, Kürtlerin Halepçe'de Kürtlerin kimyasal silahlarla öldürülmesini, Anfal Harekatı olarak bilinen saldırıları, Şii din adamlarının öldürülmesi, Ebu Gureyb Cezaevi'nde Saddam'ın güvenlik ağının işkenceleri ve Irak askerlerinin 1990-1991 yıllarında Kuveyt'te gerçekleştirdikleri insan hakları ihlallerini kapsamıyor.

Suçlamaların kapsamını daraltarak iddia makamı belki de, yargılamanın siyasallaştırılmasını önlemeye çalışıyor.

Ama Saddam Hüseyin tam tersini sağlamaya çalışacak.

Austen Chamberlain'in (İngiliz devlet adamı) 1919 yılında Kayser'i yargılama planları konusunda söylediği gibi:

''Savunmasıyla yargılanan biz olabiliriz.''

İlgili haberler
Saddam Hüseyin davasında ilk tanık
28 Kasım, 2005 | Haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik