|
Bush'dan NY Times'a karşı atak | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, terör örgütleriyle bağlantılı oldukları düşünülen yüzlerce kişinin telefon görüşmelerinin ve internet haberleşmesinin mahkeme kararı olmadan izlenmesi politikasını savundu.
Ağırlığı olan Demokrat senatörlerin başını çektiği bir ekip Bush'un kendisinde böyle bir yetki görmüş olmasına çok öfkeli. Ayrıca bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri de - ki bunlar devletin bireyin yaşamına mümkün olduğunca az müdahele etmesi gerektiği ilkesi üzerinden politika yapan kişiler - de sert tepki gösteriyor. Ancak, şimdilik dinleme skandalıyla ilgili olarak Bush yönetimi hakkında bir soruşturma açılması yönünde bir gelişmenin işaretleri yok. Buna karşılık Bush ironik bir şekilde şimdi bu operasyonu özellikle de bu haberi deyim yerindeyse geçen Cuma günü "patlatan" New York Times gazetesine kimin sızdırdığının soruşturulacağının işaretlerini verdi. Amerikan Başkanı, Kongre'nin 4 yıl önce 11 Eylül saldırıları sonrası kendisine 'terörle savaş' kapsamında çıkarılan yasalarla gereken yetkiyi vermiş olduğu kanısında. Cadı avı ve Edgar Hoover dönemi ABD'de bir çok kişi bu durumu 1950'li yıllarda yaşanan McCharthy'cilik günleriyle karşılaştırmaya başladı. Amerikan devletinin en temel kurallarından biri aslında, kendi vatandaşına karşı istihbarat çalışması yapmamak. Federal Soruşturma Bürosu FBI belli yasalar çerçevesinde kuşkusuz bir çok kişinin özel haberleşmesini izliyor ama bütün bunlar bir mahkeme kararına dayanmak zorunda. Hele hele genel bir telefon ve internet haberleşmesini izleme kararının, Kongre'nin onayı alınmadan ve ilgili mahkemenin kararı da bulunmadan doğrudan başkan tarafından bir genelgeyle işleme konulması Amerikan tarihinde pek görülmüş bir şey değil. Örnekleri yok değil var, ama her seferinde de büyük bir skandala yok açmış. Soğuk savaşın başlangıcını oluşturan 1950'li yıllarda o zamanın FBI başkanı Edgar Hoover'ın yönetiminde böylesi dinlemeler yapılmış, özellikle de solcular ve Komünist Parti üyelerinin peşine düşülmüştü. Daha sonra bu kişilerin telefonlarının izinsiz dinlendiği ortaya çıkınca Amerikan devleti en ciddi skandallarından birini yaşamıştı. Yurtseverlik Yasası tehlikede Bu telefon dinleme tartışması tam da terörle mücadele yasasını, ya da Amerikadaki adıyla Yurtseverlik Yasası'nı vurdu. Terörle mücadele yasasının bu yıl sonu itibariyle süresi bitiyor ve Başkan Bush da son konuşmasında bu yasanın süresinin uzatılmasının hayati önem taşıdığını, bu yasa olmadan mücadeleyi sürdüremiyeceklerini söyledi. Aslında geçen Cuma günü Senato bu yasayı görüşecekti. Ama aynı gün New York Times gazetesi, dinleme genelgesiyle ilgili özel haberi patlatınca gerçekten de Bush yönetimine büyük bir darbe indirmiş oldu. O gün Senato'da özellikle Demokrat senatörler, başkanın böyle bir yetkiyi kullanma hakkını kendinde görmesine duydukları tepkiyi doğrudan yasaya da yansıttılar. Gelinen noktada tıkanıklık açılmış değil. Özellikle Demokrat Senatörler, bunun bu haliyle ancak üç ay uzatılabileceğini, o süre zarfında da daha özgürlükçü, bireysel hakları ve yaşam alanını daha az sınırlayan yeni bir yasanın hazırlanması gerektiğini söylüyorlar. Şu anda Kongre üyeleri aslında Noel havasına girip Washington'u terketmiş durumda. Ama önümüzdeki günlerde Kongre üyelerinin şu ya da bu şekilde başkente dönerek, terörle mücadele yasasını üç aylığına, ya da Bush yönetimini destekleyen Kongre üyelerinin bastırmasıyla belki de daha uzun bir süre için uzatması beklentisi ağır basıyor. | İlgili haberler Bush: 'Telefon dinleme emrini ben verdim'17 Aralık, 2005 | Haberler Bush'un 'terörle savaş'ına çifte darbe16 Aralık, 2005 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||