BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 12 Aralık, 2005 - TSİ 16:40
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
İklim görüşmeleri başarı mı?

Basmakalıp deyişle, bardağın yarısını dolu görene iyimser, boş görene kötümser deriz.

Bira içen adam

Bardağındaki suyun tükendiğine inanıp hüzne kapılmışken, birden yerinde olduğunu görüp sevincinden havalara uçan insanı tarif edecek bir söz yok ama. Üstelik, bir de daha azıyla bile yetinecek haldeyse.

Montreal'de iki hafta süren iklim görüşmelerinin sonuçlarına bakıldığında, buna olsa olsa talihsizlik denir.

Çevre örgütleri, Kyoto yanlısı hükümetler, Kanada'ya gittiklerinde Kyoto modelinin çöküşüne tanık olacaklarına inanıyorlardı.

Ama böyle olmadı. Baştaki hedefler, sera etkisi yaratan gazların salınımının azaltılması için konan hedef tarifler hepsi capcanlı.

Zaten bu yüzden gerek Tony Blair, gerek Çevre Bakanı Margaret Beckett, gerekse de çevre örgütleri, 'zirvede tarihi bir anlaşma, diplomatik bir zafer elde edildiğinden, Kyoto'nun çok daha güçlendiğinden ve 2012 ötesine uzanan bir çerçeve belirlendiğinden' bahsediyorlardı.

Kadehlerimizi kaldıralım o halde, şerefe! - Peki ama bir dakika- servis masasının ardındaki gölge de ne öyle?

Bölünmüş kişilik

Kyoto protokolünü uygulamakta olan ülkeler, yani Sovyet ülkeleriyle kalkınmış ülkelerin dahil olduğu ancak ABD ve Avustralya'nın dışarıda kaldığı grup, 2012'de sona erecek Kyoto Sözleşmesi'nin uzatılması amacıyla görüşmelerde bulunulmasını kabul etti.

Kyoto Sözleşmesi, 2012'ye kadar başta karbondioksit olmak üzere 5 sanayi gazının salınımının en az yüzde 5 azaltılmasını öngörüyor. Anlaşma, sanayileşmiş 35 ülkeyi doğrudan bağlıyor.

Anlaşmaya göre taraflar, 2012'den sonraki süreçte, sanayi ülkelerinin yeni taahhütlerini inceleyecek.

Buraya kadar her şey iyi. İyi ama, bahsi geçen ülkeler, dünyadaki sera etkisine yol açan gazların ancak üçte birini üretiyor.

O halde, Montreal hangi taahhütleri koparabildi?

Esasen, ileride yapılacak görüşme vaadi, yeni taahhütler getirecek görüşmeleri sağlamayacak 'açık ama bağlayıcılığı bulunmayan bir görüş alışverişi ortamı'

Bu görüşmelerde, kalkınma hedeflerinin ilerletilmesi üzerinde odaklanılacak, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamaya çalışan ülkelere yardım edilirken , teknoloji ve piyasa bazlı fırsatların potansiyeli anlaşılmaya çalışılacak.

Kyoto anlaşmasını destekleyen pankartlar

Devamlı iki görüşün çatıştığı bir konferanstan bahsediyoruz.

Avrupa ve Japonya, bağlayıcılığı olan hedefleri zaten kabul etmiş olan ülkelerin bu hedefleri ilerletmesi yolunda taahhütler elde etti. Kyoto'dan şüphe duyanlar ve kalkınmakta olan ülkelerin ödülü ise özellikle somut hedeflerden kaçınan daha genel bir diyalog ortamı sağlamak oldu.

Zirve çerçevesi

Bu tür zirvelerde nedense hep dramayla sonuçlanan olaylara yoğunlaşılır- Amerikalıların toplantıyı terk etmesi ya da ABD'nin eski başkanlarından Bill Clinton'ın irticalen yaptığı konuşma gibi. Görüşmelerin sonu görünmez olur ama sonra birden ani bir kararla aydınlanıverir.

Evet, Kyoto Protokolünün mekanizması üzerine ilerleme sağlandı, bu kapsamda bahsi geçen ülkeler daha ileri hedefler koymasına koydu.

Ama, aslında pek çoğu, bırakın gelecek için hedefleri, varolan hedefleri karşılamak için gerekenlerden bile çark etti.

Küresel emisyonun, dörtte bir ila dörtte beşinden sorumlu olan ABD, aynı barda demlenmeyi reddediyor.

Daha da önemlisi, Hindistan ve Çin gibi giderek büyüyen ekonomiye ve aynı şekilde hızla artan gaz emisyonları oranlarına sahip iki ülke de Kyoto sonrası hedeflere katılma konusunda yaygara kopartıyor.

Kendimizi kandırmayalım

Bu faktörlerin açık biçimde değerlendirilmesi Montreal'den daha az iyimser sonuçlar çıkarılmasını getirdi.

Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü'nden Camilla Toulmin, "İşaretler, doğru yönü gösteriyor ama yine de kendimizi kandırmayalım" dedi ve ekledi:

"Büyük sanayileşmiş devletler, gelecekteki bağlayıcı anlaşmalara dahil edilmeli, ama başarı ancak zengin ülkelerle sağlanabilir."

Blair, Beckett, Greenpeace ve diğer STK'lar için bardak geçmişte mümkün olandan gerçekten de daha dolu olabilir.

Ama acaba doğru bardağı mı tutuyorlar? Yoksa maşrapada kalan son damlalar da kurumaya yüz tutmuşken ufak bir kadeh mi ellerindeki?

İlgili haberler
İklimde son dakika uzlaşması
10 Aralık, 2005 | Haberler
ABD Montreal'de anlaşmaya yakın
10 Aralık, 2005 | Haberler
İklim konferansında ABD'siz anlaşma
09 Aralık, 2005 | Haberler
Başkan Bush'a 'yeşil mektup'
07 Aralık, 2005 | Haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik