BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 14 Ekim, 2005 - TSİ 19:40
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Salman Rüşdi'den Pamuk'a destek
Ünlü İngiliz yazar Salman Rüşdi 14 Ekim tarihli Times gazetesine yazdığı makalede Türkiye için 'Yaşayan en büyük yazarına baskı yapan bir ülke AB'ye nasıl girer?' diye soruyor.

Rüşdi karşıtı göstericiler
Rüşdi Şeytan Ayetleri kitabı yüzünden yıllarca koruma altında yaşamıştı

'Şeytan Ayetleri' kitabıyla dine hakaret ettiği iddiasıyla, hakkında İran'ın eski dini lideri Ayetullah Humeyni tarafından verilen ölüm fetvası ve öfkeli gösteriler ardından, yıllarca sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamak zorunda kalan Hindistan asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi düşünce ve ifade özgürlüğü konularında hassas bir edebiyatçı.

İşte yazarın Times gazetesindeki satırlarından bir özet:


"Yazar Orhan Pamuk'un çalışma odası Boğaz'a, nereden baktığınıza bağlı olarak Avrupa ve Asya dünyalarını birbirinden ayıran, ya da birbirine bağlayan - ya da belki hem ayıran hem bağlayan- o efsanevi deniz parçasına bakıyor.

Orhan Pamuk bir çok kitabıyla, son olarak büyük yankı yaratan romanı 'Kar' ve doğup büyüdüğü şehrin anılarıyla portresini yansıttığı 'İstanbul' ile daha önce Yaşar Kemal'in elinde olan 'yaşayan en büyük Türk yazarı' ünvanını hakettiğini gösterdi. Pamuk ayrıca açık sözlü bir kişi.

1999 yılında 'devlet sanatçısı' ünvanını reddederken, 'yıllarca devleti, yazarları hapse attığı, Kürt sorununu sadece zor yoluyla çözmeye çalıştığı için, ve dar görüşlü milliyetçiliğinden dolayı eleştiriyorum. Bana niçin böyle bir ünvan verdiklerini anlayamadım' demişti.

Pamuk, Türkiye'nin iki ruhlu bir ülke olduğunu söylemiş, 'coğrafi olarak Avrupa'nın bir parçasıyız, ama siyasi olarak?' diyerek bunun yanıtından emin olmadığını belirtmişti.

Orhan Pamuk ile bu yıl Temmuz ayında bir edebiyat festivali dolayısıyla Brezilya'nın güzel sahil kasabası Parati'de beraber bir kaç gün geçirdik.

Türkiye'deki aşırı milliyetçilerin ölüm tehditleri yüzünden iki ayı yurt dışında geçirmek zorunda kaldığı halde kaygılı görünmüyordu.

İsviçre gazetesi Tages Anzeiger'e 6 Şubat 2005 tarihinde verdiği mülakatta Pamuk, 'Türkiye'de otuzbin Kürt ve bir milyon Ermeni öldürüldü' deyip sonra, 'benden başka hemen hiç kimse cesaret edip konuşamıyor' diye eklemişti.

Pamuk hakkında 1 Eylül 2005 tarihinde bir savcı tarafından, 'Türklüğü küçük düşürmek' suçlamasıyla dava açıldı. Suçlu bulunursa üç yıl hapis cezasına çarptırılacak.

Pamuk'un yargılanacağı Türk Ceza Yasası'nın 301/1 maddesi, 'Türklüğe ve Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisine açıkça haraket' eden kişilerin altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını öngörüyor. Eğer Türklüğe hakaret suçu bir Türk vatandaşı tarafından yabancı bir ülkede işlenmişse, o zaman ceza üçte bir oranında artırılıyor.

Türkiye'de yetkililerin, tam da Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci AB liderleri tarafından değerlendirildiği bir sırada, ülkenin bu en tanınmış yazarının en temel özgürlüklerine yönelik böylesi bir açık saldırıdan kaçınması beklenirdi.

Ne var ki, Birleşmiş Milletler Sosyal ve Siyasi Haklar Anlaşmasını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini onaylamış bir devlet olarak Türkiye, bu akitlerle açıkça çelişen bir ceza yasasını uygulamaya devam ediyor. Ve dünya çapındaki protestolara rağmen, Orhan Pamuk'un yargılanması için tarih veriliyor.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye'nin birliğe girişinin garanti olmadığını vurguluyor ve herşeyden önce üyeliğine karşı derin kuşkular besleyen Avrupa Birliği halklarının kafalarını ve gönüllerini kazanması gerektiğini söylüyor.

Türkiye'nin üyeliğinin en hararetli savunucusu ise İngiltere. Başbakan Blair ve Dışişleri Bakanı Straw Türkiye'nin üyeliğinin AB açısından bir sınav olduğunu, reddedilmesinin İslam ile Batı arasındaki uçurumları derinleştirecek korkunç bir hata olacağını söylüyorlar.

Burada Türk laikliğini dine dayalı siyasetin sunağında kurban etmeye fazlasıyla gönüllü Blairci saçmalığın izini görmek mümkün.

Fakat bence de Türkiye'nin üye adaylığı AB için bir sınavdır. Bu AB'nin bazı prensipleri olup olmadığının sınavıdır. Eğer Avrupa Birliği'nin prensipleri varsa o zaman liderleri Orhan Pamuk'a açılan davanın biran önce düşürülmesinde ısrar edeceklerdir.

İlkesiz bir Avrupa, büyük sanatçılara ve özgürlük için savaşanlara sırtını dönen bir Avrupa, Avrupa anayasası için yapılan referandumlarda kullandıkları oylarla tepkilerini ortaya koymuş olan yurttaşlarından daha da uzaklaşacaktır.

Dolayısıyla Batı da Doğu da bir sınavdan geçecek.

Boğazın her iki yakasında da Orhan Pamuk davası önemli."

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik