|
İngiltere'den İsrail'e nükleer katkı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere devlet arşivlerinde gün ışığına çıkan yeni belgeler, İngiltere'nin İsrail'in nükleer silah üretimine önemli katkısı olduğunu gösteriyor. Üstelik İngiltere bunu müttefiği Amerika Birleşik Devletleri'nden bile gizlemiş.
BBC'nin ikinci kanalında yayınlanan Newsnight programının ulaştığı belgelere göre, İsrail'in nükleer güç haline gelmesini sağlayan süreç şöyle gelişti: 1958 yılında İsrail atom bombası yapmayı hedefleyen bir nükleer program üzerinde çalışıyor, Washington yönetimi ise İsrail'i durdurmayı amaçlıyordu. 1956'da Süveyş Savaşı'nda yaşadığı felaketin ardından İsrail, Fransızlarla, Necef çölünde Dimona nükleer santralını kurmak için gizli bir anlaşma yaptı. Ancak Fransızlar, atom bombası yapımında kullanılan plutonyumun üretimi için İsrail'in ihtiyacı olan yoğun hidrojene sahip ağır suyu sağlayamadı. İsrail, ağır suyu önce Amerikalılardan istedi, aldığı yanıt hayır oldu. Sonraki adresi ise, Norveç'ti. Ancak elinde yeterli miktarda ağır su bulunmayan Norveç, İsrail'e ihtiyacı olan ağırsuyu daha önce benzer bir alışveriş yaptığı İngiltere'den sağladı. 20 ton ağır su karşılığında İngiltere'ye, o dönemde yaklaşık 3 milyon dolar ödeme yapıldı. ABD'den gizlenmiş İngiltere'nin İsrail'e nükleer silah üretimi için gerekli olan malzemeleri sağlaması kadar dikkat çekici olan, belgelerden ortaya çıktığına göre, bunu müttefiki
Amerika Birleşik Devletleri'nde John F. Kennedy ve Lyndon Johnson hükümetlerinde savunma bakanlığını yapan Washington'un nükleer stratejisinin mimarlarından Robert McNamara, BBC'nin ''İngiltere'nin İsrail'e ağır su satması sizi şaşırttı mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi: "İsrail'in nükleer silah geliştirmeye çalışması kimse için sürpriz değildi, ama İngiltere'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne haber vermeden İsrail'e ağır su satması benim için çok şaşırtıcı. Çünkü nükleer bomba konusunda İngilizlerle bilgi paylaşıyorduk biz. Ancak her iki ülkenin de, İsrail'in nükleer bomba üretmeyi hedeflediğini sezmesi gerekiyordu. Amerika'nın Güney Kore'yle ve diğer bazı ülkelerle güvenlik anlaşması var, ama İsrail'le olmadı. Arap liderler, örneğin dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır, Haziran 1967'de İsrail'i yeryüzünden silmeyi planladığını açıklamıştı. İsrail'in de, doğal olarak nükleer silaha yönelmesi beklenebilirdi. Ama bu bence bu hem onlar için, hem de bizim için çok tehlikeliydi." Robert McNamara, İsrail'in nükleer kapasiteye sahip olmasının, o dönemden bu yana Ortadoğu'nun sorunlarını daha da karmaşıklaştıran bir etken olduğu görüşünde. "Bugün Washington'un nükleer silah konusunda İsrail'e diğer ülkelerden daha farklı davrandığı yönünde dünyada hakim olan görüş bence, Amerika'nın ve bir ölçüde de İngiltere'nin Ortadoğu'daki faaliyetleri için önemli bir sorun. Bence İsrail-Filistin sorununu çözmeliyiz." McNamara, İran'ın, nükleer programından vazgeçmemesi durumunda Bush yönetiminin askeri çözüm seçeneğine sahip olduğu iddialarını da mantıklı bulmuyor ve ekliyor: "Bence Amerika, ilk önce, İran'ın nükleer sorunu konusunda kabul edilebilir bir askeri çözüm bulunmadığını anlamalı. Askerlerimiz Irak'ta bağlı ve İran'a bugün bir operasyon düzenlemek çılgınlık olur. Bu nedenle, etkili bir diplomasiyi uygulamalıyız." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||