|
Olimpiyattan para kazanılır mı? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Olimpiyatlara başvuran her ülke bu işten sadece prestij değil, büyük maddi kazanç da umar.
Sporcuları ağırlamak için, Olimpiyat tesisleri, ulaşım ve diğer altyapıyı yenilemek için harcanan milyarlarca doları bu kazançla kat kat çıkaracaklarını düşünürler. Kentlerine akın edecek turistlerin, sponsorların, kalıcı altyapı yatırımlarının ve tanıtımla gelecek fırsatların ekonomilerini ihya edeceğini hesaplarlar. Teorik olarak bu doğru görünse de, geçmiş Olimpiyatların bilançosu karşımıza bambaşka bir tablo çıkarıyor. Olimpiyat tarihinin en büyük maddi felaketi, Kanada'nın Montreal kentini iflasın eşiğine getiren 1976 Olimpiyatları'nda yaşandı. Dört yıl sonra ABD'nin Los Angeles kenti, Olimpiyatlardan kâr eden ilk şehir oldu. Los Angeles, büyük şirketlerle yaptığı sponsorluk anlaşmalarından büyük paralar kazandı. Maddi açıdan başarılı bir diğer Olimpiyat, 1992'de İspanya'nın Barselona kentinde yapıldı. Barselona'nın bugünkü altyapısı ve güzelliğini tamamen Olimpiyatlara borçlu olduğu söyleniyor. 2000 Sidney Olimpiyatları görkemi yüzünden büyük övgü toplasa da, kentin turizm gelirleri bunu izleyen birkaç yıl boyunca düştü. Geçen yıl yapılan Atina Olimpiyatları'nın bütçesi öngörülenin iki katına çıkıp, ülke ekonomisini büyük yük altına soktu. Kısacası geçmiş deneyimler bize Olimpiyatların bir para basma makinesi olabileceğini, ama bunun güvencesinin de olmadığını gösteriyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||