|
G8'de küresel ısınma uçurumu | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İskoçya'nın Gleneagles kasabasında yapılacak Sekizler Grubu zirvesine iki gün kala, ev sahibi İngiltere'nin başbakanı Tony Blair'in, Afrika'ya yardım konusunda dünyanın en zengin sekiz ülkesinin liderleri arasında bir uzlaşma sağlamaya yaklaştığı bildiriliyor. Fakat, zirvenin ikinci önemli gündem maddesi üzerinde, yani küresel ısınmaya karşı ne tür önlemler alınacağı konusunda, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile diğer G8 ülkeleri arasında varolan derin uçurum hala giderilememiş durumda. Başkan Bush ülkesini, atmosfere salınan karbon miktarını sınırlamaya yönelik hiçbir taahhüt altına sokmamaya kararlı. Bush, bu akşam İngiltere'deki özel televizyon kanalı ITV'de yayınlanacak mülakatında, zirvede Amerika'nın çıkarlarını savunacağını ve Irak savaşındaki desteği karşılığında Tony Blair'e herhangi bir kolaylık sağlamayacağını belli etti. Bush, "Tony Blair, Büyük Britanya halkının yararına olacağını düşündüğü kararları aldı. Ben de, Amerikalıların yararına olduğunu düşündüğüm yönde kararlar aldım. Aramızda, 'sen benim istediğimi yap, onun karşılığında ben de seni destekliyeyim' şeklinde bir ilişki yok. İki ülke arasındaki ilişkiyi güçlü müttefiklerin ve dostların, ortak çıkarlar doğrultusunda birlikte çalışmaları şeklinde görüyorum" şeklinde konuştu. Başkan Bush, Kyoto Anlaşması'nda kabul edilen ve atmosfere salınan karbon miktarını azaltmaya yönelik, hukuki bağlayıcılığı olan önlemleri benimsemeye hiç niyetli değil. Fakat son sıralarda, küresel ısınmanın nedenleri konusunda bilimadamlarının hemfikir olduğu görüşleri en azından kaale almaya başladığı ve iklim değişikliğinin üstesinden gelinmesi gereken uzun dönemli bir sorun olduğunu kabul ettiği görülüyor.
Fakat, küresel ısınmanın, kendi deyimiyle, bir yere kadar insan faaliyetinden kaynaklandığını da kabul etmesine rağmen, önerdiği çözüm farklı: "İnsanlar bizim Amerika'da çevreyi temizlemek için ne kadar çaba harcadığımızı ve yeni teknolojilere yatırım yaptığımızı öğrenince şaşıracaklar. Bu yüzden G8 zirvesinin olumlu geçeceği konusunda kuşkum yok." Başkan Bush'un önerdiği çözüm, sera etkisi yapan fosil yakıtların kullanımını azaltmak yerine, bu yakıtların atmosfere saldığı gazları temizleyecek yeni teknolojileri geliştirmek. Çok uluslu dev Amerikan tekelleri de aynı görüşte. Dünyanın en büyük aluminyum imalatçısı olan Alcoa şirketinin sözcüsü Lee Calliff, "Başkan Bush, gerçek çözümün teknolojiye dayalı olduğunu söylerken haklı. Biz, aluminyum imal eden bir şirket olarak, atmosfere saldığımız sera gazlarının miktarını, 1990 yılındaki düzeyinden yüzde 30 oranında aşağıya çektik. Bu düzeyi sürdürmeye kararlıyız. Bunu da, imalat süreçlerimizde yaptığımız değişiklikler ve fabrikamızda gerçekleştirdiğimiz teknolojik yenilikler sayesinde başardık" diyor. G8 zirvesinde, iklim değişikliği konusunda, büyük bir olasılıkla yeni teknolojilerin geliştirilmesine vurgu yapılarak bu konu genel niyetlerin dile getirilmesiyle geçiştirilecek. İngiltere Çevre Bakanı Margaret Beckett de, Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel ısınmayla mücadele çabalarına daha fazla katılmasının büyük öneme sahip olduğunu söylerken, zirveden böyle bir sonuç çıkmasının işaretlerini veriyor: "Benim için büyük önem taşıyan şey şu: İnsanlığın belki de önünde duran en büyük küresel sorunla karşı karşıyayız. Uluslararası toplum tümüyle katılmadan, iklim değişikliğinin bir sorun olduğunu, bu sorunun ortaya çıkmasında insan eyleminin önemli bir rol oynadığını ve sorunun çözümü için birşeyler yapılması gerektiğini kabul etmeden bir yere varmamız mümkün değil. Zirvedeki müzakerelerin başarıyla sonuçlanmasını isteyenler bu tür sonuçlara ulaşıp ulaşamayacağımıza bakacaklar." Yakın zamana kadar iklim değişikliğine ilişkin bilimsel verileri bile kabul etmeyen Başkan Bush'un şimdi, küresel ısınmanın bir sorun olduğunu kabul etmesi ve yeni teknoloji geliştirilmesi gerektiğini söylemesi, G8 zirvesinde yine de önemli bir adım atılması anlamına gelmiyor mu? İngiltere'nin eski çevre bakanlarından Michael Meacher fazla umutlu değil: "Başkan Bush'un nihayet, küresel ısınmanın gerçek olduğunu ve birçok faktörün yanısıra insan faaliyetinin de buna neden olduğunu kabul etmesi çok güzel. Gezegenimizde bu gerçeği kabul eden belki de en son kişi başkan Bush... Fakat 'bu sorunun üstesinden gelmek için temiz teknoloji geliştireceğiz' demesi yetersiz. Tabii ki temiz teknoloji istenen birşey ve bu teknolojilere yönelmemiz lâzım. Fakat tek başına karşı karşıya olduğumuz sorunu çözmekten çok uzak. Bilimadamları küresel ısınmayı durdurmak ve geri çevirmek için, 2050 yılına kadar, atmosfere salınan karbon miktarını yüzde 60 oranında azaltmamız gerektiğini söylüyorlar. Kyoto Anlaşması başarılı olsa bile, 2010 yılına kadar sadece yüzde beşlik bir indirim bekleyebiliriz. Yeni teknoloji ise sadece gelecekteki hava kirlenmesini engelleyebilir. Şu sırada atmosfere salınan karbon miktarını azaltması, hele hele yüzde 60 oranında azaltması mümkün değil." Afrika konusunda uzlaşma G8 zirvesinin birinci gündem maddesi olan Afrika'ya yardım konusunda büyük oranda uzlaşma sağlandığı bildiriliyor.
14'ü Afrika'da olan 18 en yoksul ülkenin 25 milyar doları bulan borçları silinecek. Ayrıca liderler Afrika ülkelerine yapılan yardımların arttırılacağını da vaadedecekler. Gerçi bu noktada Almanya'nın itirazları var. Başbakan Schröder, bu konuda İngiltere başbakanı Tony Blair'in önerilerine kuşkuyla yaklaşıyor. Sadece yardımın arttırılmasının Afrika'nın sorunlarını çözmeyeceğini düşünüyor ve herhangi bir yardım vaadinin, afrika ülkelerinde yolsuzlukların hedef alınacağı iyi yönetim şartına bağlı olması gerektiğini savunuyor. Almanya Kalkınma Bakanlığı'nın sözcüsü Mikhail Hoffmann, "Ancak iyi yönetim anlayışını yerleştirerek birşey başarmak mümkün. Yani yolsuzlukla mücadele eden, reformlara açık olan bir yönetim anlayışı.. Afrika'da bu tür hükümetlere ihtiyacımız var. Aksi takdirde, ne kadar çok para akıtırsanız akıtın, fazla bir başarı elde edemezsiniz" diyor. Almanya'nın bu yüzden önümüzdeki beş yıl içinde yardımın iki misline çıkarılması teklifine direneceği anlaşılıyor. Afrika ülkelerine uygulanan ticari engellerin, gümrük duvarlarının hafifletilmesi konusunda da fazla bir ilerleme sağlanamayacağı söyleniyor. Başkan Bush, Avrupa'daki tarım destekleri sürdüğü sürece, Amerika'daki benzer desteklere dokunmayacağını söylüyor. Dolayısıyla, büyük protesto gösterilerine, milyonların katıldığı Live 8 konserlerine rağmen, G8 zirvesinden Afrika'ya gerçekten yarayacak bir sonuç çıkıp çıkmayacağı şu anda belirsiz. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||