|
'Nükleer silahsızlanma konferansı' | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
180'den fazla ülkeden dışişleri bakanları ve büyükelçiler bugün New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde toplanıyor.
Toplantıda, nükleer silahlanmaya nasıl dur denileceğine cevap aranacak. Ayrıca, nükleer silah ve teknolojinin yayılmasını engellemeyi ve bu teknolojinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını amaçlayan, 35 yaşındaki Nükleer Silahların Sınırlandırılması Anlaşması'nın geleceği konuşulacak. Dünyadaki tüm silahsızlanma anlaşmalarındakinden daha fazla ülkenin imzası var bu metnin altında. Ancak imza sahiplerinin aralarındaki anlaşmazlık noktaları da bir o kadar fazla. Nükleer Silahların Sınırlandırılması Anlaşması, tüm zamanların en önemli güvenlik anlaşmalarından biri olarak gösterilir. Bu anlaşma uyarınca, nükleer silaha sahip olmayan ülkeler, bunları edinmeye çalışmayacakları sözü veriyor. Tersi durumdaki ülkeler ise, silahsızlanmayı kabul ediyor. Dört hafta sürecek konferansta temel anlaşmazlık noktası, anlaşmanın işlevini yerine getirmeye devam edilebilmesi için hangi ülkelere odaklanılması gerektiği. Amerika Birleşik Devletleri ve bazı müttefikleri, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda en kaygılı ülkeler olarak öne çıkıyor. Washington başta Kuzey Kore ve İran'dan endişeli. Kuzey Kore bir süre önce bu anlaşmadan çekilmiş, daha sonra da nükleer silahlara sahip olduğunu duyurmuştu. Nükleer silahlara sahip olduğundan şüphelenilen İran ise iddiaları reddediyor. Nükleer silah sahibi olmayan ülkeler ise, nükleer silaha sahip olduğu bilinen beş ülkeye odaklanılmasını istiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya. Bu ülkelerin silahsızlanma yükümlülüklerini yerine getirmedikleri savunuluyor. Nükleer silaha sahip olan diğer üç ülke; İsrail, Hindistan ve Pakistan'ın ise anlaşmada imzası bulunmuyor. Birleşmiş Milletler'in silahsızlanmadan sorumlu Genel Sekreter yardımcısı Nobuyasu Abe, nükleer silah sahibi olan ve olmayan ülkeler arasında uzun süredir bir yaklaşım farkı bulunduğunu kabul ettiğini, ancak bu toplantıda, somut bir mutabakata varılacağından umutlu olduğunu ifade ediyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||