|
Lübnan'da Hizbullah'ı ne bekliyor? | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Eski Başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesi ardından Lübnan'da yoğunlaşan Suriye karşıtı havanın, Şam destekli Lübnan Hizbullahı'nı da zor durumda bırakabileceği belirtiliyor.
Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesi, gözleri Suriye'ye çevirdi. Şam yönetiminin etkisinin, Lübnan'ı istikrarsızlığa sürüklediğini savunan ABD, Suriye'yi bir kez daha, bu ülkedeki askerlerini çekmeye çağırdı. Lübnan içinde de hükümete istifa çağrıları giderek daha yüksek sesle dile getirilirken, Suriye'nin Beyrut'taki en güçlü müttefiklerinden Hizbullah'ın da zor bir durumla karşı karşıya kalacağı belirtiliyor. Lübnan'da hükümet karşı olmak, aynı zamanda Suriye karşıtı olmak anlamına geliyor. Bu denklemde Hizbullah'ın durumu ise biraz farklı. Zira örgüt, hem hükümet karşıtı, hem de Suriye'nin müttefiki konumunda. Ancak Hizbullah aynı zamanda, parlamentoda 9 milletvekili bulunan, Şii ağırlıklı yasal bir siyasi parti. Şimdiye kadar hükümete katılmayı hep reddetmiş olan Hizbullah, ülkede yönetime gelen çeşitli kabinelerin de ekonomi politikalarına hep muhalif olmuş. Suriye'nin desteği olmadan, Hizbullah'ın bir gerilla örgütü olarak varlığını sürdüremeyeceği belirtiliyor. Suriye'nin Lübnan'daki askerlerini çekmesini öngören 1559 sayılı Birleşmiş Milletler kararı, Hizbullah gibi örgütlerin de silahlarını bırakmalarını öngörüyor. Refik Hariri'nin cenazesinde, Hizbullah taraftarları yer almıyordu. Suriye karşıtı bir gösteriye dönüşen cenazeye katılmalarının, Şam'daki dostlarını kızdıracağını düşünmüş olmalılar. Ancak Lübnan'daki Suriye karşıtı havanın daha da yoğunlaşması durumunda, Hizbullah'ın zor durumda kalacağı belirtiliyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||