|
Nepalli Maocuların yükselişi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yıllardır Maocu isyanla boğuşan dünyanın en yoksul ülkelerinden Nepal'de, sonunda Kral hükümeti görevden aldı, olağanüstü hal ilan etti. İşte Nepalli Maocuların öyküsü.
Nepal'deki Maocu isyancılarla ilk karşılaşmam, Katmandu'ya üç saat mesafedeki bir yerleşim biriminde, bir barakanın duvarındaki yazıyla oldu; "Yaşasın Halk Savaşı". Aslında daha fazlasını bekliyorduk. Zira Katmandu'dan ayrılırken, Gorkha'da Maocu gerillalara rastlayacağımız söylenmişti. Burası Maocuların kalesi olarak biliniyordu. Ama öyle olmadı. Sadece İngilizce yazılmış bu duvar yazısı vardı. Ben de bir polise sordum; "Gerillalar nerede?" diye. Gülerek uzaklardaki Himalaya Dağları'nı işaret etti. Hayal kırıklığına uğrayarak arabaya döndüm. Günün geri kalanını; "Bu Maocular o kadar da ciddiye alınacak bir grup değilmiş" diye düşünerek geçirdiğimi hatırlıyorum. Ne kadar yanılmışım. Bu anlattığım olay 1998'de, "Halk Savaşı"ndan iki yıl önceydi. İsyancılar ile hükümet arasındaki sorunun kaynağına ilişkin fazla bilgi yoktu. İsyancıların kontrolündeki bölgelere çok az sayıda yabancı gazeteci gidiyordu. Onların yazdıkları da çok detaylı değildi. 2000 yılında Katmandu'da BBC Nepal muhabiri olarak göreve başladım. Genilim giderek artıyordu. Ücra noktalardaki polis karakolları basılıyor, onlarca polis memuru maskeli isyancılar tarafından öldürülüyordu. İsyancıların ve insan hakları gruplarının açıklamalarında da, polisin Maocularla mücadele için düzenlenen operasyonlarda, köylülere ve isyanı destekleyenlere karşı başvurdukları vahşet anlatılıyordu. Gidip kendim görmeye karar verdim. Maocuların Orta Batı Nepal'deki kalesine gidecektim. Maocuların kontrolündeki köylere girdiğimizde, bayraklar ve duvar yazıları ile karşılaştık. Yazılar bu kez Nepal dilindeydi. Ancak silahlı kimseyle karşılaşmadık. Maocuların uluslararası dünyanın dikkatini çekmesi, Haziran 2001'de, Katmandu'daki Kraliyet Sarayı'nda gerçekleşen katliamla oldu. İsyancılar çabuk davranarak, sorumluluğun Veliaht Prens Dipendra'da olduğu yolundaki resmi açıklamayı yalanladılar. Maocu lider Prachanda, hükümete karşı ayaklanma çağrısı yaptı ve isyan giderek şiddetlendi. 2001 Eylül'ünde, dünyanın gözü Dünya Ticaret Merkezi'ne yönelik saldırılara odaklanmışken, Nepal hükümeti olağanüstü hal ilan etti ve orduyu isyancıların üzerine gönderdi. İnsan hakları örgütlerine göre, ölenlerin çoğu sivillerdi. İsyancılarla ilk karşılaşmam işte bu döneme rastlıyor. 3 gazeteci, Maocuların kalesi olarak bilinen Rolpa bölgesinde ilerliyorduk. Sora sora ücra bir köyde istirahate çekilmiş olan isyancılara ulaşmayı başardık. İlk olarak bizi esir almaya kalktılar. Daha sonra üst düzey bir komutan gelerek, Nepal ve onun dünya devrimindeki yerinden söz etti uzun uzun. "Nereye kadar devam edeceksiniz?" diye sorduk; "İzleyin ve görün" dediler. 2003 Haziran'ındaki bir ateşkes sırasında, hareketin önde gelen isimlerinden Baburam Bhattarai ile görüştüm. Bana, Çin, Sovyetler Birliği ve Kamboçya'da yapılan hatalardan büyük dersler çıkardıklarını söyledi. "Nepal başarılı bir halk cumhuriyeti olacak. Dünyaya bu iş nasıl yapılırmış göstereceğiz" diyordu. Ancak bir süre sonra ateşkes bozuldu ve savaş tekrar başladı. Takip eden günlerde Nepalli direnişçiler dünyaya tek bir şey gösterdi. Ülkedeki kayıpların sayısının nasıl tırmandırılacağını. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, ordu ve isyancılarca kaçırılıp kaybolan insanların sayısının ürkütücü bir şekilde arttığını söylüyor. Kral Gyanendra'nın duruma el koyarak, yetkileri kendinde toplamasının nedeni, isyancıların atadığı son hükümet ile görüşmeyi reddetmesinden kaynaklanıyor olabilir. Maocular şimdi tüm halkı Kral'a karşı birleşmeye çağırıyor. Nepal Krallığı'nın bu endişe verici adımından sonra ufukta ne bir askeri zafer ne de barış görüşmeleri gözüküyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||